Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Hazine,
tökezlediğin yerde saklıdır.

Joseph Campbell
Yorumlar
 
Ayşe Seyer

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Şafak Vakti Çığlıkları
Tam olarak  ne zaman  karşılaştık bilmiyorum. Ortak yönler mi çekmişti bizi birbirimize, yoksa hayat mı, onu da bilmiyorum. Devamı>




Tavanarası Hayatlar
Elvedalar Limanı
Yollar ve Duraklar
Yağmur Damlası
Evlilik Kelepçesi
Hayat Yolculuğunda Rötar
Hoşgeldin Elveda
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Hayat Yolculuğunda Rötar Karakter Boyu:

 
Ayşe Seyer
11 Şubat 2008

Hayellerimizi gerçekleştirme yolundaki engellere ‘hayır’ diyemiyoruz.

Sömestir tatili için Kıbrıs’a giderken, uygun olmayan hava şartlarından dolayı uçuşumuz vaktinde olamadı. Bir süre sonra da, havalimanı hoparlörlerinden, hiç hoş karşılanmayan ‘rötar’ anonsu duyuldu. Tabi sizlerin de tahmin edebileceği gibi sinirler gergin. Herkes bunun sorumlusunu arıyor ama nafile. Sebep tamamen doğal. Ankara’da kar var, uçaklar için uçuş mesafesi yok. Gerçekten de yapılabilecek birşey yok ama halk panik içinde, sinirler gergin. O uçak ne olursa olsun kalkmalı.
   
Etrafımdaki insanlara göz gezdirirken en çok etklendiğim şey, insanoğlunun herşeyi istediği an, istediği şekilde elde etme arzusu oldu. ‘Keşke’ dedim içimden, ‘Keşke, ideallerimiz, hayallerimiz, hayatımız için de bu kadar ısrarcı, bu kadar gözü kara olabilseydik’.

O zaman, karşımızda hiçbir güç duramazdı. O zaman bu dünya, gerçeten de, herkes için yaşanılası bir dünya olurdu. Mutluluk da sağlık da para da kendiliğinden gelirdi.
    
Uçak, o hava şartlarında kalksa sağlıklı bir uçuş olmayacağının herkes farkında aslında ama ‘ertelenmemek’ uğruna, onu bile göze alabiliyorlar.
    
Aslında bu durumu hayatımıza ve hayallerimize kurguladığımız zaman, arada pek bir farkın olmadığını anlayabiliyoruz. Uçağı hayat, koltuklarımızı bu hayattaki yerlerimiz ve konumumuz, kötü hava şartlarını da hayatta hayallerimizi gerçekleştirmek istediğimiz zaman karşımıza çıkan engeller olarak düşünebiliriz. Buraya kadar herşey birbirine çok iyi uydu, evet, ama esas tezat bundan sonra başlıyor.
    
Uçağı vaktinde kaldırmak için yaptığımız isyanı, ısrarı, hayatımız, hayallerimiz için yapamıyoruz maalesef. Hayellerimizi gerçekleştirme yolunda karşımıza çıkan engellere ‘hayır’ diyemiyoruz.

Kabullenemediğimiz rötarı, hayallerimizde yaşadığımız zaman çoğu kez sessiz sedasız örtbas ediyoruz olayı. Önemsemiyoruz, hiçbir zaman var olmamışlar gibi davranıyoruz.

En büyük avuntumuz ise ‘Hayırlısı ne ise o olur’ sözü oluyor. Aslında bu söz bazı koşullarda geçerli bir söz. Bazı şeylerin gerçekleşmesi için gerçekten de zamanının gelmesi gerekiyor ama bu zamanı oturup bekleyemeyiz, beklememeliyiz. Hayallerimizin  gerçekleşmesini istiyorsak, bunun için gerekli çabayı göstermeliyiz. Gösterilen her türlü çabaya rağmen isteğimiz gerçekleşmiyorsa, gerçekleşeceği zaman gelene kadar bir taraftan çabalarken bir taraftan da beklemeliyiz.
    
Hayatımızdaki önceliklere göre, bazı hayallerimiz ertelenebilir. Bu gibi durumlarda öncelikli olanı yapmak daha mantıklı oluyor ama dikkat edilmesi gereken husus, bu ertelenmelerin nereye kadar süreceği ve de öncelikler listemizde yer alan şeylerin ne olduğudur. Çoğu zaman öncelikler listemizde yer alan şeyler kendi fikirlerimiz ya da bizi gerçekten mutlu edebilecek şeyler olmayabiliyorlar.
     
