Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Dilek Taşçılar

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Rezalet!
Bugün sizlerle tıp dünyasına ait bir ayıbı paylaşmak istiyorum. Bayram günü Central Hospital'de yaşadığımız rezaleti... Devamı>




Babama Mektup
Ah Bu Ayrı’lık Duygusu!..
Hayal Kırıklığındaki Mucize
Yüzleş, Kucaklaş ve Özgürleş!
Her Gün 40 Bin Düşünce
Basit Farkındalıkların Gücü
Kader Mirası
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Basit Farkındalıkların Gücü Karakter Boyu:

 
Dilek Taşçılar
08 Kasım 2008

Aradığımız çözümler her zaman burnumuzun dibinde, onları çok uzaklarda aramak ise bizim kendi yanılgımız.

 

 

 

 

Hayatımızda ne zaman değişiklik yapmak istesek, illa ki çok büyük bir farkındalık yaşayarak bir şeyleri değiştirebileceğimize inanırız ve başlarız o büyük farkındalığı aramaya.

Yapılacak olan değişiklik, bizim gözümüzde büyük olduğundan, bunun gerçekleşmesi için de illa ki büyük bir olay yaşamayı bekleriz.

Ne var ki bu, Bireysel Gelişim yolculuğumuza taş koyan büyük bir yanılgıdır.

Çünkü aradıkça tıkanırız, zorladıkça zorlanırız, önümüzden akıp geçen o önemli, minik minik bir sürü farkındalığı görmezden geliriz ve bu tutumumuzla aslında kendimizi farkındalığa kapatırız.

Oysa farkındalığın büyüğü küçüğü yoktur, sadece bize olan etkisinin dozu vardır, bize büyüklük küçüklük yanılgısı yaşatan.

Yıllar önce Leo Buscaglia’nın ‘Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek’ adlı kitabını okumuştum.

O yıllarda henüz 18 yaşlarındaydım ve bu kitap bana ilk büyük farkındalığımı yaşatmıştı.

Zaten kitabın adı bile beni etkilemeye yetmişti.

Yaşamak, Sevmek ve Öğrenmek !

Hayatın bir özeti gibi !

Çünkü ancak 'gerçekten' yaşamayı becerirsek, 'gerçekten' sevebiliyoruz  ve 'gerçekten' sevdiğimiz her şeyi kolaylıkla öğrenebiliyoruz!

Yazarın kitabına koyduğu isim, süper bir gözlemin en özet hali!

Kitapta yaşama dair ve insan ilişkilerine dair yer alan bilgilerin hiç biri yeni değildi, ama her biri yeniden hatırlamamız gereken çok basit bilgilerdi.

Bu çok basit örneklerden biri, hala gülümseyerek hatırladığım diş macunu örneğidir.

Bir sürü karıkocanın diş macunu tüpünü ortasından mı yoksa dibinden mi sıkacağı konusunda bile anlaşmazlık yaşayarak birbiriyle kavga ettiğini, oysa bu sorunun banyoya 2 ayrı diş macunu tüpü koyarak çözülebileceğini anlatıyordu.

Örnek çok basitti, ama öğreti çok büyüktü!

Banyoya 2 ayrı diş macunu koymak demek, partnerimizin davranışına saygı duymak demekti, ona anlayış göstermek demekti, onu kabul etmek demekti, ona sevgiyle yaklaşmak demekti, haklılık ve ikna savaşından vazgeçmek demekti.

Tüm bunları yaparken de, kendimizden fedakarlık yapmamak demekti.

Feda’nın getireceği kar beklentisine girmemek demekti, karşımızdakini değişime zorlamamak demekti.

Bu kitap bana, hayatın aslında ne kadar basit kurallarla işlediğini yeniden hatırlatan ilk kitaptı ve bendeki yeri, ilk olmanın ayrıcalığı ile her zaman özel kalacak.

Hayatımızda buna benzer o kadar çok ufak tefek olay var ki bize o büyük farkındalığı yaşatacak olan, yeter ki gözümüz, kulağımız, algılarımız açık olsun!

Çünkü ancak baktığımız yaşam penceresini değiştirdiğimizde, gördüğümüz manzara da değişiyor.

Yaşanan bir probleme çözüm ararken, ‘çözümü buldum’ dediğimiz an, aslında orada bir yerlerde daima var olan o çözümü bizim henüz gördüğümüz andır.

