Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Barış Vural

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Fotoğraf Karelerim
Artık, kimsenin fotoğraf karesine artık girmek için uğraşmıyorum. İçinde olmak için kendimi paraladığım ne kadar çok fotoğraf karem vardı bilseniz. Devamı>




Her Şeyin Bir Zamanı Var
Hayat ve Kadın
Başkalarının Kurbanı mıyız?
Yazık değil mi ?
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Başkalarının Kurbanı mıyız? Karakter Boyu:

 
Barış Vural
27 Eylül 2008

Başkalarını suçlayarak kendimizi beraat ettirmek gerçekten bizi rahatlatıyor mu? Bu sayede daha doyumlu bir yaşama adım atabiliyor muyuz?

 

 

 

 

Bugüne kadar hep birilerini suçladık,

Annemizdi bu kötü huyları kazandığımız; şu anda sahip olduğumuz sinir ona tepkiydi aslında. Bu yüzden şimdi asabi bir yapıya sahiptik...

Babamızdı pasifliğimizin nedeni; hep o pasifti ve rol modelimiz olarak tüm negatif özelliklerini pasifliğiyle beraber kopyalamıştık. Pasifliğimiz damarlarımızda kandı ve yapacak hiçbir şey yoktu...

Okuduğumuz okullarda sınıftaki öğrencilerden sadece biriydik ve sıradınlığımızda zorla bize öğretilmişti; tek tip kıyafetlerin içinde. Yapacak birşey yoktu çünkü özgün falan değildik, sırada oturan sıradan bir öğrenciydik. Şimdiki sıradanlığımız hep bu eğitim sistemi yüzündendi...

Bu anlatımı burada kesiyorum, çünkü eminim bu şekilde oldukça uzun bir süre geçirebilirim (Zaten çokça zamanımı böyle geçirdim.)

O kadar gelişkin bir savunma mekanizmam varki, bu yalanları sayfalarca ve günlerce uzatabilirim!...

Başkalarını suçlayarak kendimizi beraat ettirmek gerçekten bizi rahatlatıyor mu? Bu sayede daha doyumlu bir yaşama adım atabiliyor muyuz?

Şu anda bulunduğumuz durumun onlar tarafından bize dikte edildiğini kabul etmek gerçekçi mi?

Sadece çaresiz ve olayların bizim üzerimizdeki etkilerini değiştiremeyecek bir kurban olduğumuzu düşünmek ne kadar gerçekçi? Bu işimize geldiği için seçtiğimiz bir yol mu?

Geçmişte olan olayları sürekli hatırlayıp ha babam hayatımıza giren insanları bize yakınlık derecelerine göre -sırasıyla- bizim üzerimizdeki etkilerinden dolayı suçlamak, yargılamak ve hatta kendi içimizde cezalandırmak bize bir fayda sağlıyor mu? Üstelik suçladığımız insana tüm gücümüzü ve özgürlüğümüz verdiğimizin farkında mıyız?


İstesek de istemesek de bulunduğumuz noktayı hem bilinçli hem bilinçdışı seçimlerimizle biz yaratıyoruz.

Aslında temelde bütün çıplaklığı ile kabullenmek zorunda olduğumuz gerçek şu:

“Kendimde olan da olmayan da  benim seçimimdir!”

Şu anda sahip olduğumuz özellikleri an be an seçimlerimizle biz yarattık.Hem güzel hem çirkin taraflarımızı biz seçtik, biz geliştirdik, biz içselleştirdik. Onlara şu “anda” sahip çıkan da, reddeden de biziz. Onlar bizim içimizde zaten vardı.

Sahip olduğumuz tüm iyi ve kötü yönlerimizin tamamını geliştirmeyi tercih ettik; bunu yaparkende bildiğimizin en iyisini yaptık şüphesiz.

Ancak, bizde olan kimsenin zoruyla bizim içimize sokulmadı.

Beklentilerimizin tam aksine annemiz babamız iyi ya da kötü olduğu için bu özelliklere sahip değiliz. Gittiğimiz okullar, eşimiz ve arkadaşlarımız yada dışsal herhangi bir faktör sahip olduğumuz özelliklerin nedeni olamaz.

Sahip olmadığımız özelliklerimizdeki durum sahip olduklarımızdakinden hiç farklı değil. Bu özellikleri aynı şekilde geliştirmemeyi tercih ettik. Bu durum hem kötü hem de iyi adladırdığımız taraflarımız için de geçerli.

