Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Dilek Taşçılar

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Rezalet!
Bugün sizlerle tıp dünyasına ait bir ayıbı paylaşmak istiyorum. Bayram günü Central Hospital'de yaşadığımız rezaleti... Devamı>




Babama Mektup
Ah Bu Ayrı’lık Duygusu!..
Hayal Kırıklığındaki Mucize
Yüzleş, Kucaklaş ve Özgürleş!
Her Gün 40 Bin Düşünce
Basit Farkındalıkların Gücü
Kader Mirası
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
İyileşmek Karakter Boyu:

 
Dilek Taşçılar
18 Temmuz 2008

İlk adımı doğru atmazsak sonraki adımlardan çözüm beklemek  tam bir hayal olacaktır.

 

 

 

Doktor doktor dolaşmış, hastalığına çare bulmak amacı ile her bir doktorun yazdığı reçeteli ilaçların yan etiketilerini umursamadan, bayram şekeri tüketircesine tüm ilaç ''tedavilerini'' uygulamış, ancak yine de sonuç alamamış, hatta tüm ''tedavilere rağmen'' hastalığı daha da kötüye gitmiş, nice insan var etrafımızda.

Eminim şu anda aklınıza gelen en az bir kaç isim olmuştur bile....
Buna karşılık ''alternatif tedavi'' yöntemi olarak bilinen ve kulaktan kulağa dolaşan şifa çalışmalarını ise en son çare olarak görüyoruz nedense....
Hani artık hiç bir tıp tedavisi işe yaramamışsa, ölmeden önce son çare olarak denenmesi öngörülen tedavilerden bahsediyorum.

Tabi bir de, alternatif tedavi denince, akla ilk gelen ''hangi şifacı daha iyi ise ona gitmeli'' düşüncesi, en büyük şifacının kendimiz olduğunu bilmeden...

İşin traji komik tarafı, tıp bilimi hastayı iyileştiremediği zaman, bu durum 'normal' karşılanıyor da, söz konusu şifa tedavisi olunca durum değişiyor.

Hasta iyileşirse adı 'mucize', iyileşmez ise 'şarlatanlık' oluyor.
 
Oysa ortada ne mucize vardır, ne de şarlatanlık ! Sadece, iyileşmek isteyen ve istemeyen hasta vardır !
 
Hiç kimsenin aklına, hastalığın gerçek sebeplerini sorgulamak gelmiyor, herkes sebebi kendi dışında bir yerlerde aramayı tercih ediyor. Yani sorumluluğu başkasına atıyor, sanki iyileşmesi daha kolay olacakmış gibi...
 
Hastalık sebebi keşfedilmeden yapılan 'tedavi' ise, delik bir kaba su doldurup, neden her seferinde kabın yine boş olduğuna şaşırmaya benziyor.
 
İşte bu koca evrende, bir tek bizim gezegenimizde yaşam olduğunu düşünecek kadar içselliğini yitirmiş bir bakış açısına sahip olan zihniyetimiz aynı dar açıyı hayatın tüm ayrıntılarına yansıtıyor.
 
Oysa bedende görülen hastalık, yaşanan sağlık probleminin artık son çığlığıdır.

Artık körün bile görebilmesi için, beden adeta 'YETER' diye çığlık atıyordur...

Oysa hastalık uzun süredir vardır zaten, bir çok aşamada alarm da vermiştir üstelik, ama önemsenmediğinden bir sonraki aşamaya geçmek zorunda kalmıştır.

Ve son olarak da söz artık bedenindir... Bu sefer o çığlığı, istisnasız herkes duymuştur.
 
Günümüz yaşam tarzında, streslerimiz, korkularımız, endişelerimiz, yanlızlıklarımız ve sevgisizliklerimiz o kadar rutin hale geldi ki adeta yaşamın ta kendisi olarak kabul görüyor.
 
Bu ruhsal durumların her biri 'normal' olarak algılandığında, tehlike çanları çalmaya başlıyor aslında... Tabii duyabilene... Bu aşamada hepimiz adeta sağır gibiyiz....
 
Zihnimiz, 'normal' kabul ettiği hiç bir şeyi sorgulamadığından, yaşam 'dolu dizgin devam' ediyor.

Ta ki bir gün, bedenen ve/veya ruhen yaşanan patlama günü gelene dek....
 
Oysa istisnasız tüm hastalıkların sebebinin, 'normal' diye adlandırdığımız bu yaşam tarzından kaynaklandığını bilmek, tedavinin ilk adımıdır !

İlk adımı doğru atmazsak, sonraki adımlardan çözüm beklemek, tam bir hayal olacaktır.
 
İyileşmek, öncelikle 'gerçekten iyileşmek istemek' ten geçer...

Sonra kendinle yüzleşmekten, suçlamaları sonlandırmaktan (her neyi suçluyorsak) ve sorumluluklarını almaktan geçer...

İşte gerçek şifa çalışması bunlarla başlar...

Ve nihayetinde önce kendini, sonra hayata dair herşeyi ve herkesi sevmekten geçer.

Gerçek Sevgi, işte bu kadar kolay ve bu kadar zor.

Sevgi yağmurlarının, ruhunu her gün yeniden yıkamasına, sevgi güneşinin yaşam pencerini her gün yeniden parlatmasına izin verirsen yaşamına ışık doğar.