Bazen de daha iyi zamanlarda gerçekleştirilmek üzere ertelenir hayal uçaklarımız...

Daha iyi zamanlar neler peki?

Daha iyi para kazandığımız zaman? Daha mutlu olduğumuz zaman? Ebeveynsek, çocuklarımızın büyüdüğü zaman?.... Olasılıklar listesi böyle uzar gider. Hep bekleriz o en uygun anı.

Peki o anın geleceğinden ne kadar eminiz?

Belki de hiçbir zaman o an gelemeyecek. Her açıdan  elimizde olanlarla yetinmek,onlarla idare etmek durumunda kalacağız belki de....
 
Bazı insanlar ömürlerinin son dönemlerinde, hayatta gerçekten yapmak istedikleri şeyleri yapmadıklarının farkına varıyorlar. Eskiden zamanları olmadığı gerekçesi ile erteledikleri hayaller için, bu noktada belki de gerçekten zamanları kalmıyor.

Eskiden olanakları olmadığı gerekçesi ile erteledikleri hayallerini şimdi sağlıkları iyi olmadığı için gerçekleştiremiyorlar. Eskiden para için harcadıkları sağlıklarını, tekrar geri kazanmak için para harcamak zorunda kalıyorlar ve çoğu zaman da giden sağlık, tonlarca para harcasanız bile geri gelmiyor maalesef.
 
Bırakın uçak seferleri ertelensin. Hayallerimizin seferleri erteleneceğine, varsın uçak seferleri ertelensin. Birinde kaybedeceğimiz maksimum 48 saat olsa, öbüründe bir ömür söz konusu.

Çok güzel bir sözle yazımı sonlandırmak istiyorum:

‘Doğduğun zaman, sen ağlarken herkes gülüyordu. Öyle bir hayat yaşa ki, öldüğün zaman sen gülerken, herkes ağlasın’
 
Bilmem anlatabildim mi ;)


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Hayatımın içindesin.Hayallerini bildiğimi sanıyorum ama yanılıyorum,sevginin büyüklüğünün farkındayım ama kimi sevdiğini bilmiyorum.Üzüldüğünü sanıyorum bazen ama en üzgün olduğun anda bile güldüğünü görüyorum.Bazen hasretin seni yakacağını sanıyorum ama sonra daha güçlü bir menekşe görüyorum :) anlayacağın seni tanıdığımı sandığım an aslında daha çözmem gereken seyler olduğunu görüyorum.
Ama çok iyi bildiğim birşey var ki o da seni ilerde hayallerine ulaşmış göreceğim.
Bil ki o sonsuz sevginin çok azını bile gösterdiğin herkes seni çok seviyor :)
deniz 13 Şubat 2008 Saat:00:41:34

Birkaç saati bir ömre yeğ tutmak? Somuta takılı zihnimiz yüzünden galiba Ayşe. Görünenin peşinde koşuyoruz. Ev araba, uçak rötarı... ölçülen, biçilen, elle tutulan ne varsa direncimiz de o ölçüde canlı. Bu bakış açısına göre ömrümüz bir soyut yolculuk! Ne gam! Onun için atılacak bir adım, bu uğurda katılacak bir değer anlamsız, gereksiz geliyor birçoğumuza. Halbuki ölürken kaç evin var diye mi sorulacak? Hatırlamak lazım soruları "Sen hayattan ne kadar keyif aldın? Başkaları senin varlığından ne kadar keyif aldı?" Çok keyif alıyorum yazılarından:-) İyi varsın.
selen servi 12 Şubat 2008 Saat:10:39:44

aslında üzerine yorum yapılamayacak kadar hayran bırakıcı..ama yinede tutamadım kendimi :) yazıyı bitirdikten sonra bir süre kendime gelemedim etkisinden hemen çıkamayacağınız bir yazı tebrik ederim
:) 11 Şubat 2008 Saat:14:34:46

Gül Kokulu Sevgili
Yine dokunabilseydim sana, bir kez daha ''Seni Seviyorum'' diyebilseydim. Seni geç tanıdım...
Dünyayı Aydınlatabilirsin
Ajda Pekkan Olmak
Uyur Gezer
Hoşgeldin Elveda

  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.