Sizce de artık kendi seçimlerimizi aslında kendimizi yarattığını anlama vakti gelmedi mi?

 

 

 

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Çok güzel yazmışsın barışçım. Ama unuttuğun birşey var o da ; Hayatta ipleri elimize almak gerçekten büyük cesaret gerektiriyor. Etrafı gerçekten suçlamadan "Mutlu olmayı da, mutsuz olmayı da ben seçtim" diyebilmek (tabii inanarak) gerçekten cesaret istiyor. Yanlış mıyım kanka ?
FIRAT CAN 15 Ekim 2008 Saat:15:35:27

Baştan tapıyorduk, toz kondurmuyorduk ana babamıza. Onların adlarıyla kusurlu olmak, hata vb. gibi kelimeler yan yana gelemezdi. Getirmiyorduk. Hatalı olan, yanlış olan bizdik, tümüyle. Ama sonradan baktık ki gerçekler öyle değilmiş, onlar mükemmel değillermiş. Onlar birer tanrı ve tanrıça değillermiş. Peki, bundan sonra ne yaptık? Yargılama gücümüzün ibresi bizden uzaklaştı ve be sefer de ana-babamızı göstermeye başladı. Kendimizi suçlamayı bıraktık ve onları suçlamaya başladık. O anı kurtaran bir yaklaşımdı bu, ama kısa süreliydi. Özne değişmişti belki ama anlam aynı kalmıştı. Hala yargıdaydık, hala suçlamadaydık ve hala kurbandık. Oyalanıyorduk. Hala. Onlar bizim özsaygımızı katleden insanlardı, kötülerdi, iyi niyetle bize kötülük etmişlerdi. Peki sonra? Onların o anda bildiklerinin en iyisini yaptıklarını fark ettik… Onların birer terapist, yaşam koçu ya da bireysel gelişim uzmanı olmadıklarını hatırladık… Oyalandığımızı fark ettik. Öznenin değişmesinin anlamı değiştirmeyeceğini, cümleyi tamamen değiştirmek gerektiğini fark ettik. Yargı gücümüzün ibresini kırmak gerekti, yerinden söküp atmak. Ancak o zaman aradığımız şeylere ulaşabilirdik: Sevgiye. Huzura. Hazza. Ancak o zaman. Kabul ve sevgi gösterme yeteneğimizi geliştirdikçe alabilirdik hayatın tadını. Şükrettikçe... Ders çıkardıkça... Öğrendikçe... Hayatın basamaklardan oluştuğunu anladıkça... Affetmeyi öğrendikçe... Affetmenin onlara değil bize yaradığını anladıkça… Affetmenin yapılan yanlışlara “aferin, iyi yapmışsın” demek olmadığını anladıkça… Özgürleştikçe…

Barış emeğine sağlık. Önemli noktalara değinmişsin. Güzel hatırlatmalar yapmışsın. Güzel, önemli ve gerekli. Hayat yolunda yürümek konusunda ciddiyet içinde olanların işine yarayacak önemli hatırlatmalar. Hayatlarında değişimi gerçekten isteyenlerin işine yarayacak hatırlatmalar. “Değişim istiyorum” cümlesini tekrar edip durarak oyalananlar yerine o değişimi gerçekleştirmek konusunda adım atanlar için bu yazı. Sevgiler.
onur sargın 27 Eylül 2008 Saat:20:32:40

tam da zamanı Barış'cım....!!!!bunu ne zaman farkedebildik işte o doğru zamandır...önemli olan bu farkındalığı erişmemiz..buna vesile olanlara bir kez daha teşekkür ediyorum..olanı olduğu gibi kabul etmek ve eksik gördüğümüz taraflarımızı beslemek ,yaralı yerlerimizi şifalandırmak bizim elimizde hiç bir şeyin arkasına sığınmadan, dile getirdiğin mazeretleri sıralmadan yüzleşmek ,kucaklaşmak veee özgürleşmek.....!!!ne kadar güzel dile getirmişsin kalemine yüreğine sağlık arkadaşım(:))
Hanife Ezer 27 Eylül 2008 Saat:17:30:17

 Toplam 5 yorum var. 1 2  


Zayıf(t)ım, çünkü…
Yıllardır ne çok duyuyorum şu sözleri. Annemden, anneannemden, komşulardan, arkadaşlardan...
Ve Uzattı Elini…
Sonra…
Ya Sen?
Her Şey Benim Yüzümden

  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.