Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Gülin Sarıyiğit

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

İkizim ve Ben
Yaşam seçimlerden ibaretti. Biz de seçimimizi yapmıştık. Bundan sonra yollarımız o kadar farklı yönlere gidecekti ki... Devamı>




Yazdıkça...
Herkesin Bir Zamanı Var...
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
İkizim ve Ben Karakter Boyu:

 
Gülin Sarıyiğit
03 Aralık 2008

Yaşam seçimlerden ibaretti. Biz de seçimimizi yapmıştık. Bundan sonra yollarımız o kadar farklı yönlere gidecekti ki...

 

 

 


Biz dört kız kardeşiz. Babam ve annem oğlan çoçuk olmamızı çok istemişler. Tanrı  onlara ders vermek istemiş olacak ki üçünçü cocugu oğlan beklerken ikiz kız çoçukları dünyaya gelmiş. Onlardan biri de benim.
 
Biz birbirine hiç benzemeyen ikiz kardeştik. Ne fiziksel özelliklerimiz, ne de karakterlerimiz. Ama sürekli beraberdik. Okula başlayana kadar adımız bile tam yoktu.

Ben ikizkardeşime göre çok daha iri yarı idim. İkizkardeşim ise ufak tefek bir çoçuktu. Evde beni totos, ikizkardeşimide civciv diye çağırırlardı. Okula başladığım ilk günü  hiç unutamam anneme " Benim adım ne ?" diye sormuştum. İkizkardeşim de bilmiş bir tavırla "Benim adım Pelin, senin adında Gülin kızım," demişti. Hiç o anı unutamam. Aslında bu cümle sonrasında  ikizkardeşimle benim aramızdaki dinamiği çok güzel açıklayacaktı.

Yıllar hızlı bir şekilde akıp gidiyordu. Biz  ilkokul, ortaokul, liseyi hiç ayrılmadan bitirdik. Fakat çok anlaştığımız söylenemezdi. Birimiz ne kadar sakinsek, öbürümüz o kadar aceliciydik. Birimiz ne kadar yumuşaksak, öbürkümüz o kadar öfkeliydi. Birimiz kontrol eden, birimiz kontral edilendi. Birimiz ne kadar düzenliyse , öbürkü o kadar dağınıktı. Birimiz ne kadar becerikliyse, ötekimiz o kadar beceriksizdi. Birimiz tamamen sol beynimizi, birimiz de tamamen sağ beynimizi kullanıyorduk. Birbirimizi tamamlayan tek vücut gibi yaşadık senelerce.. Şarkılarda bir söz vardır ya ne senli, ne sensiz oluyor. Üniversiteye hazırlanırken artık yollarımızı ayırmak istedik. Tek başımıza var olmak istedik.

Yaşam seçimlerden ibaretti. Biz de seçimimizi yapmıştık.
Bundan sonra yollarımız o kadar farklı yönlere gidecekti ki..


Ben İstanbul'da Üniversiteyi bitirdim. O da Ankara'da. İkizkardeşim köylerde öğretmenlik yapmaya gitti. Ben de yurtdısı şantiyelerinde mühendislik. Hayata bakışımız ve algılıyasımız gittikçe farklılaşıyordu. <

Ben korkularımın üzerine gidip, kendimi tanıma, hayat amacımı bulma yolculuğunda ilerlerken, ikizkardeşim ise daha cok korkularıyla hareket edip, ailemin ve toplumun istediği şekilde ilerlemeye devam etti. Herkes kendi seçimini yapmış ve kendi yaşamının sorumluluğunu almıştı. Her ikimiz de seçimlerimizin bedellerini ödüyorduk.
 
Fakat bir yandan da ilginç bir duygu vardı içimde. Sanki hep bir parçam eksik gibiydi. Sürekli tamamlanmak ihtiyaçı duyuyordum. Farkettim ki sevgili olarak seçtiğim erkekler ve en yakın dostlarımın çoğu özelliği ikizkardeşime benzemekteydi. Kendi geliştiremediğim tarafımı dışarda arıyordum. Tıpkı sevgiliye duyulan bir bağımlılık gibi.

Zaten sevgililerimle ilşkilerimde hep bağımlı ilişkiler oldular. Bunu farkettiğim günü hiç unutmam. Bütün gün ağlamıştım. Kendi kendime tamamlayamadığım o eksik parçam için... Yasımı tutmuştum.

Biliyordum ki iki yarım insandan bir tam insan çıkmıyordu.

İşin ilginç tarafı o eksik parçamı kabullendiğimde, ikizkardeşimi de olduğu gibi kabullenmeye başladım. Ve onunla olan ilişkimiz büyülü bir şekilde düzelmeye başladı.

Sevgi, karşındakini herşeyinle olduğu gibi kabul ile başlıyordu.

Ve sevgiyle yaklaştığında bir insana, karşındaki kişi  savunma mekanizmlarını bırakıp yüreğini açıyordu. İkizkardeşim de yüreğini açmaya başlamıştı.

Aramızda belki ilk defa bu kadar gerçek bir ilişki yakalamıştık. Farkettik ki ikimizin de birbirimizin hayatına özenen tarafları vardı. O benim gibi özgür olmak isterken, bende şimdilerde onun gibi bir ailem bir yuvam olsun istiyordum. Aslında gerçek çözüm hem hem yasasıydı. Hem özgür oldugunu hissedip, hem de bir yuvan olması.

Peki şimdi ne yapacaktım?  Önce bu eksik taraflarımı kabullenmekle başladım. Ve çözümleri dışarıda aramaktan vazgeçtim. Eksik tarafları yazıp, bunları geliştirmeye odaklandım.

Hala da yoldayım...

Biliyorum ki kendi içimdeki o bütünlüğü, dengeyi  sağladığımda çok güzel, bağlı bir ilişkiye ve yuvaya  kucak açaçağım.
 
Her çözüm içimizde..


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Gülinciğim bu farkındalıklar için çok teşekkür ederim,

Kendi kabullenmek istemediğimiz taraflarımızı topladığımızda ve onlarla bütünleştiğimizde nasıl dönüştüğümüzü sende görüyor ve seninle gurur duyuyorum,

İyiki varsın arkadaşım,ışığın için teşekkür ederim,

Sevgiler,

Barış
Barış VURAL 05 Aralık 2008 Saat:15:47:17

Gülin'cim alkış alkış alkış!
Gözlerim doldu, yüreğime dokundun. Harikasın arkadaşım. Yolun açık olsun:)
Çiğdem Çubuk 04 Aralık 2008 Saat:17:47:37

Gülin'im, oldu be tatlım, vallahi oldu! :) Yolunda o kadar güzel ilerliyorsun ki... Gönülden tebrikler :)
Berna Esin 04 Aralık 2008 Saat:14:47:19

 Toplam 12 yorum var. 1 2 3 4  


Issız Ada’m
Geçmişte ruhunu da eline tutuşturduğun insanların canını yakmalarına izin vermiş olman, yaptığını haklı çıkarmaz.
Küllerinden Doğmak
Ben Büyüyorum Ya Sen?
Vesikalık Fotoğraf
Bir Kız Doğdu Diyeler...

  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.