Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Hazine,
tökezlediğin yerde saklıdır.

Joseph Campbell
Yorumlar
 
Hülya Gültekin

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Kaynak, Nehir ve Okyanus...
Acıdan ve geçmişinden her geçtiğinde seni ışık olup aydınlatacak farkındalıkları dolduracaksın heybene. Devamı>




An' ladım...
Yaşam Üstatlarımız...
İlmek İlmek Hayat
Yalnızlığın Dili
SEN ! Kendin OL !
GÜLÜMSE!
MUTLULUK
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Akıl mı Sevgi mi? Karakter Boyu:

 
Hülya Gültekin
04 Mart 2008

Çocuklarımızın içindeki hazineyi keşfederken gecikmiş olan kendi keşif yolculuğumuzu başlatırız.

Nedir öncelikli ihtiyacımız olan.
 
Çocukluğumuz ve çocuklarımız...

Her ikisini de düşündüğümüz de yüreğimiz sızlar. Ya çocukluktan payımıza düşeni  alamamışızdır ya da çocuklarımızı ne yaparsak yapalım mutlu edememişizdir. Bu kısır döngü genelde böylece sürer gider.

Çocukluğumuzda ''Ben çocuklarıma asla böyle yapmam,'' dediğimiz şeyleri anne baba olduğumuzda kat kat artırarak yaparız. Annemizin babamızın rol modeli oluruz ve çocuklarımıza anlayış ve sevgi sunacağımıza akıl verir, onların hayatının en güzel dönemlerini çekilmez kılarız. Ve kendimiz gibi çocukluğunu hayal kırıklığıyla geçirmiş çocuklar yetiştiririz. Oysa ki tanrı onlara gereken aklı ve tanrısal gücü fazlasıyla vermiştir.

Anne ve babalar olarak bize düşen, onların sahip oldukları aklı ve tanrısal gücü anlayış ve sevgiyle destekleyip hem çocuklarımızın hem evrenin yararına kullanmalarını sağlamaktır. Çocuklarımızın içindeki hazineyi keşfederken de gecikmiş olan kendi keşif yolculuğumuzu başlatmaktır.
 
Çocukluğumuzda alıcı konumundayızdır daha çok. İleride onlar gibi olmamızı sağlayacak bilgileri ve onlardan gördüğümüz davranışları birebir kaydederiz bilinçaltımıza. Anne baba konumuna geldiğimizde ise hazırızdır onların bize yaptıklarını çocuklarımıza yapmaya.

Alıcı olan yanımızdan başka verici olan yanımız da hafife alınır gibi değildir aslında. Geldiğimiz aileye onlarda olmayanı getirmişizdir. Tanrı ailemizdeki eksik parçayı bizim içimize koymuş ve göndermiştir.

İçimizde taşıdığımız ve kendilerini tamamlayan o parçayı bizi küçümsedikleri için göremezler anne ve babalarımız. Kendi içlerinde taşıdıkları önemsenmediği ve keşfedilmediği için bizim içimizdekini de asla bulup çıkaramazlar. Biz çıkarmaya uğraştıkça da bu yanımız onlarda bulunmadığı için yok etmeye ve bastırmaya çalışırlar. Sürüden farklı olup dışlanacağımız korkusuyla koyun gibi gütmek ve sürekli yoğun bir çabayla sürüye katmaya çalışırlar bizi. Yüzde yüze yakın bir kısmı da bunu çok iyi başarır. Üstelik, bunu yaptıkları için gururlanırlar kendileriyle. Büyük bir günah işlediklerini asla bilmezler.

Tanrı'nın çocuklarımızın yüreklerine saklayıp hepimize gönderdiği mucizeleri ve armağanları, çocuklarının yüreklerini korkuyla istila edip boşalttıklarını bilmezler.
 
Bırakın o küçücük bedenlerde saklı kocaman ruhlar severek yaptıkları  şeylerle aksın yaşama.