Sevginin olduğu yerde ışık ta boldur çünkü ve ışık asla hastalık barındırmaz.

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Sevgili Dilek yazılarını keyifle okuyorum. Farklı açılımlar yaşıyor ve öğrendiğimi sandığım şeyleri sade, net ve bilgece anlatımınla tekrarlayıp güçlendiriyorum. Ve yazının bende ortaya çıkardıkları:
Acı mı haz mı odaklıyız? (Kuraldışı eğitimlerinde öğrendiğim ve kendimi sorgulamamı sağlayan çok önemli ve derin iki açılım)
Hastalığımızdan, dertlerimizden gizli bir zevk alıyor ve ondan özgürleşmeyi değil de ona sımsıkı sarılmayı mı seçiyoruz? Kendimizi, hastalığımızı sergilerken ve başkalarını, birşeyleri suçlayıp aciz ve kurban olarak yaşayıp, yansıtarak varettiğimizi mi sanıyoruz? Gerçek çözümü istemeyen kişi çözümü bulamayacağı her taşın altına bakar. Asıl yere kendi içine bakmak aklına gelmez ya da istemez. Gücü dışarda aramaya alıştığından da doktor doktor, şifacı şifacı dolaşır. Kendi sorumluluğunu almak mı? Sorunun, hastalığın sebebi kendi değil ki niye içine baksın?
Hazzı seçen birey acının içinden geçmeyi de bilir hazzı doya doya yaşamayı da kendi içine inerek. Bilir ki hastalığının altında ruhunun mesajı vardır. Beden aracılığıyla atılan çığlıktır hastalıklar. Bilene-bilmek isteyene... (ki ben bu bilgilerle ancak eğitimlerde tanıştım)
Çiçeğin dibinde bir kurtçuk varsa ve çiçek solmaya başladığıysa, ona su, vitamin, aspirin, enerji...vermek nafile. Ancak kökünü açıp, dipteki kurttan onu özgürleştirdiğinde ona verdiğin tüm besinler işe yarar ve çiçek serpilir.
Birilerine "beni iyileştir" demekle kendine"kendimi her geçen gün daha da iyi etmeyi seçiyorum" cümleleri arasında çok büyük bir fark var, farketmek isteyene :-)
İçimizdeki şifacıya bizi yönlendiren kadın teşekkürederim.
bade 18 Temmuz 2008 Saat:16:09:19

Sevgili Dilek, yazını okuyunca ben de eski deneyimlerimi hatırladım ve bu yola girince çıkmanında kolay olmadığını söylemek isterim. :) ama asıl ışığa giden bir yoldur bu.
insan önce farkında olmaz yaşadıklarının sonra bir şey olur yani beden "BUMMM" der, ne olduğunu kavrayamaz ve bir süre sonra tekrar "BUMMM" işte o zaman düşünmeye başlarsın, bu "BUMMM" ne demek, bana birşey söylenmeye çalışılıyor herhalde diye. araştırdıkça işte o zaman zihin, beden ve ruh üçlüsüyle üç boyutlu varlıklar olduğumuzu anlamaya başlarız ve eğer takip edersek, bu yol aynı zamanda "KENDİMİZE YOLCULUĞUN" da başlangıcıdır. Hayatta her zaman alternatiflerimiz(!) var ve bunu bilmek seçimler yapmamıza neden olur ve kimisi bu yoldan gider kimise diğer yoldan... Yollar farklı olsada biri diğerinden ne daha iyidir ne de kötü, sadece bir seçimdir, çünkü ışık hepimizin içinde var, sadece bunu kullanıp kullanmamak önemli olan...
yazında da bu seçimi yansıtacak deneyim ve bilgi mevcut, umarım faydalanan insan sayısı gün geçtikçe artar, kalemine sağlık bütüne katkıda bulunduğun için sevgili Hatırlacı :))
güneş 18 Temmuz 2008 Saat:13:54:25

dilek yazının her cümlesi bilgelik dolu. paylaştığın için teşekkür ederim. yorumu yazayım, bir kez daha okuyacağım. yaklaşık 9 ay önce 2 civarı miyop olan gözlerim için hummalı bir çalışmaya girdim... bi girdim bi daha çıkamadım :), hala ordayım. bilinçaltımda ne kadar ilginç örüntüler varmış meğerse. bi örnek: göreceklerim benim güvenlğimi bozabilirmiş ve ben de uzağı bulanıklaştırarak kendime dar ama güvenli bir alan yaratmaya çalışıyormuşum. başka bi örnek: yok olma korkusu, ölüm korkusu. nerden girdik nerelere vardık. louise hay "görünen sorun sıklıkla gerçek sorun değildir" diyor, doğru diyor. gerçek sorunu arayıp bulmaksa bolca cesaret ve emek gerektiriyor.
onur sargın 18 Temmuz 2008 Saat:13:10:24

 Toplam 4 yorum var. 1 2  


Mucize Serüveni
Seçiyorum gitmeyi kendi yoluma,dalmayı kendi okyanusuma, uçmayı kendi göğüme...
Neden Yapıyoruz?
Hayatta Her Şey Karşılıklıdır
İç Ses:1 - Toplumsal Ses:0
Tohum Ve Toprak

  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.