Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Başarısızlık ecel değil, öğretmendir.
Yenilgi değil, gecikmedir.
Çıkmaz sokak değil, virajdır.

William Word
Yorumlar
 
Onur Sargın

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Yeni Nesil Doktorluk
Sana çok kızgınım Ayşe! İçinden geldiği gibi bir sürü şey söylüyorsun bana, sonra da çocuğu kucağına alıp kaçıyorsun... Devamı>




Vicdanlar
Deney Sonucu
Dünyanın En Alışılmadık Terapisti
Zayıf(t)ım, çünkü…
Ya Sen?
O Soru!
Haydi Deneye!
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Dünyanın En Alışılmadık Terapisti Karakter Boyu:

Joe Vitale ve Dr. Ihaleakala Hew Len
 
Onur Sargın
09 Ekim 2008

Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için.

 

 

 

 

 

2 yıl önce, Hawaii’de, bir koğuş dolusu akıl hastası suçluyu onları hiç görmeden tedavi eden bir terapist olduğunu duymuştum. Terapist, hastaların dosyalarını incelemiş ve sonrasında kendisinin bu kişilerin hastalıklarını nasıl yarattığını görmek için kendi içine bakmış. Kendisi geliştikçe, hastalar da gelişme göstermiş.

Bu hikayeyi ilk duyduğumda bunun bir şehir efsanesi olduğunu düşünmüştüm.

Biri, kendini iyileştirerek başkalarını nasıl iyileştirebilirdi ki?
Bu kişi bilge bir kişi olsa bile akıl hastası suçluları nasıl iyileştirebilirdi?

Anlamamıştım. Mantıksızdı. Ve hikâyeyi unutup gittim.

Ta ki hikayeyi bir yol sonra yeniden duyana kadar. Terapistin ho’oponopono adında bir Hawaii iyileştirme yöntemi kullandığını duydum. Daha önce bu yöntemi duymamıştım. Hikayeyi yeniden unutup gitmek istemiyordum. Anlatılanlar tümüyle doğruysa, hakkında daha fazla şey öğrenmeliydim.

Şu ana kadar “sorumluluk” kelimesinin anlamını, yaptıklarımdan ve düşündüklerimden sorumlu olduğum şeklinde anlardım. Daha ötesinden değil. Ve çoğu insanın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz, başkalarının yaptıklarından değil. Birçok akıl hastasını iyileştiren Hawaiili terapist bana sorumluluğun ne demek olduğu konusunda yeni bir bakış açısı kazandırdı.

Adı Dr. Ihaleakala Hew Len. İlk telefon görüşmemiz yaklaşık bir saat sürdü. Ona hikayenin tamamını bana anlatıp anlatamayacağını sordum. Hawaii Eyalet Hastanesi’nde dört sene boyunca çalıştığını söyledi...

Akıl hastası suçluların bulunduğu koğuş oldukça tehlikeliymiş. Terapistler bir ay içinde istifa ediyorlarmış. Hastane personeli sıkça hastalık izni alıyormuş ya da istifa ediyormuş. Hastalar tarafından saldırıya uğrama korkusundan dolayı, koğuşta sırtlarını duvara çevirerek yürüyorlarmış. Kısacası burası yaşamak, çalışmak ya da ziyaret etmek için hoş bir yer değilmiş.

Dr. Len bana hastaları hiç görmediğini anlattı. Ofisinde oturup hastaların dosyalarını incelemiş.

Hastaların dosyalarına bakarken kendi üzerinde çalışmış. Ve kendi üzerinde çalıştıkça hastalar iyileşmeye başlamış.

“Birkaç ay sonra, daha önceden ellerli kelepçeli dolaşan hastalara serbestçe dolaşmaları için izin verilmeye başlandı,” dedi bana. “Ağır ilaç tedavilerine maruz kalan hastalar ilaç tedavilerini bıraktılar. Serbest bırakılmaları konusunda hiç ihtimal olmayanlar serbest kaldı.”

