Onur Sargın
25 Eylül 2007
Nasıl olur da gerçek olmazdı. O, zihnine gelen her düşünceyi doğru kabul edip onlara inanırdı.
Yine bir kuş ve yine benim ön camım...
Saatine baktı, terapiye 15 dk kadar geç kalmıştı.
Asansör de daha yukarıki katlardaydı.
Geç kalmıştı ve yerinde de duramıyordu zaten öfkeden.
Hızlıca merdivenleri çıkmaya başladı.
Terapisti binanın 5. katındaydı.
Kapıya geldi, zili çaldı, nefes nefese kalmıştı.
Geç kaldığı için özür diledi.
Koltuğuna oturdu.
Hala nefes nefeseydi.
Terapist sordu.
- Nefes nefesesin?...
Talihsizliğinden, şassızlığından bahsetti.
Kuşların nedense hep onun arabasının ön camını bulduğundan yakındı.
Bağırdı çağırı, öfke saçıyordu adeta.
Terapist bir süre sadece dinledi.
Sonra sordu.
- Başka ne zaman oldu, buna benzer bir olay?
Adam düşündü.
Ee aklına gelmiyordu ki buna benzer başka bir anı.
Şöyle bi gözden geçirdi hayatını, yoktu.
Evet buna benzer başka bir anısını hatırlayamıyordu.
Ama “hep bana olur böyle şeyler diye” düşünmüştü.
Ne yani bu düşüncesi gerçek değil miydi?
Nasıl olurdu?
Düşüncesi nasıl olur da gerçek olmazdı.
Ama o, zihnine gelen her düşünceyi doğru kabul edip onlara inanırdı.
Kafası karıştı.
Kendini birazcık da çaresiz hissetti.
Düşüncelerin rehberliği suya düşmüştü.
Ortada kalmış gibi hissetti.
Düşücelerine de güvenemeyecekse neye güvenecekti ki?