Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Dilek Taşçılar

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Rezalet!
Bugün sizlerle tıp dünyasına ait bir ayıbı paylaşmak istiyorum. Bayram günü Central Hospital'de yaşadığımız rezaleti... Devamı>




Babama Mektup
Ah Bu Ayrı’lık Duygusu!..
Hayal Kırıklığındaki Mucize
Yüzleş, Kucaklaş ve Özgürleş!
Her Gün 40 Bin Düşünce
Basit Farkındalıkların Gücü
Kader Mirası
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Hayatımızın Amacını Bulmak Karakter Boyu:

 
Dilek Taşçılar
23 Temmuz 2008

Kendimizi doğadan ve evrenden ayrı görürsek, hayat amacımızdan da koparız...

 

 

 

Hayat amacımızı gerçekleştirmekten, daha doğrusu gerçekleştirememekten bahsedip duruyoruz. Ama hiç düşündünüz mü, ''gerçek'' hayat amacımızın ne olduğunu nasıl anlayacağız diye?

Peki hangi düşüncelerimiz, hangi davranışlarımız hayat amacımıza hizmet ediyor? Bu yolda ilerlerken, yoldan sapıp sapmadığımızı nasıl anlayacağız? Bunun bir sinyali, işareti, uyarısı var mıdır acaba?

Öyle ya… Hiç kimse bize bunun bir listesini vermedi!

Kendi yaşam amacını izleyen biri nasıl yaşar peki?... Bir düşünün, aklınıza gelen birileri var mı?

Pekiii, o insanın doğru yolda yürüdüğünü bize hissettiren şey ne? 

Dinginliği mi? Huzuru mu? Yoksa yaratıcılığı ve cesareti mi?

Belki de yaşamseverliği ve gelişime açık oluşudur? Ya da adil oluşu?..

Yoksa, kendine ve başkalarına objektif yaklaşımı mı, zorluklarla baş etme gücü ve azmi mi?

Peki ya duyarlılığı, anlayışı ve dürüstlüğü?

Ya kendisiyle barışık olduğu için bedensel/ruhsal/zihinsel/duygusal bütünlüğüne ne demeli? 

Ve de sağır sultana bile ilan ettiği bağımsızlığı, vefa ile harmanladığı bağlılığı?..

Bunlardan hangisi hissettirir bize doğru yolda yüründüğünü?... Yoksa hepsi mi?

Bu özelliklerin hepsine sahip olmak, çok zaman ve emek gerektirir herhalde...

Peki tüm bu özelliklere sahip olmak için, öncelikle hangi özelliğe açık olmalı, hangisi ile başlamalı insan?...

Yaşamseverlik ve gelişime açık olmak! İlk ihtiyacımız olan en baş özellikler bu ikisi bence…

Bunlar olmazsa, zaten gerisi yalan olur… Öyle değil mi?

Bir de şöyle düşünelim, bu özelliklere kendimizi kapadığımızda neler oluyor ya da bizi neler bekliyor?

Bir başka deyişle, 'ölümsever ve gelişime kapalı' insan nasıl bir hayat sürüyor?

Bir insan düşünün, bir yaşam amacına sahip olduğunun farkında bile değil, hatta ‘yaşam’ ve ‘amaç’ kelimelerini bir arada kullan(a)mıyor bile. 

Yani kendini evrenden ve doğadan koparmış bildiği ve alışkın olduğu yerde duraklamak için direnen birilerinden bahsediyorum.

Orada ne kadar mutsuz da olsa, ne kadar acı da çekse, ‘’Burası güvenli ve tanıdık bir yer’’ diye düşünen insandan yani toplumun büyük çoğunluğundan bahsediyorum.

Oysa evren ve doğa durağanlığı sevmez, sürekli değişir ve gelişir.

Ve biz de o düzenin bir parçası olduğumuz için, evren o düzenin içinde, uyumlu bir şekilde birlikte akmamızı ve kendisiyle dans etmemizi bekler bizden. İçimizi kaplayacak o muhteşem huzur ve şükran duygusunu bize sunmak için sabırsızlanır.

Ama duraklamada ısrar edersek uyum bozulur ve kendimize düşük titreşimli enerjileri çekmeye başlarız. Çünkü akışın tersine kürek çekmeye başlamışızdır.

Evren ilk olarak, hislerimiz aracılığı ile bizimle konuşur... Bir iç sıkıntısı dönemi başlar, genel bir hoşnutsuzluk hakim olur yaşamımıza, sebebini bir türlü anlamlandıramayız.

Bu olaylar daha sonra çeşitli tatsızlıklara dönüşür, içimizdeki sıkıntıyı temasta olduğumuz her kişiye ve olaya yansıtmaya başlarız. Bu durumdan en büyük payı alanlar da en yakınlarımız olur genellikle.

Hala akıntıya karşı kürek çekmeye devam edersek, tatsızlıkları acılar ve sorunlar takip eder. Haaala anlamadıysak, hastalıklar ve kazalar hayatımızdan eksik olmamaya başlar…Üstüste yaşanan sağlık sorunları iyice bunaltır bizi. Daha sonrasında ise büyük yıkımlarla karşı karşıya kalırız…

Kendimizi doğadan ve evrenden ayrı görürsek, hayat amacımızdan da koparız. Uyum ve dengeyi bozarız. Akışın tersine kürek çekmeye çalışırız ve yoruluruz. Artık sistemin zararına çalışmaya başlamışızdır ve evren de gecikmeden bizi ikaz eder.

