Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Alimler ulemalar
medresede buldusa
Ben harabat içinde
buldum ise ne oldu

Yunus Emre
Yorumlar
 
Ayşe Seyer

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Şafak Vakti Çığlıkları
Tam olarak  ne zaman  karşılaştık bilmiyorum. Ortak yönler mi çekmişti bizi birbirimize, yoksa hayat mı, onu da bilmiyorum. Devamı>




Tavanarası Hayatlar
Elvedalar Limanı
Yollar ve Duraklar
Yağmur Damlası
Evlilik Kelepçesi
Hayat Yolculuğunda Rötar
Hoşgeldin Elveda
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Filmin Adı: HAYAT Karakter Boyu:

 
Ayşe Seyer
07 Ocak 2008

Belki de gurbet diye suçladığım bu yer değil, kendi yüreğimdir bana yabancı gelen.

Bugünlerde Ankara’daki son günlerimi yaşıyorum. Yani büyük ihtimalle! Nedense içimde buralardan gideceğime dair bir his var. Kim bilir,  belki de böylesi daha iyi... Gel gör ki, bunca zamandır yaşadığın, kendi ayaklarının üstünde durmayı öğrendiğin yeri bırakıp da gitmek o kadar kolay olmuyor. Halbuki bir ay öncesine kadar Ankara’dan, burdaki insanlardan çok  sıkılmıştım. Şimdi ise Ankara değil, gidilecek yer gurbet geliyor bana.

Kim bilir, belki de Ankara’dan değil, tekdüze hayatımdan kaçmayı istiyorumdur. Belki de gurbet diye suçladığım bu yer değil, kendi yüreğimdir bana yabancı gelen. Gurbet yüreğim!

Kendimi bildim bileli bir çocuk konuşur durur içimde. O çoçuğu her zaman çok sevmişimdir. Çok iyi anlaşmışızdır. Bana, mutluluğu başkasının gözlerinde aratmayan içimdeki çocuğa çok şey borçluyum.

Ama bu günlerde o çocuk iyice anlaşılmaz oldu. Hiç susmadan konuşuyor. Sürekli bir şeylerden huzursuz. O öylesine huzursuz kıpırdanırken, bende de farklı şeyler yapma arzusu ortaya çıkıyor ve bu arzu beni kemiriyor. Duvarları aşmak, tabuları yıkmak istiyorum. Sürüden ayrılmak,kendi başıma kalmak, kafamı dinlemek, gerçekten yapmak istediğim şeyleri yapmak istiyorum.

Zaman geçiyor, yaşlanıyoruz, yıpranıyoruz ama ben hala yapmak istediklerimi yapamadığımı farkediyorum. Denizlerdeyim. Yüzüyorum. Dalıp, avcuma bir miktar kum alıyorum. Yüzeye çıkıp avuçlarımdaki kuma bakmak istiyorum. Çıkınca bakıyorum ki avucumda bir iki kum tanesi!

Kendi fikirlerimi, ideallerimi çevremdeki insanlara anlatmak istiyorum.

Hayatın kurallara sığdırılmayacak kadar kısa olduğunu, bu canın bizlere istediğimiz gibi yaşamamız için verilmiş eşsiz bir hediye olduğunu haykırmak istiyorum. Aslında onlar da kulak veriyorlar bu söylediklerime ama gel gör ki ben yaşlandım, onlar halen bana çocuk gözüyle bakıyorlar. Oysa ben 21 yılın yükünü taşıyorum omuzlarımda. Sıkıntılar, dertler...Geriye dönüp baktığımda hiçbir değeri olmayan, ama zamanında anlayamadığım için benden, değerlerinden kat kat fazlasını alıp götüren boş şeyler.

Bazen bunlar yüzünden, başımı alıp, eskiden tanıdığım kimsenin olmadığı bir yere gitmek istiyorum. Deniz kabuklarının sahillere vurduğu yerlerde sabahlara uyanmak istiyorum. Sonra “Yapma,boş yere hayal kurma!” diyorum kendime çünkü gittiğim her yerde huzursuz gurbet yüreğim de benimle beraber olacak ve huzur, yüreğime küçük dokunuşlar yapmadığı sürece, gittiğim her yerde bu  yaşadıklarım tekrarlanacak çünkü bizim sıradışı(!) hayatlarımız tekrarlardan ibaret.

Peki bu karamsarlık nereye kadar sürecek? Şimdilerde çok konuşulan bir terim var; küresel ısınma. Her yer ısındı,yanacak neredeyse ama bizim kalplerimiz bir türlü ısınmıyor. Meğer ne kalın buz tutmuşuz. Buzları eritmeye çalışanlar da pek başarılı sayılmaz hani. Onlar da ısınayım derken düpedüz yanıyorlar  ama hayat bu işte. Ayar tuşu yok ki!

Şu an evimin balkonunda, küçük masamda, mumum ve çayımla oturuyorum. Mumun sıcaklığı vuruyor yüzüme. O beni hem karanlıkta aydınlatıyor, hem de ısıtıyor. Bu sıcaklık bile beni kendime getirmeye yetiyor.

Hepsinden daha kötüsü de tüm bunların farkında olmamak olurdu aslında. Nedense her şeye seyirci kalmayı seçiyoruz acaba? Tıpkı şu an benim komşularımın yaptığı gibi. Bir şey izliyorlar belli... Hem de kaptırmışlar kendilerini. Göremiyorum onları ama anlayabiliyorum. Nasıl mı? Türk milletinin bir şey izlediğini nerden anlarsınız? Tabi ki çekirdek çitletmesinden. Halbuki gerçekte kendi geleceklerine seyirciler, onu farketmiyorlar.

Film kapalı gişe oynuyor, koltuklarımız en ön sıradan...

İYİ SEYİRLER....
   
Not: Ben filmin yarısına bile gelmeden o salonu terkettim. Hayatı izlemek değil yaşamak adına! Dışarda buluşmak üzere ;)


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

bi insan kendini bu kadar iyi tanımlayabilir yaşamın ve ideallerin ! keyifli bi yazı tebrikler ayşe inşallah dilediğin herşey kayıtsız şartsız senin olur çünkü bunu fazlasıyla hakettiğine inanıyorum ha bide 1 ay öncesine kadar ankaradan çevrendekilerden sıkıldığını ifade etmişsin teşekkürler okuduğum iyi oldu :)
hakan altun 19 Ocak 2008 Saat:20:43:01

Ayşe çok hoşsun.içindeki isyan da sıcaklık da geçiyor yazından. "gurbet yüreğin" içindeki sıcaklıkla birleşip yuvan olsun. Sevgimle.
selen servi 08 Ocak 2008 Saat:17:14:12

çok güzel ve etkileyici bir yazı. yazara katılıyorum; Boş şeylerin bizden birşeyler alıp götürmesine bir son verme ve gerçekten yapmak istediklerimizi yapma zamanı artık. Dışarda buluşmak üzere;)...
Rahme Seyhun 08 Ocak 2008 Saat:14:50:18

 Toplam 5 yorum var. 1 2  


Gül Kokulu Sevgili
Yine dokunabilseydim sana, bir kez daha ''Seni Seviyorum'' diyebilseydim. Seni geç tanıdım...
Ya Öyle Ya Böyle Ülkesinde
Kendine İyi Bak
Minik Tohumum
Karar Vermenin Gücü

  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.