26 Mart 2008
GÜNEŞ: “Delilik özgürlük verir” diye her şeyi göze alarak araştırmaya başladım...
Yorum konusu yazı: Geçmişimizi Silen İlaçlar / Çiğdem Çubuk
***
Delilik Özgürlüktür
Çalışma hayatımın on yılı doktorlar arasında geçti. Bazı doktorlar için reçete yazmak kolaydır, bundan kendilerine ne kadar kazanç sağladıklarını reçeteyi yazan ve firma bilir.
PROZAC TOPLUMU adlı kitaba bir göz gezdirirseniz cevabı orada da bulabilirsiniz.
Ama şunu sormak isterdim: Günümüzde psikolog ile psikiyatr arasındaki farkı öğrenebildik mi?
Çünkü biri ilaca yönelik tedavi uygular, diğeri soruna yönelik. Sanıyorum şansızlık buradan da gelebiliyor. Yüzleşmek ise gerçekten zorlu bir süreç…
Zaman kavramı ise göreceli ve kişiye göre değişir. Benim için 20 sene dündür, sizin için bir ömür.
İzin verirseniz kendimden bir örnek vereyim...
Ben de bir görüntüyü (79 senesine ait) yıllarca zaman zaman gördüm ama o görüntünün neden ortaya çıktığını anlayamıyordum. Çünkü üzerinden yıllar geçmişti.
Olayı atlattığını ve kendi kuruntusu olduğunu düşünebiliyor insan çünkü hayat devam ediyor.
Bir gün bedenim infilak etmek üzereydi. Yarı felç durumuna gelmiştim. Büyük bir depresyonun bedenime yansımasıydı bu ve bilmiyordum.
Bedeninde anormal bir şey yok, dediler ve psikiyatra gönderdiler. (Bu arada üç ayrı psikiyatra gittim.) Bana ilacı dayadılar. O sersem gibi halimden eser kalmadı,kendimi o kadar güçlü hissediyordum ki...
İlacı 6 ay kullandıktan sonra “sen güçlü birisin” deyip gönderdiler. Bir süre sonra eski halimden (ilaca başlamadan önceki) daha kötü bir duruma geldim.
Mutsuzluk etrafımda kol geziyordu...
Üstelik öyle pasif bir insanda değildim. Hedeflerim vardı ve ulaşıyordum da ama mutlu değildim.
Anladım ki bir şeyler ters gidiyordu ve ciddi bir çözüm bulmalıydım.
O yıllarda ruhsal sorunlar için doktora gitmek, “deli yaftasını” da üzerinize yapıştırmak anlamına geliyordu. Bu da ciddi bir yüktü. Çünkü bunu duyanların tavrı da değişebiliyordu size karşı.
“Delilik özgürlük verir” diye her şeyi göze alarak önce araştırmaya girdim...
İyi bir psikolog bulmalıydım...
Psikiyatr ile psikolog arasındaki farkı da öğrenmiştim. Nitekim olaydan iki yıl sonra buldum da...
Başlangıçta önceki doktorların verdiği ilaçların getirdiği o boş gücü aradım. İlaca yönelmek istedim ama doktorum beni kurnazca bu yoldan geri çevirdi, iyi ki de çevirmiş....
Bense o zamanlar bana ilaç vermedi diye onun iyi bir doktor olmadığını bile düşünmüştüm.
Aradan zaman geçtiğinde doktoruma, “o zamanlar neden ilaç vermediniz” diye sordum. O da, “Psikiyatr arkadaşıma, teşhisten sonra ilacın gerekli olup olmadığını danıştım, o da gerekli olmadığını söyledi. Ayrıca sen ilacın verdiği gücü istiyordun. Eğer sana ilaç verseydim gerçek sorunu görmemiz zorlaşırdı, senin baskılanmaya değil baskılananları açığa çıkarmaya ihtiyacın vardı,” dedi.
İki yıl düzenli gittim, tüm korkularıma rağmen....
Çünkü insanın kendisiyle yüzleşmesi o kadar da kolay değil.
Bu yola girenler bilir... Bazen kaçmak istedim ama bir tarafımda hep merak içindeydi. Kendimle ilgili bir şeyleri anlamaya çalışıyordum. İki yıl içinde doktorumun bana ne yapmaya çalıştığını anlamak zordu. Farklı bir yol ve tekniklerle iç içeydim.
