20 Temmuz 2008
GÜNEŞ: Bu şehre geldiğimde beş parasızdım, kafamı sokacak bir evim bile yoktu, hatta bir işim bile yoktu.
Bu yorum Onur Sargın'ın Peki Ya Davranışlar başlıklı yazısına yapılmıştır.
***
Sonraaa bir bakıyoruz bizim istediğimiz zamanda değil de Tanrının planına göre gerçekleşmişşş! : ) Çünkü burada zamanı ve sabrı da unutmamak gerekiyor...
Bu şehre geldiğimde beş parasızdım, kafamı sokacak bir evim bile yoktu, hatta bir işim bile yoktu.
Kuru ekmeği küçümsemedim çünkü o gün karnım doymuştu.
Yerde yatmayı küçümsemedim çünkü yatacak bir yer bulmuştum. Girdiğim işleri küçümsemedim çünkü az da olsa param olmuştu.
“Buna da şükür” dedim ama hep hayal ettim. En ince ayrıntısına kadar… Ve o hayallerimden hangi şartlarda olursam olayım hiç vazgeçmedim; hep daha iyisini istedim..
İlk önce hangisi öncelikliyse ona yöneldim. İş istiyorsam iş, ev istiyorsam ev, para istiyorsam para… Kurduğum hayalin bir gün gerçekleşeceğine emin olarak… Çünkü hayatımı öyle istiyordum.
Bu inancı, şüpheye yer bırakmaksızın içimde hep taşıdım ama çaba da gösterdim. Eylemsiz hiçbir şey gerçekleşmez! Gerçekleşmesi zaman aldı ama oldu!
O zamanlar bu bilgiler hakkında hiçbir fikrim yoktu! Ama senin yazdıklarını farkında olmaksızın uygulamıştım.
Bu şans mı yoksa inanç mı? Bu bir bolluk bilinci değil mi?
Zaman göreceli! Burada önemli olan kendi zamanımızla Tanrının zamanını karıştırmamak! O yayılan enerjinin ne zaman vuku bulacağını bilme ihtimalimiz yok!
Bu işin maddi yönü... Bir de manevi yönüne bakarsak çorak bir topraktım. Sonra her bilgiyi sünger gibi emdim. Dışarıda aradığım her şeyin içimde olduğunu anladım. Bu ise beni iki kat zenginleştirdi!
İnsanlar genelde bunları hak etmediğini ve istekleri zamanda da gerçekleşmediğini düşünerek vazgeçmeyi seçer. Oysa bunun altında büyük bir inanç vardır!
Rahmetli Barış Manço’nun çok sevdiğim Dönence şarkısı, bana göre içteki bu büyük inancı anlatır. Emin olmayı! Bir gün her şeyin olacağına dair inancı!
Gün çoktan döndü buralarda
Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum
DUYUYORUM, GÖRÜYORUM,
Bir gün gelecek dönence BİLİYORUM!
Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor!
BİLİYORUM dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor!
GÖRÜYORUM dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses, ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor!
DUYUYORUM, GÖRÜYORUM, BİLİYORUM
Karanlığın içinde yani en umutsuz durumda da olsak hayallerimize inanmak gerekiyor.
Bu bolluk da olabilir başka bir şey de… Kendi hayalimizi dile getirmek ve duymak, kendi kurduğumuz hayali görmek ve bu hayalin gerçekleşeceğinden emin olmak! İşte zenginliğin başlangıcı!
Neye inanırsak maddi manevi onu yaşarız!
Ve sen yazınla, bolluğa olan inancımı tekrar tazeledin. Yeni hayaller kurmamı hatırlattın. Kalemine sağlık Onurcuğum. Sevgilerimle…