30 Ağustos 2008
GÜNEŞ: Biz, kendimiz insan olarak, birey olarak ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz? Yukarıdan bu resme bakabiliyor muyuz?
Bu yorum Özden Horan'ın Diyemediklerim yazısına yapılmıştır:
...
İzlediğimiz, gördüğümüz ve çaresiz hissettiren her olay, kendimize bakmak için bir “uyarı” diye düşünüyorum.
Biz, kendimiz insan olarak, birey olarak ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz? Yukarıdan bu resme bakabiliyor muyuz?
Her olayın bir oluş nedeni vardır. Başlangıç ve sonuç arasındaki “nedenlere” bakarsak bunları yaratan insanlık denilen canlının en uç noktalarını görürüz.
Oysa hep nedenler gizlenir, bize sonucu sunarlar.
O televizyon denilen kutucuk içinde gösterilen ve sanki doğalmış gibi sunulan bu haberlerin, aslında kimleri nasıl etkilediği yani asıl nedenleri ve sonucu göstermez.
Haber verilir, olayın öncesi ve sonrasında gelişenler kapalı kutuda kalır. Ama bazen, olayın acısını yaşayan -olaydan sonra ortaya- çıkar ve olayın gerçek nedenini açıklar ve yeni bir zincir başlatır, “Ben yaşadım diğerleri yaşamasın!” diye!!! Bunları gözden kaçırmayalım ne olur!..
Asırlardır korku ve öfkenin tohumları etrafa saçılmış. Ve bunlar büyüdükçe birilerinin canını yakıyor, hayatını yok ediyor!
Yazdıklarının hepsi çok önemli ama ben başlangıç ve sonuç cümlenin altını bir daha çizmek isterim. Çünkü her şey bu iki cümle ile başlayıp bitiyor. Bu iki cümlenin arasında geçenleri de sonuçları doğuran “nedenler” olarak düşünüyorum.
ÇOCUKLAR ÖLÜYOR BİR YERLERDE… TÜM KÖTÜLÜKLERİN ALTINA İMZA ATANLAR…
Evet, birileri çocukları öldürüyor ama nasıl? Birileri bunun altına imza atıyor ama nasıl? Her şey burada başlıyor, çocuklarla!…
Geçmişte öfke ve korkuyla yetişen çocukların şimdi tüm bunları altına imza atarak yapmasına şaşırmayalım.
Canavar dediklerimizi yaratanlar kimler!
Hitler bir ülkeyi yok etti, Gandi insanlara hayat verdi!!! İkisi de insan… Peki hangi yolu seçecek insanlık!!! Yani bizler!
Evet, asırlardır ekilen korku ve öfkenin tohumlarını görüyoruz karşımızda. Bu birilerinin yaşam hakkını elinden alıyor, birilerini öldürüyor. Sanmıyorum ki insan olmayı öğrenen ve yüreği olan biri, tüm yazdıkların karşısında ve bunları televizyonda, gazetelerde gördükçe duyarsız kalsın. Ama ne yazık ki üzülmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Çaresizliktir bizi durduran ama...
Peki biz, insan olmayı öğrenebildik mi? Biz, kendimiz bu olayların tam neresindeyiz? Öfke ve korkuyu nasıl yaşıyoruz?
Karanlığa küfrederken kendi ışığımızı yakabiliyor muyuz? Acılardan geçerken küçük bir adım atabiliyor muyuz?
Birey toplumu etkilemez mi?.. Herkes kendine baksa (bencillik anlamında değil- gelişmek, insan olmayı öğrenmek adına) ve yaptığı işe dört elle sarılsa, hayatlarda bir ışık yakamaz mı?
Her şeyi toptan değiştiremeyiz ama insan olmayı öğrenme zamanı gelmedi mi?
Kendimizden ve en yakınlarımızdan başlarsak bu küçük değişimler geleceği etkilemez mi? İnsanlığı etkilemez mi?
Bireyi hafife almayalım. Bir birey olmanın önemini hatırlayalım.
Öfkemizle, korkumuzla barışalım ki insanlığa küçük bir katkı sağlayalım. Çünkü o korku ve öfke tohumları hala çok güçlü. Çünkü bir tarafta bunlar hala devam edecek! Eğer birey olarak elimizden gelenin en iyisini yapabilirsek, kendi gelişimimizi gerçekleştirebilirsek işte orada bir şeyler değişir. Hitler değil Gandi oluruz.
Ve gördüklerimize değil yapmamız gerekenlere, insan olmaya odaklanalım. Bu tür olayları gördükçe bir kez daha kendimize bakalım.
Çünkü hepsi bizim içimizde, ölen de öldürülende öldüren de biziz. Yani insanlık!...
...