Süreç bitmişti, kendimi, rüyalarımı, görüntülerimi, zihinsel çağrışımları görmeye başlamıştım.
İki yıl çok zaman değil mi?
Hayır arkadaşım!..
Asıl süreç bundan sonra başlıyordu. Bu, olayları anlamamamdan kaynaklanmıyordu.
O iki yıl içinde hayatımı masaya yatırdığımı anladım. Olaylarla baş edebilmenin yollarını yeni öğrenmiştim ve artık uygulama zamanıydı.
Uygulamadığınız hiç bir şey işe yaramaz.!...
Ancak benzer şeyleri hayatınıza çektiğinizde bir şeyler dank eder.
Çalışma hayatı ve seçtiğiniz insanlar da buna en güzel örnektir. Her an, o olayların kişiler değil olayların benzeri karşınızda durur!
Bedensel patlamalar, ruhsal çöküşler, mutsuzluk zaman zaman sınar sizi.
Artık kendiniz, başlangıçta (doktorda) öğrendiklerinizi hayatın içinde gözlemlemeye başlar ve küçük adımlar atarsınız. Çünkü bu süreç, emekleme dönemidir. Emeklemeyi de öğrenmek zorundasınız! Ondan sonra yürümek…
Her şey kitaplarda yazdığı kadar basit de değildir. Hele zemininiz bu kadar karamsar bir tablo çizerken. “Geçmişinizi kucaklayın, yüzleşin, olumlu düşünün, affedin, vs. vs” bu inanın o kadar kolay değil....
Söylemek yetmez, inancınız yerle bir ise söylemek yetmez. Kazımak ne anlama geliyorsa işte öyle bir süreçtir bu süreç.
Bu süreç de yedi yılımı aldı, yani uygulama bir günde sonuç vermiyordu, farkındalıkları geliştirmek de bir süreçtir. Hele ki kendi hayatınız söz konusuysa ilmek ilmek işlemek gerekir. Kendine emek vermek, uzun ve zahmetli bir süreçtir. Tekrar tekrar geçersiniz o rayların üzerinden. Bu tür yola girenlerden bir anda büyük mucizeler bekleyemezsiniz.
79 senesinden gelen bir görüntü ile bugün arasındaki zaman, seni o görüntünün karşısına dikilme hazırlığı yaptırır belki de ve artık o anın geldiğini bilirsin.
Tüm yaşadıkların seni bu an’a hazırlamıştır. Aradan 28 yıl geçse bile…
28 yıl uzun bir zaman mı?
Hayır arkadaşım!... Eğer bir tarafın orada kalmışsa daha dündür ve o canavarla gerçekten tekrar karşılaştığında ve onun karşısında dimdik durduğunda, artık bugün nefes alıyorsundur!
Neden 28 yıl ya da bu kadar uzun yıllar diye sorabilirsin, derim ki her sabah uyandığında zihninde binlerce korkuyla uyanırsın ve birçok şeyi sırf bu korkular yüzünden yapamayabilirsin ama geçmişin içine daldığında burada zaman kavramı yoktur.
Sadece tarih olarak bakarsan bunu anlamak zordur. Ama yaşadıkların olarak bakarsan dünle bugün arasında yaşanan bir şeydir. Ve herkesin yolu farklıdır.
Bu yolda diyebilirim ki doktor seçimi, uygulanan tedavi yöntemi, orada öğrendikleriniz, uygulamalarınız ve gerçeğin ne kadarına dayanabileceğiniz, bunlar önemlidir.
Sonuç olarak, arkadaşınız için üzülmeyin. Çünkü bir gün ayağa kalkacaktır ki bu da ona bağlıdır eğer isterse!.. Bunun altından kalktığında sen yanında ol yeter ve yapacağın tek iyilik her doktora güvenilmeyeceğini açıklamandır.
Her doktor kendine göre tedavi yapıyor olabilir ama bazen bile bile ölüme(!) götürüyorsa ona da dur demek gerekir diye düşünüyorum.
Seçimler her alanda önemlidir. Doğru seçim doğru sonuca ulaştırır. Ayrıca zamanın da göreceli olduğunu unutmamak dileğiyle…
Sevgili Çiğdem, kalemine sağlık, bu kadar önemli ve ciddi bir konuyu kaleme almandan dolayı kutluyorum seni. Sevgiler…