Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Berna Esin

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Korkunun Ecele Faydası Yok
Sevginin olmadığı her yerde, boşluklar korkuyla doldurulur. Sevgiyi büyütemeyen insan korkuyu büyütür. Devamı>




Masum Değiliz
Ben olmasaydım?...
Neden Ben?...
Reddedilenler Vadisi
Kartal Gençken Yeniden Doğsa
Sistemden Beslenenler
Biraz Dedikodu Yapalım!
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Neden Ben?... Karakter Boyu:

 
Berna Esin
21 Kasım 2008

Bir sabah yataktan kalkar, güneşe bakar ve “MERHABA DÜNYA!” diyebiliriz. İçimizde hala acı ve aynı zamanda umut vardır.

 

 

 

 

Dün akşam saat 18:00-19:00 arası ne yapıyordunuz?

Yemek yiyordunuz, işten çıkmış arkadaşlarınızla buluşmaya gidiyordunuz, televizyon seyrediyordunuz ya da ...

Dün akşam saat 18:00-19:00 arası, bir şirketin çalışanları arasından seçilen bin kişi işten çıkarıldığını öğrendi.

Normal şartlarda şirketin onlarla, onların da şirketle yaşadığı bir problem yoktu. Çalışmalarını düzgün yapıyor ve uyumlu çalışıyorlardı. Geleceğe güvenle bakıyorlardı. Yaşamları bir düzene oturmuştu. Kredi kartlarına taksitleri, kredi alarak girdikleri borçları vardı.

Saat 18:00’de yöneticileri ile görüşmek üzere çağrıldıklarında gerçek önce midelerine oturdu. Bir kaç haftadır şirkette dolaşan işten çıkarma söylentileri, toplantı odasında ete kemiğe bürünmüş karşılarında oturuyordu. Söylenti söylem halinde kulaklarına ulaşıyordu. İşitiyorlardı ama duymak zor geliyordu. “Kriz”, “Organizasyon”, “Değişiklik” gibi kelimeler  beyinlerinde bir yerlerde salınıyor fakat “Neden ben?” sorusundan daha baskın hale gelemiyorlardı.

Neden ben?...

Haberi rahatlıkla alıp, yaşamlarındaki B planına geçiş yapmak için bunu fırsat bilenlerin dışında kalanlar için bu soru, “Ben kimim?” ayarında değerli ve dönüştürücü bir sorudur.

Yaşamımın tam bu noktasında, neden ben?...

İş kaybı önemli bir kayıptır ve her önemli kayıpta olduğu gibi iş kaybını da beş evrelik yas süreci takip eder; inkar, kızgınlık, korkularla suçlamalarla keşkelerle yaşanan pazarlık, depresyon ve kabullenme.

İşten çıkarmalar genellikle Cuma günleri yapılır. Eş, dostun desteğiyle hafta sonu tam olarak ne olduğu anlaşılamadan geçer. Asıl şok dalgası Pazartesi sabahı vurur...

Pazartesi sabah evde yalnız uyanıldığında, ilk önce yıllardır süregiden rutini bozulan vücut isyan eder. Koşuşturmak ve evden dışarı fırlamak ister. Koşuşturup, fırlayıp gidilecek yer artık işten çıkarılanın yaşamında mevcut değildir. Ama biliyordur ki iş arkadaşları oradadır, şu anda sabah kahveleri içiliyor ve bir iş günü başlıyordur...

Dipten güçlü bir inkar dalgası gelir; “Hayır, olamaz, bir yanlışlık olmalı, ben işten çıkarılmış olamam!”... Bunu artçılar takip eder...

İnkarın kar etmediği kısa sürede anlaşılır. Ofisten “Neden bugün gelmiyorsun?” telefonu gelmedikçe olay iyice gerçeklik kazanır. Gerçek, sarsıcı gücüyle dank ettiğinde, başta şokla sorulan “Neden ben?” sorusu kızgınlıkla sorulan “Neden ben?”e dönüşür. “Neden benim başıma geldi?”, “Haksızlık bu!”... Neye, kime göre haksızlık olduğu ise tam bir karmaşadır, zihni ve muhakemeyi iyice kilitler.

Kızgınlık ateşi sönmeye başlarken yerini korkular ve suçlamalar almaya başlar....

