Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Hülya Gültekin

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Bir Yıl Daha Büyümek
İzin verelim yaşama,biz yaşamın içinden geçerken yaşam da bizim içimizden aksın. Gerçeğin sıcağında yaka yaka bilincimizi açsın. Devamı>




Teşekkürler 2008...
Bir Tutkudur Yaşamak
Üç'ten Bir'e Yaşam
Öğrene - bildiklerim...
Mavi Yolculuk
Varoluş Amacı
Tek Gerçek Sensin...
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Ego Bizi Rahat Bırak Karakter Boyu:

 
Hülya Gültekin
08 Kasım 2007

İyiliğimizi düşündüğünü sanarak kolayca teslim oluruz ona.

Öyle bir sestir ki o, bizi koruyan, bizim için endişelenen, itibar sağlamamız için elinden geleni yapan. Bunları yaparken de bizi yavaş yavaş kendine esir eden. 

O sesin esiri olmuş insanlarla bir arada yaşamak mayınlarla dolu bir arazide yürümeye benzer. Ne zaman, nerede, neden patlayacakları hiç belli olmaz. Yürümekten vazgeçer, olduğunuz yerde sayarsınız yine patlarlar.

Bu kişiler bencil yapılarının şişmiş ego patlamalarıyla hem kendi asıl varlıklarına hem de çevrelerindeki insanlara hayatı zehir ederler. Ego denen o sesin kontrolünde yaşadıkları için sürekli pohpohlanmaya ihtiyaçları vardır. İltifat onların en önemli besin kaynağıdır. Ne yaparlarsa hep egolarını beslemek için yaparlar. Her zaman da kötü değillerdir. İyi oldukları zamanda da aşırı iyilerdir. Ama yaptıkları iyiliklerde bile bir yapmacıklık vardır. Samimiyet yoktur, gösteriş ve onaylanmak için yapıldığı apaçık ortadadır. Kulak verdikçe esiri oldukları o sesi büyütürler. Bu da psikolojik dengelerini iyice bozar ve  daha da çekilmez bir hale gelmelerine sebep olur.

Bir çoğumuz  o sesi çok iyi tanırız. Kendimize olan güvenin oluşmasına engel olan, karşılıksız sevmemize asla izin vermeyen, hayat enerjimizi ve coşkumuzu tüketen, ruhumuzu, yaratıcılığımızı, iyilik kaynağımızı en derinlere hapseden tarafımızın sesidir o. 

Bizi başkalarının sınırlarını çizdiği çemberin içinde yaşamaya zorlar.

Davranışlarımızın onaylanmasını sağlamak en önemli  görevidir. Bize zarar verdiğini anlayıp teşhisi koyana kadar çevremizin beklentileri yolunda hayatımızı şekillendirmeye devam eder durur. 

Karar mekanizmamız onun elinde olduğu müddetçe de hayatımızdaki pek çok problemin görünmez sorumlusudur.  İyiliğimizi düşündüğünü sanarak kolayca teslim oluruz ona. Bizi kötülüklerden koruduğunu, davranışlarımızı düzeltip çevremizden sevgi ve saygı görmemizi sağladığını zannederiz.

Onun bize benimsettiği olumsuz düşünce ve tavırlar sayesinde, günden güne, gücü daha da artar.  Güçlendikçe de bizi endişe, korku, mutsuzluk ve umutsuzluğa iter. 

Yaradılışımızdan gelen, doğal ve iyi olan duygu ve davranışlarımıza engel olur. İçimizden geldiği  gibi davranmaya kalktığımızda derhal bizi acıdan ve utançtan korumak  adına frenler. 

Toplum tarafından dışlanacağımızı, hatalar yapıp küçük düşeceğimizi söyleyerek acımasız ve sert bir şekilde eleştirir. Başkalarının bizim için ne düşündüğüne çok önem verir. 

Bize verdiği en büyük zarar da,  bu gün yaşadıklarımızı geçmişimize bakarak değerlendirmesi ve anı yaşamamıza engel olmasıdır.

Ona uyup bu günü ıskalarız ve geçmişte yaşar halde geçiririz günlerimizi.

Oysa ki hakikatin ışığı anda gizlidir.


Egomuz sürekli bozuk plak gibi geçmişe takılı kalıp, bu ışığın bize ulaşmasına engel olur.  Bazen bir onaylanma delisi, bazen de zayıf ve kolay incinebilir sahte kişilikler yaratıp, kişisel gelişimimize zarar verir.

Onu tamamen ve birden yok etmek mümkün değildir. Önce yapmamız gereken, ortaya çıktığı durumlarda ona uyup ileri atılacağımıza geriye çekilip gözlemlemektir.

Egomuzun sesini dinlediğimizde içinde bulunduğumuz durum daha mı iyileşir yoksa işler iyice çığrından mı çıkar  şeklinde basitçe içsel bir muhasebe yapmaktır.

Onun bize hükmettiği durumlarda, onu susturup, olmadık zamanlarda ve çok bencilce, pişmanlıklara ve hüzünlere yol açacak şekilde karşımıza çıkmamasını istemektir.

Sesin ondan geldiğinin farkına vardıkça ve ona uymadıkça yumuşayacak ve yavaş yavaş benliğimizde ki hakimiyetini kaybedecektir.
Onun bizi yöneterek istediği gibi kullanması sona erecek ve yardımcı bir konumda, bizim yönetimimiz altında bekler halde sinecektir. Onu etkisiz hale getirmek büyük bir çaba ve sabır gerektirir.

Bilinçli bir farkındalık ve gözlem hali ile egomuzun bize yüklediği sahte kişiliklerden  kurtulup gerçek kişiliklerimize kavuşmak dileğiyle.

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

insanın kendini tanıması ve egosuna teslim olmaması gerçekten çok güzel.Ama etrafımızda o kadar insan var ki egolarının esiri olmuş ve sürekli kıyaslama halinde olan.Kendi egomuza teslim olmamayı yazar gerçekten güzel anlatmış. Peki karşımızdaki insanların egolarıyla başetmenin bir yolu yok mu?Galiba tek yol onları dikkate almayıp anı yaşamak yada yazarın bir önceki yazısındaki gibi onları oldukları gibi kabul etmek.Tebrikler..
ışık 11 Kasım 2007 Saat:00:02:36

Benim için yazdığını biliyorum, teşekkürler, ağzına, yüreğine, eline sağlık, mesaj alınmıştır.KENDİMİ SEVECEĞİM, GÜLECEĞİM AMA YİNEDE GİDECEĞİM.
güneş 09 Kasım 2007 Saat:21:37:33

Bu söylediklerinin son noktasına kadar katılıyorum. Kendin olabilmenin gücünü tüm hücrelerinde hissedebiliyorsan ne mutlu sana... Bu dünyanın sen ve senin gibi kendi benliğini tanıyan insanlara ihtiyacı var. Güzel farkındalığın için teşekkürler. Yüreğine sağlık...
U.Koşar 09 Kasım 2007 Saat:14:48:56

 Toplam 4 yorum var. 1 2  


Hangisi Kolay
Cehennemiz olan insana hoşça kal diyemiyoruz, aşık olduğumuzu zannederken.
Yaşamak…
Yalnızlar Limanı
Kendine Gel
Sonra da Dayak Yiycam

  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.