Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Başarısızlık ecel değil, öğretmendir.
Yenilgi değil, gecikmedir.
Çıkmaz sokak değil, virajdır.

William Word
Yorumlar
 
Gülistan Arslan

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Yazılar da Kaybolurmuş
Hep yokluk görmüş gözlerim... Kalemim yokluktan tükenmiş, kağıdım hiçlikten solmuş. Devamı>




Suçluluk Duymak Yeter mi?
Alsam Başımı Gitsem
Bütün Olabilmek
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Bütün Olabilmek Karakter Boyu:

 
Gülistan Arslan
04 Şubat 2008

Bir yarımlık hissi, birinin gelip seni tamamlamasını beklemek... Oysa ki iki yarım asla bir bütün etmiyor.

 

 

Gitmek…
En kolaydır her zaman.
Gözyaşını bırakır gidersin,
Kurur bir gül kırmızısında.

Gidersin bir şarkının tam ortasında,
Biri mutlaka tamamlar mırıldanarak…

Gidersin…
Yarım bırakısın, yarım duygularla…
Güneş yarım kalsa bile, ay imdada yetişir,
Yağmuru yeniden ıslatır bulutlar.
Gidersin her şeyi sıfır noktasına almak için;
Oysa hiçbir şey sıfır noktasında değildir.
Hep yarımdır, yarım kalmıştır.
Hep birileri yarım bırakıp gitmiştir.

İşte böyle dostum…
 Hayat yarımlarla geçer gider.
Kimi an gelir, kendinin tanıklığından bile şüphelenirsin.
İşte o an biri gelirse, seni tamamlamak için,
Ona sarıl ve
Gitme, Gitmeyin…


Bu şiiri yıllığımın arasında sakladığım bazı anıların arasında buldum. Nereden yazmışım, kimin şiiri bilemiyorum. Hayata bakışım ne kadar da bugünden uzakmış.

Bir yarımlık hissi, birinin gelip seni tamamlamasını beklemek. O seni tamamladığını sandığın kişiye tutunmak, hatta yapışmak ve hatta onu da yapışıp kalmaya zorlamak. Yapışmayınca suçlamak…

İlişki bu mudur? 

Oysa ki iki yarım asla bir bütün etmiyor. Hatta ortada bir bölü ikilik bir şey bile kalmıyor insandan geriye.
 
Şu an iki yarımın oluşturduğu bir ilişkiyi düşündüğümde, gözümün önüne sadece, kemirilmiş, yer yer kararmış ve çürümeye başlamış iki elma yarısı geliyor.. bir süre sonra elmanın bir yarısı  bir farkındalık yaşıyor. Hayır ben çürümek istemiyorum, kendim olmak istiyorum. Bu çürüklerden kurtulup kendimden yeni bir ben yapmak istiyorum, diyor.

Diğeri korkuyor, öyle inanmış ki diğerinin onu tamamladığına; o kendini bulursa ben ne yaparım diyor ve daha çok yapışıyor. Sanıyor ki  inandırırsa kendisinin onu tamamladığına  o da bütün olmak istemez  ya da sanıyor ki başka, daha iyi bir elma yarısı buldu ; çünkü başka türlüsü mümkün değil onun için. Kendinden bütün yaratmak olanaksız.
 
Bu yarımlık hissi ne zaman geliyor insana?...
  

Kızıma bakıyorum; henüz on altı aylık ama doğduğu günden beri kendini o kadar doğal ifade ediyor ki, tam olduğundan öyle emin, o kadar güveniyor ki kendine.
 
Okuldaki çocuklara bakıyorum; bir kargaşa içindeler. Bazısı ya da çok azı demeliyim hala bütün. Çoğu öyle çaresiz, öyle güvensiz ve öyle yarım ki…

Okuldaki öğrencilerim  dokuz yaşında. İşte bu arada, yani bebeklikle çocukluk arasında bir şeyler oluyor demekki. Bir şeyler ters gidiyor ve çocuklar bir yerde kendi bütünlüklerinden şüphe duymaya başlıyor demekki.

Peki ne oluyor?

Evde mi, okulda mı? Anne mi, baba mı öğretmen mi? Ne yapıyoruz da bu kadar muhtaç kılıyoruz çocuklarımızı başkalarına ya da ne yapmıyoruz da kendilerini bu kadar eksik hissediyorlar?

Nedir arkadaşlar bu yarımlık hissi çocuklarda, gençlerde ve  hala yetişememiş biz yetişkinlerde?

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

ben neslihan bu konu çok iyi en güzel yere parmak basmış beni tanımadıysanız şöyle tanıtayım hayelleri büyük kendisi küçük...
NESLİHAN......
NESLİHAN KAPLAN 5/C 21 Kasım 2008 Saat:16:24:50

önce kendi benliğimizde ki bütünlüğü oluşturmalıyız bence. ruhsal bütünlük oluştu mu diğer yarımız bizi buluverir aniden.
vera 29 Mart 2008 Saat:12:05:10

Öncelikle yazı yazmaktan; soluk almak olarak bahseden , değer veren, heyecan duyan, yaşama biçimi olarak seçip bunu insanlarla cesurca paylaşabilecek cesareti gösteren çok da istemediği diye nitelendirdiği bir bölümden mezun oldum ve körlemesine yaşadım deyip ama bence çok genç sayılabilecek bir yazar karşımda var... Beni olur olmaz alıp götürdü hiç de düşünmeyip umursamadığım yerlere. Belliki okumayı, yazmayı çok seviyor!
Şiirle başlamak istiyorum yorumuma: Gitmek kime göre, bence bu göreceli yani izafi bir kavram. Hep yarım bırakıp gitti denilen kişiler mi giden, gitmesini isteyen yok mu? Evet bence de sadece o an bile olsa, gidecek bile olsa sarılmalı, şiirin sonunda dediği gibi yanındakine... Acaba, o an yaşananların yani anıların hiçmi yok "hayata bakışa" katkısı? Yoksa nereden bilirdik doğru, eksik, fazla, yanlışı...
Elma bir bütünken de zamanla çürür, kararır ve bozulur içten içe. İçimizde hep bir "ben" vardır bence farkında olmasakta azıcıkta olsa onu yaşarız kimi zaman. Hatırlatmazmı bu "ben" 'i; şarkılar, kitaplar, filmler, mevsimler, beklentiler ve daha birçok şey yaşanası...
Bu yazının yazarı bir öğretmen hem de şu ana kadar tanıdığım çoğu öğretmenden farklı ve dolu dolu. Sevindiğim şey ise çoğu şeyin farkında olması, olgunlukla yapabilecek şeylerin ne olduğunu sorgulaması ve çevresindekilerden kendini bile gözlemlemesi.
Umarım yazdıklarım başka bir bakış açısı kazandırmıştır çünkü ben bu yazıyla yazarın dediği gibi de düşüneceğim. Devamını sabırsızlıkla bekleyeceğim. saygılarımla.
mt 04 Mart 2008 Saat:16:23:16

 Toplam 11 yorum var. 1 2 3 4  


Gül Kokulu Sevgili
Yine dokunabilseydim sana, bir kez daha ''Seni Seviyorum'' diyebilseydim. Seni geç tanıdım...
Hayat Yolculuğunda Rötar
Adım Adım Ali
Dünyayı Aydınlatabilirsin
Ajda Pekkan Olmak

  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.