Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Ateşi daima su ile korkuturlar fakat
suyu hiç ateşle korkutabilirler mi?

Mevlana
Yorumlar
 
Saim Koç
saim@kuraldisi.com
Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Duyarlı Olmak Yorucu mudur?
Sizin duyarlılık olarak algıladığınızı başkaları paspaslık olarak algılıyorsa sorun sizde. Bunu değiştirecek olan da sizsiniz. Devamı>




Sağlıklı Yasaklar!
Neden Topraksız?
Aidiyet Bir İhtiyaç mı?
İnsanoğlu/Kızı Bir Tuhaf
Kadınlar!..
Olanı Görmeden Olması Gerekeni Bilemeyiz
Bu Yazı Hayatınızı Kurtaracak
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Kadınlar!.. Karakter Boyu:

 
Saim Koç
26 Şubat 2008

Gerçek özgürlük, başkalarının özgürlüğünü kendi özgürlüğünün teminatı olarak görmekten geçer.

Toplumun gündeminde bir süredir esas olarak erkeklerin tartıştığı, gerçekte ise kadınların tartışması gereken bir konu var.

Bizim sitede kadın yazar sayısı erkeklerden daha çok olmasına rağmen (kadın sorunları üzerine duyarlı az sayıda kadını bir kenara koyarsak) kimse bu konuya değinmedi. Sanki böyle bir sorun yokmuş gibi, sanki bu konu öncelikle kadınları ilgilendirmiyormuş gibi.

Kadınlar sustukça erkekler konuşmaya devam edecek; kadınların ne yapmaları gerektiği üzerine ahkâm kesmeye devam edecek. Tıpkı şu anda benim yaptığım gibi.

Türban tartışmasından bahsediyorum; kadınların nerede nasıl giyinecekleri tartışmasından.

Kadının etek boyuna, dekoltesine babasının ya da kocasının karar verdiği bir sistemde başını örtüp örtmemesi gerektiğine erkeklerin karar vermesi çok doğal geliyor bize.

Kadınlar!

Bireysel olarak kendinizi geliştirmeye öylesine odaklanmışsınız ki çevrenizde olup bitenlerin farkına bile varmıyorsunuz. Tabii ki haberlerden haberiniz var, türban tartışmasına aşinasınız. Ama sessizsiniz. Beni endişeye sevk eden de bu sessizliğiniz.

Ama bundan daha da önemlisi, toplumsal sorunlara duyarsız yaşamı tehlikeli buluyorum.

Gelişkin bir insan sadece kendi yaşamına odaklı yaşayamaz.

Gelişkinliğimiz, çevremize olan duyarlılığımız ölçüsündedir.

Bir bitki için toprak ne anlam ifade ediyorsa, bir insan için yaşadığı toplum aynı şeydir. 

Bitki topraktan beslenir; toprak da bitkiden. Bitkiyle beslenmeyen toprak zayıftır, orda hayat yeşermez.

İnsan da beslemediği topraktan (toplumdan) beslenemez.

Peki, en verimli toprağı (toplumu), bizi en sağlıklı besleyecek toprağı nasıl ortaya çıkarırız? Onu sağlıklı fikirlerle besleyerek.

İhtiyacımız olan, başımızın üstünü kapatma yasağı değil, başımızın içindeki engelleri kaldırma özgürlüğüdür.

Ben bir toplumun yasaklarla bir yere varacağına inanmıyorum. Yasakların kendi toprağımızı kışırlaştırdığını düşünüyorum.

Bazılarınız, “İyi ama bazı özgürlüklerin önü açıldı mı, daha net ifadeyle, türban yasağı kalktı mı ucunun nereye varacağı kestirilemez” türünden endişelerle yasakları savunuyorsunuz. “Şimdi türbanlılara tanınan özgürlük, yarın bizim önümüze açılma yasağı olarak dikilebilir” türünden kuşkularınız var.

Ama zaten her yasağın kendine göre “mantıklı” bir gerekçesi yok mudur?

Herkes kendi fikrinin en doğru olduğunu düşünebilir, burada bir sorun yok, sorun, herkesi bu fikrin altında toplamaya çalışmakta...

Aslında sorun örtü değil, o sadece bir simge. Örtüyü örtmeniz ya da örtmemeniz sorunu değiştirmez. Ve asıl korkulan da o; simgenin altına saklanmış yasakçı zihniyet.

“Bu zihniyet ilk fırsatta giyinme özgürlüğümüzü elimizden alacak, o zaman neden ona özgürlük tanıyalım ki” düşüncesi sizi de yasakçı yapıyor.

Ne farkınız kalıyor karşı çıktığınız zihniyetten? Gerekçenizin sizin yasakçılığınızı meşru kıldığını mı sanıyorsunuz?

Özgürlük mü istiyorsunuz?..

Yasakları savunarak asla özgür olamazsınız!

Gerçek özgürlük, başkalarının özgürlüğünü kendi özgürlüğünün teminatı olarak görmekten geçer.

Yasaklar, papatyaların lalelere, “Bu bahçede sadece papatya olarak yaşayabilirsin” demesinden farksızdır ya da kendini papatya, farklı olanı ayrık otu sanmaktan.

Sırf papatyalardan oluşan bahçe daha mı güzel sanki?

Kadınlar!

