Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Özlem Tutkak

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Çağırdım Geldin
Kâh kalabalıklara karışıyorum, kâh ekranın karşısında kendimi uyutuyorum. Tek ki sesin bana ulaşmasın, harekete geçmek zorunda kalmayayım. Devamı>




1 Ocak 2008
Issız Ada’m
Vesikalık Fotoğraf
Benimle Oynar Mısın?
Yaşam Seni Seviyorum!
Aşkım Ben
Davet
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Aşkım Ben Karakter Boyu:

 
Özlem Tutkak
02 Ağustos 2008

Zaman büyütmeye devam etti küçük kızları. Önce aşksız da yaşanabileceğini kabul ettiler.

 






“Aşk cümlesinde özne mi önemlidir, nesne mi, yüklem mi?”

Metin Üstündağ’ın bu soru cümlesi. Ne doğru bir soru; “Ben seni seviyorum” derken altını çizdiğimiz hangisi, “ben”, “sen”, “sevmek”?

Kendisini kurtaracak beyaz atlı prensi beklemeyi öğrenerek büyüyen küçük kızlar, gizli saklı Beyaz Dizi okuyarak ergenliğe merhaba dediler. Burun kıvırdıkları Türk filmlerinden vazgeçip yerine Amerikan yapımı romantik komedileri koydular. Kendilerini ya bir masal zamanına ya bir film karesine hapsedip, o anı gerçek kılmaya adadılar hayatlarını. 

Yarattıkları ilk ilah babalarıydı, ilk aşk babaydı, sonra başka ilahlar da yarattılar tabi. O küçük kızların aşk cümlesinde öncelik nesnedeydi. Küçük kızlar “O”nun tarafından seviliyor olmakla kendi değerlerini onayladılar. “O”nun tarafından sevilmeye layık bulunmuş olmaktı onları özel kılan.

Önce yaratıp sonra taptılar. İlah katına çıkarttıkları erkeklerin sıradan birer fani olduklarını fark edene kadar.

İşte o zaman kendilerine döndüler. Kendi güzellikleri, kendi değerleri, kendi seçimleri belirlemeye başladı önceliklerini. Artık hepsi kendi dünyalarının Tanrı’sıydı. Her şeyin en doğrusunu onlar biliyordu, ne tecrübeler edinmişlerdi, nasıl da inceltmişlerdi beğenilerini, çözmüşlerdi bu aşk oyunun kurallarını.

Şimdi aşk cümlesinde altı çizilen özneydi. “Onu seven herhangi bir kadın değil, “Ben”im.” O yüzden çok acıttı sevilenlerin terk edişi. Nasıl olurdu da “Ben”den vazgeçilebilirdi, “Ben” yoksam, dünya bile dönmemeliydi.

Zaman büyütmeye devam etti küçük kızları. Önce aşksız da yaşanabileceğini kabul ettiler. Kendi kendileriyle mutlu olmayı öğrendiler. Kendilerini kutsayacak ilahlar aramaktan vazgeçtiler, kul-köle edinmekten de.

Sonra yaşamın kendisinin “Aşk” olduğunu anladılar. En önce kendilerini, çiçeği, güneşi, havayı, suyu, insanoğulları ve kızlarını sevdikçe, o sevginin artarak kendilerine verileceğini gördüler. Sevgi paylaşıldıkça çoğaldı. Gözleri sevgiyle parlarken, biliyorlar artık aşk cümlesinde önemli olan “Aşk”.

Aşk, hem özne, hem nesne, hem yüklem, Aşk, hak, Aşk yol, Aşk öz, Aşk evren. Şimdi; Aşk’la yıkanıyor küçük kızlar, Aşk’ın ta kendisi oluyorlar. Aşk oluyorlar, Ol’uyorlar...   

 


     


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Tam da aşkın ortasındayken, işte duygularım dile gelmiş senin kaleminde. Aşk özdür ve tam da bendeki karşılığı budur dedim yazını okuduğumda. Yüreğine sağlık.
Çiğdem Çubuk 04 Ağustos 2008 Saat:18:22:12

Aşkın ta kendisi olmak, tam da zamanında, şu anda...Kucaklamak, bir olmak...
Rüzgar 03 Ağustos 2008 Saat:20:28:52

Elbette sevginin, aşkın karşılıklı olanı herkes tarafından istenir. Peki bu nasıl sağlanır ?Asıl önemli olan sevmek, sevebilmek değil midir ? Düşünsene...Kim alabilir bu duyguyu senin elinden ? Kim zincir vurabilir sevgine ? Düşünce özgürlüğü ne kadar önemliyse, duygu özgürlüğü de o kadar önemlidir bence. İlla da karşılık beklenen sevgi, onay/takdir arayışına girer. Hepimiz bu tuzağa düşmedik mi zamanında ? Hem de defalarca...
Hepimiz bağımlı hale gelmedik mi, bağlılığı bağımlılıkla karıştırdığımız zamanlarda ? Oysa sadece sevmek, sadece hissetmek, sadece bilmek, sadece OLMAK, işte budur hayatın bize armağını.
dilek taşçılar 02 Ağustos 2008 Saat:16:19:56

 Toplam 4 yorum var. 1 2  


Heey Ne Duruyorsun?!
Evet, hata yaptın çok, hem de pek çok kere ama yeniden nefes almak, yeniden başlamak için geç mi, söyle?
Sanat Meditasyondur
Gül Kurusu Akşamlar
Sabret Gönül
Özsaygı Yolcusu Kalmasın!

  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.