Selen Servi
10 Ekim 2007
“Yanımda olsa yeterdi” duygusunu yaşama ihtimali beni çok korkutuyor.
Babam, canım,
Yıllar geçince bir kitap arasından ya da çekmecenin altından çıkan eski mektuplar insana garip bir mutluluk veriyor. Benim size yolladığım kartları, yazdığım bir iki mektubu bulduğun zaman sen paylaşmıştın bu duygunu... Bu mektubu da yaşadığımız bu dönemden bir hatıra olarak kalması için yazıyorum.
Bu yıl otuz yaşındayım. Otuz yaşın ne olup olmadığıyla ilgili herkesin ayrı tanımı vardır mutlaka. Senin için toy yaşlardır hala, kardeşim için orta yaştır, annem için annesini kaybettiği yıllardır... Tanımı ne olursa olsun yeni bir dönem...
Benim için olduğu gibi.
Seninle geçirdiğimiz bu otuz yıllık dönemde, aynı o şiirde söylendiği gibi, önceleri seni dünyanın en bilgili adamı olarak gördüm; sonra en despot; sonra “ne biliyor ki” dedim; sonra tecrübe kaynağım oldun...
Günün birinde “yanımda olsa yeterdi” duygusunu yaşama ihtimali beni çok korkutuyor. Yine de bunu sürekli zihnimde tutmuyorum.
Yaşanan yıllar arttıkça ayrıntılar yerine yılların özetine bakıyor insan.
Tıpkı benim şimdi yapacağım gibi...
İlkokul öncesi dönemim, iki genç insanın ilk çocuklarını yetiştirme tecrübesiyle geçti;-) Anne 16; baba 26 yaşında... Gerçekten mucize... Ama o dönemden aldığım güven ve sevgi duygusunu bugünüme taşıdığımı bilmeni isterim.
İlkokul dönemi, herşeyin bana odaklandığı, eğitimime mümkün olan en bilinçli şekilde yaklaşan bir anne baba. Arada kardeş geldi ateşlendim o ayrı...
Ortaokul ve lise dönemi… En uzun dönem olduğundan -ve benim de bilinçlendiğim dönem- seninle en zor yıllarımızı o dönem yaşandı. Tek maaş ile beni koleje yollama konusundaki çabanız ve azminiz, bugün beni kendine güvenen kültürlü bir genç kadın yaptı. O yıllarda senin de hatırladığın, buhranlı ve belki de haddini aşan bir disiplin içeren, kavgalı dönemimiz oldu seninle. O dönemden de taşıdıklarım var bugüne, ama onların da olumlu yönlerini çekip çıkarmaya çalıştım hep, bilinçli ya da bilinçsiz.
Derken üniversite, en çok o dönem paylaşımlarımız olsa da ben kendimi ve çevremi tanıma, yeni tecrübeler edinme yıllarıma gelmiştim. Artık Selen olmaya çalışıyordum.
Senden aldığım düşünme tarzı, seninle geliştirmeye çalıştığım spor alışkanlıkları, etrafına saygı, bir takım doğrulara(!) sahip olma... bunlar benim temelimi oluşturmuştu. Hamurum iyiydi ama onu artık ben yoğurmalıydım. Bunları tartışarak da olsa bir olgunluğa eriştirdik seninle.
Aslında tüm iniş ve çıkışlarımız duygusal(!) yapımızdan kaynaklanıyordu.
Okullar bitti, çalışmalar başladı, kendi paramı kazanma, dostlar edinme, geceleri çıkma...
Birçok arkadaşım oldu, bazı erkek arkadaşlarım, çok az da dostum...
Gün geldi çok sevdiğim bir dostumla, aynı evi paylaşarak hayatta da dost olma kararı aldık. O dönemde de tartışmalarımız oldu seninle ama sen hep yanımda olduğun mesajını verdin. Ve oldun da...
Yine gün geldi, hayatta tek amacım olan daha mutlu yaşamak uğruna ve bana verdiğin tüm değerlerin ışığında hayat arkadaşımla yollarımı ayırma kararı verdim/k. Duygularımızla gerçeğimizin yollarının kesişmediğini fark ettik.
Ve sen, yine, hep yanımda olduğun mesajını verdin. En yalın şekliyle...
Sen benim hayatımdaki en değerli ve en güvenilen erkek olarak bundan sonraki yolumda da yanımda olacaksın. İnanıyorum, biliyorum...
Yolumu ben çizeceğim, seni de her zaman o yolda benimle görmek isteyeceğim, istiyorum.
Hayatımın her detayı için sana teşekkür ederim.
Kızın