Başının içi örtülü olmayan hiç kimse özgürlüğü yasaklarda aramaz.
Hayatı yasaklanmış kadına bir yasak daha koyarak kendinizi özgürleştiremezsiniz.

Başınızdaki örtüyü kaldırmış olmanız sizi özgür kılmıyor, gerçek özgürlüğü başınızın içini örten örtüyü kaldırdığınızda yaşayacaksınız.

Ve kadınlar!

Örtmeye çalıştığınız sadece başınız mı?
Yasaklara mı karşısınız, türban yasağına mı?

Başınızın üstünü örtmeye değil, başınızın içindeki örtüden özgürleşmeye ihtiyacınız var.

Hayatı yasaklanmış kadının türban takma özgürlüğü istemesi ne garip çelişkidir?

Tüm kadınlar!

Bütün örtülerinizden özgürleşin! Çünkü sadece erkeklerin değil, insanlığın özgürleşmesi sizin özgürleşmenizden geçiyor.

Son olarak, burada söylediklerimin çok daha fazlası için Nil Gün’ün Kuraldışı ve Ötesi kitabını hararetle öneririm.


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Şiddetli bir tokat gibi çarptı beni yazınız. Okuyunca silkelendiğimi hissettim.Biz kadınların özgürlüklerini bizden daha çok düşünen sizin gibi erkeklerin çoğalmasını diliyorum toplumumuzda.Atatürk 'ü anımsattınız bana.
Gerçek özgürlük hem kendimize hem de bizden farklı düşünenlere kendisi gibi olabilme izin verebilmektir bence.Korkusuzca bu izni hem kendime hem de türban takanlara verebiliyorum.Zıtlıkların birbirini beslediğini ve dengeyi oluşturduğunu kendi hayatımdan biliyorum.
Hülya OĞUZ 20 Mart 2008 Saat:16:04:44

Yorumum bayağı gecikti aslında yazınızın ilk çıkyığı gün okuldan bir şokla eve gelmiştim. O gün okuldaki 7. sınıf öğrencillerinin boş derslerine girmiştim. Çocuklar boş dersin havasında coşarlarken ben onlarla nasıl iletişim kurarım diye düşündüm ve çocuklar okul ve öğretmenler sizce nasıl olmalıydı dedim.Onlar kafalarına sürekli vurularak öldürülmüş hayal güçleriyle yanıt vermeye çalışırken bir kız öğrenci okula başım kapalı girmek isterdim dedi ve ben neye uğradığımı şaşırdım.Çocuk 9 yaşından beri kapalıymış.Neden diye sorduğumda "namahrem" diye yanıt verdi.Ben de peki Allah bizim kapalı olmamızı istese neden bizi de erkekler gibi çıplak yarattı diye sordum bilmiyorum dedi. Bir kaç şey daha sordum aslında gerçekten hiçbir fikri yoktu başının niye örtük olduğu konusunda sadece onu doğru diye belletmişlerdi minicik kalbine.Yazılan yorumlar cumhuriyete güveniyoruz diyor. Arkadaşlar ben bir öğretmenim ve çarşaflı kadınların çocuklarına Atatürk devrimlerini anlatmaya çalışıyorum.O çocuğa diyorumki senin annen yanlış ben idoğruyum.37 velimden sadece 4 tanesinin başı açık.6 tanesi kara çarşaflı ve ben İstanbul'da öğretmenlik yapıyorum varın geisini siz düşünün... Bu arda yanlış anlaşılmasın ben çarşaflı velilerimi de gerçekten seviyorum ama bir türlü anlayamıyorum bir kadın bunu kendine nasıl yapar neden yapar?
gülistan 06 Mart 2008 Saat:17:35:56

selamlar
siz özgürlüklerden bahsederken, Nil Hanım'ın 'seçimler' yazısındaki new york valisiyle ilgili verdiği örnek aklıma geldi, şimdi ne alaka diyeceksiniz. orada vali küçük sucları engelleyerek büyük suclara karsı kendiliğinden olusan bir zafer sağlamıstı. türbanın yasaklanma olyaı da buna benzetilemez mi dersiniz? asıl celişki kokan yer ; tam olarak kurallara dayalı bir sistemde yasarken ( doğal olarak uyulması gereken kurallar yasaklarıda getiriyor) yasaklara karsı olmaktan bahsetmemiz.
bugün konustuğum insanların çok çok büyük bir coğunluğu cumhuriyet rejimini savunduğunu söylüyor, ama bunun yanında da yasaklara karsı olduğundan bahsediyor.
yahu bir rejimi rejim yapan sey onun kuralları değilmi, anayasa dediğimiz şey uyulması gereken kuralları (yani doğal olarak yasakları yasakları) içermiyormu.
kesinlikle ben de bütün yasakların karsısındayım çünkü çok bariz bir gercektirki ne savasla barış nede yasaklarla özgürlükler kazanılır.
ama savunduğumuz şeyi de bu kadar yüzeysel ve bu kadar etkisiz tavırlarla savunursak ve neyi savunduğumuzun bile tam olarak farkında olmazsak, yaptığımız şey gündeme ayak uydurmaktan öteye gidemez diye düşünüyorum.
yani hayata birseyler katan değil, var olanı tüketen olaruz burada da.
rafet diker 03 Mart 2008 Saat:00:40:57

 Toplam 13 yorum var. 1 2 3 4 5  


  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.