Kiminin ruhu dolaşsın kitap sayfalarının arasında. Kimininki buluşsun bir piyanonun tuşlarıyla veya bir gitarın telleriyle. Kimininki bir tiyatro sahnesinden, kimininki bir dans pistinden yayılsın evrene. Kimininki bir tuvalde renkten renge, şekilden şekile girsin. Kimininki bir laboratuarda çözüm olsun.

Bırakın sanat, bilim ve felsefeyle yoğursunlar kendi kendilerini ve dünyanın aydınlık geleceği olsunlar. Bırakın ki savaşmasınlar önce kendileriyle, sonra sizlerle, sonra da kocaman bir dünyayla. Bırakın ki dünyaya bakabilsinler gülümseyen yüzlerle ve ışık saçan gözlerle.
 
En kötü anne babalar kimlerdir bilir misiniz?.. Gençliklerinde yaptıklarını unutanlar.
 
Ve şunu asla unutmayın.
 
Hakları ve kendilerine yakışan temiz zevkleri ellerinden alınan gençler, onların yerine daha gizli ve tehlikelilerini koyarlar.

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Büyük bir bilim adamına, Nobel’le ödüllendirilen bir cerraha sormuşlar: “Nobel ödülünü alınca pek de mutlu görünmediniz. Sorun neydi?” O da demiş ki: “Ben her zaman dansçı olmak istemiştim. Aslında cerrah olmak istememiştim. Ama şimdi sadece cerrah olmadım, üstelik çok da başarılı bir cerrah oldum, ve bu bir yük. Ben sadece dansçı olmak istemiştim ve şimdi hâlâ çok kötü dans ediyorum; bu da bana acı veriyor. Birini dans ederken görünce kendimi berbat hissediyorum, cehennemdeymişim gibi. Bu Nobel ödülünü ne yapacağım? Dansın yerine geçemez, bana dansı veremez.”

Unutma, iç sesine bağlı kal. Seni tehlikeye yöneltebilir; o zaman gir tehlikeye, ama iç sesine bağlı kal. Ancak o zaman günün birinde mutlulukla dans edeceğin bir duruma gelebilirsin.
ışık 13 Nisan 2008 Saat:15:37:18

Çocuklar konuşmadan önce düşünmeye başlar.Bu düşüncelerini sözlü iletişim kurmayı öğreninceye kadar ifade edemezler.Çocuklar düşünürler ve sizin çevenize girdiği gün, sizden titreşimsel düşünceler alırlar.İnançların ebeveynden çocuğa kolayca geçmesinin sebebi budur.Çocuklar, siz sözlü olarak dile getirmesenizde titreşimsel olarak sizin korkularınızı ve inançlarınızı alırlar.Eğer çocuğunuza büyük değer kazandıracak bir şey yapmak istiyorsanız, yalnızca istediğiniz ve olumlu şeylere yoğunlaşın.Ve zamanla çocuğunuzun da ne istediğini bilen ve olumlu düşünen biri haline geldiğini göreceksiniz.
Ayşe 11 Mart 2008 Saat:09:12:22

Yaratıcılık; varolan kalıpları yıkmak, başkalarının yaşantılarına açık ve hoşgörülü olmak, alışılmışların dışına çıkmak, bilinmeyenlere doğru bir adım atmak, empoze edilmiş düşünce çizgisini cesurca ortaya koymak, belli bir problem için alternatif çözümler üretmek, başkalarının izlediği yoldan çıkmak, başka şeylere yol açan yeni bir şey bulmak, yeni bir ilişki kurmak, yeni bir düşünce ortaya koymak, bilinmeyen yeni bir teknik veya yöntem icat etmek ve insanlara yararlı olan bir aracı veya aygıtı bulmaktır. Bunları yapabilecek gücü kendi içinde arayıp bulup çıkarmaktır.
cesur yürek 09 Mart 2008 Saat:14:39:53

 Toplam 5 yorum var. 1 2  


Bakış, Gönle İnce İnce Nakış
Beyhudedir bakış, özden geçmezse akış. İçinden ayrıysa gözlerin, olur bu kendinden kaçış.
Kim O?
Sadece Bir Adım
Hazır mısınız?
Gölge Gibi Yaşamak

  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.