Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Ateşi daima su ile korkuturlar fakat
suyu hiç ateşle korkutabilirler mi?

Mevlana
Yorumlar
 
Nil Otova

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Sevgiliye İlk Sesleniş
Beni içinden geldiği için ara ve istemiyorsan da kendini sıkma! Ben aşkla gelen erkeği istiyorum... Devamı>




Aşkta Kısa Devre
Ben de isterim ondan!..
Kirpiler
Mutluluğun Reçetesi
Bizim Erkeklerimiz
Çirkin Ördek Yavrusu
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Çirkin Ördek Yavrusu Karakter Boyu:

 
Nil Otova
11 Mart 2008

Çirkin ördek yavrusu çoktan bir kuğuya dönüşmüştü...

Daha bebekken ilk hastalığı ile tanıştı ve genç kızlık yaşına kadar her türlü hastalığı tanıdı. İnatçı bir anne sayesinde hayatta kaldı ama bu ona pahalıya mal olabilirdi, çünkü çılızlığı ve hastalıkların verdiği içe dönük karakteri yüzünden aile içinde çirkin olduğuna inandırılmıştı. “Bütün çocuklarım güzel, bu kız kime çekti,” diyen babasının eseri oldu çirkin ördek yavrusu…

Onu merakı kurtardı. Geceleri yorganın altında klasik eserleri okuyor, romanlarda ilk aşklarını yaşıyor, güzelleşiyor ve büyüyordu. Hep yalnızdı.
Ama ezilmedi, komplekslere de kapılmadı, güzel bir kız olma hayalleri kurma yerine güçlü ve farklı olmayı seçti. Buna o kadar kaptırdı ki kendini, farklılığının onu ne kadar çekici kıldığını anca orta yaşlarında anladı.

Aslında çirkin ördek yavrusu çoktan bir kuğuya dönüşmüştü ve bunu ondan başka herkes görüyordu.

Böylece genç kızlık yılları, genç kadınlık yılları, anneliği yaşadı…

Ama bir gün, aynada çok alımlı bir kadın gördü ve anladı. ''Ben güzelim,'' dediği andan itibaren de çevresindeki herkes onun güzelliğini gördü.

Sonra ne oldu biliyor musunuz!

Romanlarındaki sevgililerinden  hesap sorması mümkün değildi, sadece sayfalar arasında onlarla buluştukça mutlu oluyordu…çok mutlu… Alıştı sevmeye ama beklentisizce sevmeye!...

Böylece gerçek hayatın içinde de aşkı kendi içinde büyük bir keyifle yaşayan bağımsız bir kadın çıktı ortaya.

Biz, çoğu zaman kendi eserimiz olan sorunlarla aşkın keyfini çıkarmayı unutuyoruz.

Aşkın kısa ömürlü olduğunu biliyoruz. Çok az zamanımız var; bu kısa sürede mutlaka güzel bir şeyler yakalamalıyız, o ilk tutuşmadan sonrasını getirecek bir kor parçası saklanmalı…

Aşkın yüreğimizde var olması, sadece bu bile mutlu olmaya yeterken neden beklentilerimizle cenneti cehenneme çeviriyoruz?!..

Aşk bir gençlik iksiri, bir güzellik iksiri olabilecekken, o anların tadını çıkarmak yerine neden karşımızdakini sorgularız, neden çirkinleşiriz?!..

İçimizdeki tanrıça ile karşılaşmalı sevgili…

Beni özlediği zaman arasın, ben istiyorum diye gelmesin bana. İşte o an, bana geldiği o an, bundan haz duyuyor ve mutlu oluyorum.

Başkalarından görmeye alıştığı hiçbir şey bende bulamaması, beni ölümsüz kılıyor bir tanrıça gibi! 

Ama Tanrıçayı görmezse, mabede giremeyeceğini  de bilmeli.


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

İç dünyanın güzelliğidir, "Çirkin Ördek" yavrusunu Kuğu'ya çeviren. Ruhunun yüceliğidir, okuyucularına sana bağlayan.
Cemil Melik 16 Mart 2008 Saat:17:07:33

Tanrıça'yı görmeyen mabede girmesin... Harika! Yine de bir sonraki adım benim isteğim...onun geldiği zamanla benim istediğim zamanın kendiliğinden aynı olması...
selen servi 11 Mart 2008 Saat:20:29:02

Ne güzel demi arkadaşlar insanın içindeki güzelliği farkedebilmesi...
kelebek etkisi 11 Mart 2008 Saat:20:07:23

 Toplam 4 yorum var. 1 2  


  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.