Şaşkınlık içindeydim.

“Sadece bu kadar değil,” diye devam etti. “Ve personel işe gelmekten hoşlanmaya başladı. İşe gelmeme ve sıkça olan işten ayrılmalar bitti. Personel ihtiyaçtan daha fazla sayıda olmaya başladı, çünkü hastalar serbest bırakılıyordu. Personelin yapacak bir işi kalmamıştı. Bugün, bu koğuş kapalı.”

Ve işte en önemli soru: “Bu insanların değişimine sebep olacak ne yaptın?”

“Onları yaratan kendi parçamı iyileştirdim sadece,” dedi.

Anlamadım.

Dr. Len hayatından sorumlu olmanın, hayatındaki her şeyden sorumlu olmak olduğunu söyledi –aslında basit, çünkü her şey senin hayatında oluyor. Tam manasıyla, tüm dünya senin yaratımın.

Hmmm... Kolay sindirilebilir bir şey değil.

Söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmakla, hayatındaki tüm insanların söylediklerinden ve yaptıklarından sorumlu olmak farklıdır.

Gerçek şu ki eğer hayatının sorumluluğunu alıyorsan hayatında gördüğün, işittiğin, tattığın, dokunduğun ya da herhangi bir şekilde deneyimlediğin her şey senin sorumluluğun altındadır.

Çünkü hepsi senin hayatında olmaktadır.

Terör eylemleri, ülke yöneticileri, ülkenin mali durumu ve hoşuna gitmeyen diğer şeyler, hepsi şifalanmak üzere sana geliyor.

Onlar aslında yoklar.

Onlar sadece iç dünyanın birer yansıması.

Sorun onlarda değil, sende.

Onları değiştirmek istiyorsan, kendini değiştirmelisin.

Bunu kabul etmeyi ve hayata geçirmeyi bir kenara bırak, kavramak bile kolay değil; biliyorum.

Suçlamak sorumluluk almaktan kolaydır. Fakat Dr. Len’le konuştukça onun kendisini nasıl iyileştirdiğini ve ho’opnopono yönteminin kendini sevmek anlamına geldiğini kavramaya başladım.

Hayatının gelişmesini istiyorsan, onu iyileştirmelisin. Eğer birini iyileştirmek istiyorsan -akıl hastası bir suçlu bile olabilir bu- bunu ancak kendini iyileştirerek yapabilirsin.

Dr. Len’e kendisini nasıl iyileştirdiğini sordum. Hastaların dosyalarına bakarken ne yapmıştı?

“Sadece, tekrar ve tekrar ‘özür dilerim’ ve ‘seni seviyorum’ dedim,” dedi.

Bu kadar mı?

Bu kadar.

Sonuç olarak, kendini sevmek kendini geliştirmenin en önemli yoludur ve kendini geliştirdikçe dünyan gelişir.

Bu konu hakkında bir örnek vermeme izin verin:

Bir gün biri bana beni üzen bir e-posta gönderdi. Eskiden olsa, bu konu üzerindeki çalışmamı, zayıf duygusal noktalarımı araştırarak ya da hoş olmayan bu e-postayı gönderen kişinin bunu neden yapmış olabileceğini bulmaya çalışarak yapardım. Bu sefer, Dr. Len’in yöntemini kullanmaya karar verdim. İçimden “Özür dilerim” ve “Seni seviyorum,” dedim. Bu dediklerimi özellikle bir kişiye yönelik söylemedim. Sadece, dış koşulları yaratan içimdeki parçamı iyileştirmesi için, sevginin ruhunu yardıma çağırdım.

Bir saat sonra aynı kişiden bir e-posta daha aldım. Önceki e-posta için özür diliyordu. Bu özür için herhangi özel bir eylemde bulunmamıştım. Ona herhangi bir şey yazmamıştım. “Seni seviyorum” diyerek içimdeki, o kişiyi yaratan parçamı iyileştirmiştim.
 
