Rüzgâr Mira Okan
25 Temmuz 2008
Onlar ki hayatımıza dokunurlar, bizi en güzel renklere boyarlar ve koşulsuz severler...
Bazı özel insanlar vardır hayatımızda, her anımızda, soluduğumuz havada, yediğimiz güzel bir yemekte, okuduğumuz özel bir kitapta, izlediğimiz harika bir filmde, dinlediğimiz keyifli bir şarkıda… Aslında her şeyde ve her yerde…
Onlar ki hayatımıza dokunurlar, bizi en güzel renklere boyarlar, karşılıksız ve koşulsuz severler, sevgiyi çoğaltırlar, varlıklarıyla yaşamımıza mutluluk katarlar…
İşte masal ülkemin prensi de o özel insanlardan biri…
Beyaz Önlüklü Prensim
Bilmiyorum sen olmasaydın ne olurdu,
Nasıl olurdu, ya da olur muydu?
Şimdi bu dünyada olur muyduM?
En zor zamanlarımda
En güçsüz anlarımda
Bazen yoğun bakımda
Ya da hastane odasında ilk kahvaltıda…
Umut dolu gözlerinle bana baktığın her anda
Bazen bir sihirde
Yavru bir köpekte
Eski bir şarkıda
Ya da Sütlü Negro’da
Uzunca baktığım tavanda
Sonra tekrar yürüyebilmemin mutluluğunda
İlk adımlarımda…
Bazen "Japon bir kirpi"de ya da “Kayıp” bir filmde
Bazen eski günlerde, çocuklukta
Bir “gırgır sapı”nda, “sallanan bir çarşaf”ta
Bir "fındık faresi"nde ya da bir “sokakta”, kurabiye canavarıyla
Bazen yeni bulduğum kelimelerde oldun
Ama hep yanımda oldun...
Hayatını sıfırlamak pahasına
Kuş oldun uçtun
Zamanı durdurdun
Her çaresizliğimde ışığım
Uzun saçlı, yakışıklı kahramanım oldun
Gözyaşlarıma kahkaha
Hayallerime mimar
Rüyalarıma ortak
Kırık düşlerime umut oldun
Uykusuz gecelerimin uyumayan Beyaz Önlüklü Prensi
Benimle yorulmadan konuştun, konuştun
Bana saatleri unutturdun
Ve geç de olsa anladı bu şaşkın
Aslında çok şanslı ve çok zengin…
Çünkü sen varsın
Çünkü hep yanımdasın
Varlığınla hayatıma armağansın