Zaten ‘aramak’ kelimesi, var olan bir şeyleri bulmak anlamındadır.

Aynen Amerika’nın keşfi gibi!

Christoph Colomb Amerika’yı keşfettiğinde Amerika hep oradaydı ama ancak keşfedildiğinde hayatımızdaki yerini almaya başladı, yoksa hiç kimse var olmayan bir kıtayı yaratmamıştı. Var olanı açığa çıkarmıştı sadece.

Aradığımız çözümler her zaman burnumuzun dibinde, onları çok uzaklarda aramak ise bizim kendi yanılgımız.

Yaşanan olayın içinde bizzat yer aldığımızdan, çoğu zaman objektif düşünemiyoruz ve kendimizi kapana kısılmış gibi hissediyoruz.

Yardım arayan gözlerle etrafımıza bakmaya başlıyoruz, zira o meşhur anlarda burnumuzun ucunu görmekten aciz oluyoruz.

Ama algılarımızı açık tutarsak ve farkındalıklarımızı büyük/küçük diye ayırmaktan vazgeçersek, daima oralarda bir yerlerde var olan çözüm, bize bir kitap aracılığı ile, filmdeki bir sahne ile ya da bir arkadaşımızın söylediği bir cümle ile bize ulaşır.

Bunun örneğini bu sitede yayınlanan yazılarda o kadar sık yaşadım ki, artık hiç bir şüphem kalmadı :-)

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Bu formül uygunmu..,A, yı hayatta başarı olarak tanımlayalım.O zaman A=x+y+z.x çalışmaktır, y oyundur, z de çeneyi tutmasını bilmektir Albert EİNSTEİN

hep şunu söyleriz fındık kabuğunu doldurmayan mevzulardan olmuş....Esasen geçimsizlk dediğimiz kavramın ilacı saygı dır Bittiği an gerek dostluk gerekse evlilik önce sarsılır sonrada biter Sonrada şu sözleri duyarız ,,bana gülmeyi unutturdun, hayattan zevk almaz oldum,,

evlilik yani hayat arkadaşlığı neden başladığı gibi devam etmez cevabı çok kolay başta saygı dediğimiz gibi arkasından diğer olumsuzlukalrı getirmezmi?

Oysa görürürüz zaman zaman resimlerde kedi ve köpek yan yana bana sorarsanız ne saygının nede esasen ruhun mektebi okulu yok nefs binbir zahmetle eğitilir ama ruh asla ...

Güzel tanrım demedimi ,, sana ruhtan sorarlar onu ben üfledim ancak ondan cevap yok,,Geriye ne kaldı başından tedavisi mümkün olmadığı bilinen anlaşmazlıklar Kansere benzer bence süre uzadıkça kişilerin aklına beynine uzanırki bunları yitirdikten sonra Ne hayattan ne iş ten ne sevgiden ne okumaktan aklınıza ne gelirse gelsin bihaber oluruz

Hatta zaman gelir elindeki anahtarı ararsın bakmışsın elinde..Böyle bir öğretmeni düşünebiliyormusunuz..böyle bir komutanı düşüne biliyormusunuz hele hele o ailedeki büyüyen çocuklar............ilacı maalesef medenice konuşarak olayı bitirmek ancak bu her konu için geçerli bence......

HER İNSAN ÖFKELENİR BU KOLAYDIR; FAKAT TAM ADAMINA, TAM ÖLÇÜSÜNDE,TAM ZAMANINDA TAM YERİNDE VE TAM USULÜNDE ÖFKELENMEK NE HERKESİN KUDRETİNDEDİR NEDE KOLAYDIR..... Aristoteles neslier
neslier 23 Kasım 2008 Saat:03:47:27

Dilek\'cim yazını okuyunca, hayatın kendisinin, bütünüyle bir farkındalık olduğunu;küçük yada büyük ayırımı yapmadan, her anın kendi değerine sahip olduğunu hissettim.

Çok teşekkürler.
Ayşen Üstünay 11 Kasım 2008 Saat:11:04:57

Beklerken farkındalığı, kaçırırız farkındalığı ve anı.
Sevgiler Dilek...
bade 10 Kasım 2008 Saat:10:12:00

 Toplam 8 yorum var. 1 2 3  


  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.