Daha sonra Dr. Len tarafından düzenlenen bir ho’oponopono workshopuna katıldım. 70 yaşında, saygıdeğer yaşlıca bir şaman. Ve bir münzevi gibi. Çekim Yasası Sırrı adlı kitabımla ilgili güzel şeyler söyledi. Kendimi geliştirirsem, kitaplarımın titreşiminin artacağını ve okuyucuların bunu hissedeceklerini söyledi. Kısacası, kendimi geliştirirsem okuyucularım da gelişecekti.

“Şu anda piyasada, dış dünyada olan kitaplar hakkında ne dersin?” diye sordum.

“Onlar orada değiller,”dedi. Bilgeliği aklımı karıştırmıştı. “Onlar hala içinde.”

Dış dünya diye bir şey yok.

Bu gelişkin tekniği hak ettiği derinlikte anlatabilmek için bir kitap yazmak gerekir ama kısaca şunu söyleyebiliriz.

Hayatındaki herhangi bir şeyi değiştirmek istediğinde bakacağın tek bir yer var: kendi için.

“İçine baktığında, bunu sevgiyle yap.”

Kaynak: www.mrfire.com / Joe Vitale


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Sevgili Onur, ben de bu yazıyı ilk olarak salı gurubu mailleri arasından okudum. Çok etkilendim açıkcası. Kafamda pek çok soru oluştu. Bu durum yani yaşadığımız dünyanın içimizdekilerin yansıması olduğu gerçeğiı hem ürkütücü hem de sevindirici. Ürkütücü çünkü ciddi bir sorumluluk yüklüyor insana, sevindirici çünkü çevrendeki insanlara da şifa olabiliyorsun. İtiraf ediyorum, sadece kendinden sorumlu olmak fikri öğrendiğim günden beri hiç içime oturmadı. Nasıl olur da bir başkası için de bişeyler yapma sorumluluğum olmaz diye düşündüm hep. Ama kendimi iyileştirerek bu güce ulaşabilirim diye düşünüyordum. Bu insanı zaman zaman kurtarıcı olma ve kendine karşı olan sorumluluğundan kaçma tuzağına düşürüyorsa da yine de kutsaldı benim için. Şimdi bütünün bir parçası olarak, kendini iyileştirerek başkalarını da iyileştirme bilinci bana müthiş huzur veriyor. Bana çok şey katıyorsun, değerli paylaşımların için teşekkürler.
Nejla Başbağ 28 Ekim 2008 Saat:16:25:52

Evet,bu yazılar "sanki" hazır olduğumuzda karşımıza çıkıyor... Yüreğim yandı gerçekten,ama sevgiyle doluyum şu anda."Özür dilerim" boyutunu tam kavrayamadığımı düşünüyorum,ama yüreğimdeki bu sızı o olsa gerek...
Bi aralar "herkes herşeyden sorumludur." ile "bana ne ya,bana ne,kim neye inanırsa inansın" arasında bi yerlerdeydim,çünkü yardım etmeye çalıştığım kişiler,beni söylediklerimin kendi zararına olduğunu düşünerek yargılayabilirdi.ama artık şöyle diyorum kendime "sen de anlayacakları kadarını söyle". ve bu yazıyla birlikte "herkes,herşeyden sorumludur"a biraz daha yaklaştım

şükranlarımı sunuyorum...
Mustafa Duman 12 Ekim 2008 Saat:16:40:54

Onurcum iki kere okudum ama anlamadım. Umarım kısa zamanda bu bakış açısını kavrarım.
fatma özer çetin 11 Ekim 2008 Saat:23:14:17

 Toplam 11 yorum var. 1 2 3 4  


Kutu Bebeği
Hayatımızın merkezinde sadece saçımız, burnumuz, dudağımız, vücudumuz olmamalı. Beyimizin ve kişiliğimizin içi de donanımlı olmalı.
Rüzgâr Aldı Götürdü
Başkalarının Kurbanı mıyız?
Zayıf(t)ım, çünkü…
Ve Uzattı Elini…

  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.