Selen Servi
13 Mart 2008
Kuralı koyup, yaftayı yapıştıramazsın bana. Üç-beş kuru “gün”ün anlamsızlığında boğamazsın beni.!
Kadınım ben,
Başkalarının gözünde kendi değeri sarsılan…
Erkek egemen yönetimlerin “anlayışı”na sığınan
Örtüsünde ya da çıplaklığında metalaştırılan…
Anneyim ben,
Can çekişen topraklarda evlat gömen
İsyanı yüreğinde volkan, bu çaresizliğe “can”ını helal etmeyen anayım ben…
“Güldünya”yım ben,
Törenin pençesinden kurtulamayan
Katillerini “Ağabey” bilen,
Namusu bacak arasında darağacına çekilen ölüyüm ben.
“Kardelen”im ben
Kentlerdeki ablalarımın, yaşıtlarımın imkânlarına özenen
Yine de elimdeki ile karları delen, yeşeren, açan yüreğim ben…
“Ünzile”yim köyün son çitinde dünyası biten
Dayaktan uslanan, artık bir şey sormayan…
“Firuze”yim.
Duru bir su, deli rüzgar gibiyim
Bir orman kuytusu, üzüm buğusuyum
Güzelliğinin bedelini ödeyen…
Üreten,
Paylaşan,
Seven,
Sevişen,
Kendinden çoğalan
Yenik düşen
Öfkelenen
Vazgeçen
Sevdalanan
Terk edilen
Terk eden
Düşünen
Karşı çıkan
Fark eden
Birey olan
Bir olan
İnsanım ben.
Senden farklı değilim…
Seninle aynıyım!
Kuralı koyup, yaftayı yapıştıramazsın bana!
Üç-beş kuru “gün”ün anlamsızlığında boğamazsın beni!
Salt anneliğimi kutsayıp kadınlığımı aşağılayamazsın!
Altın kafeslerde sesi kesilen bülbül yapamazsın!
Ayıramazsın bütünden…
Sen benim ne namusuma ne zekâma ne üretkenliğime yuları takamazsın…
Benden kestiğin her parça senden de eksilir…
Özgürlüğün benim özgürlüğümde!
Bilgeliğin benim bilgeliğimde!
Aynılıklar
Ayrılıklar
Beni sen
Seni ben
Bizi biz yapan…
Varlığımı kutsa
Varlığın kutsansın…
Not: Sevgili Aysel Gürel ve Sezen Aksu’ya şükranlarımla (Ünzile, Firuze, Kardelen… ve daha niceleri için)