Önce iç sıkıntısı ve memnuniyetsizlik duygusu ile, sonra tatsızlıklarla, daha da olmazsa hastalıklar yada kazalarla.

Hayatımızda bu olaylar sürekli tekrar etmeye başlar… Bu, 'neden ben' diye isyan ettiğimiz dönemdir... Olaylar tekrar eder eder eder... Her seferinde tek değişen, olayın veya hastalığın adıdır.

Bu tekrarlar ne kadar mı devam eder?.. Ta ki biz anlayana kadar...

Oysa kendimizi akışa bırakırsak, hayatla uyum içinde dans etmeye başlarız, içimizi huzur ve şükran duygusu kaplar.

‘’İlginç rastlantılar’’ olmaya başlar, sanki tüm evren bize yardım etmeye başlamıştır. Mucizeler artık istisna olmaktan çıkmıştır, yaratıcılığımız tavan yapar adeta….

İşte tam o anda, artık özümüze döndüğümüzü fark ederiz ve hayatın sonsuz olanaklar sunduğunu görürüz bir anda.

Dinginlik ve güç duygusu artık çok tanıdıktır.

Enerjimiz artar, tenimize renk gelir ve ışık saçmaya başlarız.

Biz, herşeyden kopuk, tek başına bir varlık değiliz.

Biz, muhteşem işleyen, yaratıcı bir sistemin parçasıyız.

Sırf bu sebeple bile olsa, uyum ve denge içinde kendimizi gelişime açık tutmalıyız. Hayata akmalıyız ve hayatın da bize doğru akmasına izin vermeliyiz. İşte o zaman hayat amacımızın yolunda olduğumuz kesindir.

Evrenin bu zekasını ve düzenini malesef çok geç anladığımız için, hayatımızı ve var olma amacımızı hastalıklarla boğuşmaya başlayınca sorgulamaya başlarız.

Sorgulamaya ilk belirti olan iç sıkıntısı döneminde,başlayanlar bu dünyanın en şanslılarından bana göre...

Çok üzücüdür ki, bazılarımız bunu gecikmeli olarak, artık dönüm noktasını bile aştıktan sonra,ölüm döşeğinde fark eder, en acısı da budur herhalde… Yaşamadan ölmek!

Evrenin sunduğu mesajları, her birimizin erkenden anlaması dileği ile...

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

merhaba dilek, evrenin müziğindeki tınıları kelimelere dökmüşsün. bu müziğe kulak kabartmayı seçmeyenler bu satırlar aracılığıyla evrenin müziğinin, kendi özlerindeki müziğin varlığını bilsinler, duysunlar istemişsin diye hissettim yazınI okuduğumda. kalemine, yüreğine sağlık.. iç sesini bu sitede paylaşmaya karar verdiğin için şükranlarımı sunuyorum. haydi müziği dinleyelim, kendimizi gerçekleştirelim...
filiz 30 Temmuz 2008 Saat:11:23:44

Dilek hanım .bu hafta yazılarınızı okuyamamıştım.bu sabah güne biraz keyıfsız başlamıştım ama sizin yazınızın yayınlandığını görnce ilk gülümsedim okumadan yazınızın beni kendime getireceğini hissettim birden nitekimde öyle oldu:) kişi gerçekten hayatı nasıl görüyorsa öyle yaşıyor...

insanın gerçekten isteyipte hayatta başaramayacağı hiçbir şeyin olduğuna inanmıyorum çünkü okadar güçlü bir varlık'ki GELİŞİME AÇIK OLMAK gelişime açık olduğun sürece öğrendiklerin ve yaşadıkların seni hayata daha sıkı bağlıyor ve bakış açını değiştiriyor.
O güzel yüreğinize sağlık.Bize böyle keyifli bir yazı sunduğunuz için..
kucak dolusu sevgiler:)
hülya 24 Temmuz 2008 Saat:08:54:34

Hepimizin hayata bakış açısı var.Farklı farklı da olsa.Eğer bu bakış açımız sorunlarımızı çözmüyor,bizi mutlu etmiyorsa ayarlamaya gitmek gerekiyor.Kim bilir.Belki de geliştirdiğimiz bu bakış açısı ,sorunlarımızın kaynağını teşkil ediyordur.
Yaşamseverlerin en büyük özelliği ,kendilerine karşı olmayan bir dünya görüşü geliştirebilme becerisine sahip olma yetileri.Ölümseverler ise,yaşamseverlerin mutsuzluğuyla çöplenmeye çalışıyorlar.

Hayatımızın amacı sanırım kendi öykümüzde saklı.

Sevgili Dilek.Hayatın sorgulanması adına muhteşem bir yazı olmuş.Seni tebrik ediyorum.
Özden Horan 24 Temmuz 2008 Saat:00:24:45

 Toplam 9 yorum var. 1 2 3  


Seviyor ve Seviliyorsun!
Ölüm gerçekleşmişti, ruhum artık özgürlüğe adım atıyordu, eksik olan duygu buydu!...
Günün Yorumu
Peki ya davranışlar?
Mucize Serüveni
İyileşmek

  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.