Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Erdemi bilmek yetmez,
ona sahip olmak gerekir.

Aristo
Yorumlar
 
Nil Otova

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Ben de isterim ondan!..
Açlığın nasıl bir şey olduğunu ancak yiyecek bulma ümidi olmayanlar bilir. Devamı>




Kirpiler
Mutluluğun Reçetesi
Bizim Erkeklerimiz
Çirkin Ördek Yavrusu
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Videolar
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Ben de isterim ondan!.. Karakter Boyu:

 
Nil Otova
09 Mayıs 2008

Açlığın nasıl bir şey olduğunu ancak yiyecek bulma ümidi olmayanlar bilir.

 

 

 

Dünyada açlık tehlikesi başlıyor diye haberleri izlerken, dolabımdaki kitapların sayfaları arasında bir not buldum. Amacıma ulaşmak uğruna açlığa direndiğim bir dönemimde küçücük bir kağıt parçasına şunları yazmışım:

”İnsan aç ve yersiz yurtsuz kaldığında düşler de umutlar da birer lüks oluyor. Hiçbir hayalim yok, beni seveni de sevmeyeni de dert etmiyorum! Şu anda benim tek derdim, karnımı doyuracak bir şeyler bulmak! Az sonra parka gideceğim orada arkadaşlarımı görmeyi umuyorum, en azından sıcak bir içecek ikram ederler!”

Bu küçücük kağıt parçası da sanki o günlerde açlıktan solup sararmıştı. Acı verdi ve attım onu. Ama televizyonda reklamları görünce yine aynı acıyı hissettim…

Açlığın nasıl bir şey olduğunu ancak yiyecek bulma ümidi olmayanlar bilir. Çünkü açlık birkaç saatlik bir yoksunluk değildir. Buna hayatımın belli bir döneminde yakından tanık olanlardan biriyim.

Açlık ne zayıflama rejimine benzer, ne de oruç tutmaya… Çünkü ulaşabileceğiniz bir yerlerde istediğiniz anda uzanıp alacağınız yiyecek bir şey olmayacağını bilirsiniz.

Sürekli açlık çekenlerdenseniz, mideniz zil bile çalmaz, çünkü sadece doymaya alışanların karnı acıkır fena halde…

Dünya açlık tehlikesi ile karşı karşıya.

Dünyanın kimi yerlerinde insanlar yiyecek bulamıyorlar, kimi yerlerde de yiyecek alacak parayı…

Belki bunu henüz panik yapmıyoruz. Ama bir yerlerde bazı insanların açlığı bir yaşam biçimi gibi yaşadıklarını biliyoruz.

Onlara bazen yardım elimizi uzatabiliyoruz, teknoloji sayesinde… Cep telefonunda bir numaradır, açlığın, vicdanın adı!

Ve bazen de onlar bizim neler yediğimizi biliyorlar, yine teknoloji sayesinde. Ne var ki onlar için yiyecek, ekranlardaki görüntülerden ibarettir.

Kime ne satıyorlar…

Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan misali, bir taraftan da hayat devam ediyor. Hep böyle derler ya, bir şeyleri yok saymak için! Haberler dünyanın tükendiğini anlatırken “az sonra” denip makarna sucuk dondurma oyuncak reklamları geçiyor ekrandan… Çünkü malı satmak gerek, satmak için de acımasızca özendirmek gerekiyor.

Başka bir çözüm var mı?

Tanıtımları izleyeceğiz, rejimler yapıp inceleceğiz, “sağlıklı” ya da “dengeli beslenme” yi öğreneceğiz, her canımızın istediğini yemeyip fit olacağız… Bizim kentli ve sosyal varlıklar olarak dikkat etmemiz gereken o kadar çok şey var ki…

Ama….

Ama ya onlar?..

Ve gözümün önüne o çocuklar geliyor, ekranda her şeye bakmaması gereken küçük çocuklar ve “Ben de isterim ondan!..” diyen o çocuklara ne diyeceğini bilemeyen anneler, babalar geliyor aklıma!

Anneler gününü kutlayacağız… Sonra da babalar gününü!

O zaman açlığı düşünüp bir dilim ekmeğin değerini biliyorum…
O zaman, kendilerinden bir şey istenir korkusuyla neyi olduğunu belli etmekten korkanlara daha çok kızıyorum…
O zaman reklamları da izlemiyorum!
O zaman kendi savurganlığıma da kızıyorum!
Ve o zaman açların toklara nasıl baktığını anlamaya çalışıyorum!

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Evet, tok açın halinden anlamıyor malesef !
Dünyada olup bitenler aslında açlar kadar tokları da ilgilendiriyor. Her şeyin bir bütün olduğunu anlamakta zorlanıyoruz sadece.
Ama anlamakta zorlanıyoruz diye bu gerçek değişmiyor, Evet her şer bir bütüne ait, açlar da toklar da... güzelikler de çirkinlikler de... anlayan da anlamayan da...
Anlamak için illa da aynı duruma düşmeye de gerek yok. işte empati denen kelime gene ön plana çıkıyor...
dilek taşçılar 09 Mayıs 2008 Saat:11:31:01

  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Videolar | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.