İçinde bulunduğumuz dönem gibi krizlere denk gelen zamanlarda, iş bulamama, maddi sıkıntı yaşama korkuları tavan yapar. Ödenecek borçlar, ekstreler, faturalar kabuslara dönüşür. Yaşamın bundan sonrasına yönelik başarısızlık korkusu ise benliği sarsar. Başka insanları suçlamak daha rahatlatıcıyken, suçlamalarımız kendimize döndüğünde “keşke”lerimiz kor gibi dağlar yüreklerimizi... “Keşke bir sene önce diğer şirketten gelen teklifi kabul etseydim.”, “Keşke daha fazla mesai yapsaydım.”, “Keşke o tatile gitmek yerine projeyi bitirseydim.”...

Keşke”lerden kaçmak isteyen “ego”muz bizi kabuğumuzun içine çeker. Depresif ruh halimizle bazen günlerce yataktan çıkmayız. Kendimize acırız, halimize kahroluruz, çoklukla uyuruz, belki de ilaçlarla uyuşur, gerçeği yok sayarız.

Depresyonumuzu, duygularımızın hakkını vererek, “ben”imizin acısına içimizden dışarı yol açarak ve “ego”muzun “kaç saklan hayattan” oyununa gelmeden yaşadığımızda; bir sabah yataktan kalkar, güneşe bakar ve “Merhaba dünya!” diyebiliriz. İçimizde hala acı ve aynı zamanda umut vardır.

İçimizdeki dingin acı ve yüzümüzü geleceğe çeviren umudumuzla “Neden ben?” sorusunu tekrar sorarız. Ama bu sefer ki sorumuz “Bu olaydan çıkarmam gereken ders nedir?”, “Bu olayın bana hediyesi nedir?” anlamındadır.

İşten çıkarılmak bir yaşam olayıdır. Olay kabullenilmiştir. 

Kabullenmek, özgürleşmektir...

Kendimize sorduğumuz bu soru değişimimizin ve dönüşümümüzün başlangıcıdır...


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Kriz anları kişiye açılan yeni bir fırsat kapısıdır "neden ben" düşüncesi yerine, aslında ne kadar şanslı olduğu için "iyi ki de ben" diyebilmek, zorda kalacağını bile bile böyle düşünmeyi başarabilmek herzaman çok kolay olmasa da, zoru başarabilmek yaşam mücadelesinde kişinin kendine olan en büyük sınavıdır.

Kriz sürecinden geçen her bireye ve ailesine dileğim, bu bilincin farkına varıp, güclerini kaybetmeden, açılacak yeni fırsatları sabırla bekleyebilmeleridir.

Ve Berna, çok teşekkür ederim duyarlılık kokan duyguna, aktarımına...
Hande Candan 23 Kasım 2008 Saat:00:36:32

Hayatımızın tüm kriz anlarında alıp baş ucumuzdan okuyacağımız çok güzel bir yazı bu Berna'cım. Yüreğinden akmış kelimeler. O ilk haberdeki mideye otuma durumunu sanki bedenimde hissettim. Çaresizliğin ilk işareti mideden geliyor gerçekten ama öyle bir değişimin başlangıcını da gösteriyor ki o işaret. İleriye bak diyor insana daima ileriye. Senin buradaki misyonun tamamlandı ve sen daha güzel yerlerde olmayı hak ediyorsun diyor. Çıkar içindeki yeteneklerini çık yola. İşte bu! Bu kadar kolay. Ellerine, yüreğine sağlık.
Çiğdem Çubuk 21 Kasım 2008 Saat:23:08:18

Kuraldışı'nda öğrendiğim en önemli derslerden birisi ;" neden" değil "nasıl" diye sormak. Bu soru beni geliştiriyor.
Departmanımın kapatılıyor ve işsiz kalıyor olduğumu öğrendiğim günün öncesinde ve sonrasında sorduğum "nasıl" sorusuna aldığım yüzlerce cevap , bana "iyi ki ben!!" dedirtiyor.

Hayata duyduğum güven, içimdeki kelebekleri hareketlendiriyor.

Hayatın hiç bir yerinde kriz olmadığını , onu sadece beynimizin yarattığını görüyorum.


Burada benim seçimlerimden birisi, olaylar bana gelmeden önce, gönüllü olarak bu soruları sormak.

Sorularıma cevaplar geldikçe, her gün kalbim "Merhaba Dünya!!" diyor; ve dünya bana her gün yeni bir kapı açıyor.

Herşeye Şükrediyorum.

Sen ve paylaşımların beni büyütüyorsunuz Berna'cım; çok teşekkür ederim.
Ayşen Üstünay 21 Kasım 2008 Saat:15:52:09

 Toplam 6 yorum var. 1 2  


  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.