Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Sevgiye ve tutkuya açık bir kalp kadar
değerli bir şey yoktur.

Goethe
Yorumlar
 
Saim Koç
saim@kuraldisi.com
Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Neden Topraksız?
Bireysel gelişim, sadece kendi hayatımızı sorgulamaktan geçmiyor, aynı zamanda doğadaki tüm canlılarla ilişkimizi sorgulamaktan geçiyor. Devamı>




Aidiyet Bir İhtiyaç mı?
İnsanoğlu/Kızı Bir Tuhaf
Kadınlar!..
Olanı Görmeden Olması Gerekeni Bilemeyiz
Bu Yazı Hayatınızı Kurtaracak
İlgimizi Çekiyor Çünkü…
Kaybetmenin Hazzı
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Videolar
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Neden Topraksız? Karakter Boyu:

 
Saim Koç
28 Nisan 2008

Bireysel gelişim, sadece kendi hayatımızı sorgulamaktan geçmiyor, aynı zamanda doğadaki tüm canlılarla ilişkimizi sorgulamaktan geçiyor.

 

 


Bir yanda yıllardır bana güzelliklerini sunan, odamı güzelleştiren ve benimle yaşayacak olanlar, bir yanda birkaç günlüğüne gelip, solup sararan, gözümün önünde eriyip gidenler…

Çiçekler… topraklı çiçekler… topraksız çiçekler. Şu anda topraklı çiçeklerim kış uykularından uyanmış, yeni tomurcuklarıyla baharı karşılıyorlar. Yeni gelen vazodaki çiçeklerim çok güzeller ama ne yazık ki önümüzdeki haftayı göremeyecekler. Topraklı gelselerdi kim bilir kaç baharı birlikte karşılayacaktık.
 
Bir çiçeği topraksız bırakmak bir insanı aç bırakmaktan farksız.
Toprağından koparılmış, vazoda yaşatılmaya çalışılan bir çiçek artık beslenme şansı kalmamış, serumla beslenen komadaki insandan farksız.

Neden bunu yaparız? Neden çiçekleri topraklarından koparıp vazoya koyarız; hem de ömrünü birkaç günle sınırladığımızı bile bile.

Kaçımız bunu sorgulamayı akıl ediyor?
Maalesef bu hayatı bilinçsizce yaşıyoruz.

Bireysel gelişimimize önem veriyoruz ama çiçeklerin yaşamını umursamıyoruz.

Bütünün bir parçası olduğumuzu söylüyoruz ama diğer parçalar (eğer bir çiçekse) bizim için bir anlam ifade etmiyor.

Zararsızlık ilkesi (ki bana göre bu bile yetersiz; yararlılık ilkesi olmalı) kitaplarda, okuduğumuz yerde kalıyor, hayatımızda karşılığını bulmuyor.

Aslında kendimizi ve sevdiklerimizi neye layık gördüğümüzü de gösteriyor çiçekleri topraksız bırakmak.

Kendimizi ve sevdiklerimizi kalıcı mutluluktan mahrum bırakmak değil mi, çiçekleri topraksız bırakmak?

Sana üç günlük mutluluk yeter, demenin bir başka ifadesi değil mi, çiçekleri topraksız bırakmak?

Sevgimizi, çiçeklerin hayatına son vererek göstermek ne hazin çelişkidir.

Biz doğanın efendisi değiliz, onun sadece bir parçasıyız. Eğer bir çiçeğin gözünden görebilseydik kendimizi onun için sadece farklı bir çiçek olduğumuzu anlardık; ne ondan daha güzel, ne ondan daha üstün, sadece farklı bir çiçek.

Bireysel gelişim, sadece kendi hayatımızı sorgulamaktan geçmiyor, aynı zamanda doğadaki tüm canlılarla ilişkimizi sorgulamaktan geçiyor. Otomatiğe bağlanmış tüm davranışlarımızı yararlılık ilkesiyle gözden geçirmekten geçiyor.

Ve son olarak; bize ille de çiçek getirecekseniz lütfen toprağını da yanında getirin ama Nil’le benim tercihim ya ihtiyacı olan bir çocuğun eğitimine katkıda bulunmanız (bunun için sitemizdeki Yardım Hattı’ında çok sayıda seçenek bulabilirsiniz) ya da bir fidan dikmeniz.

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

merhaba saim,
sizlerle tanıştıktan sonra hayatımda çok güzel farkındalıklar yaşar oldum.
bu yazında da bana yine çok alışılmış bir konunun alışılmadık bir yanını göstermeyi başardın :-)
özellikle biz kadınların bu yazıyı okuyup, eşlerine partnerlerine de bu farkındalığı aktarması dileği ile....
dilek taşçılar 29 Nisan 2008 Saat:11:01:52

Kendi türünden canlıların yaşam mücadelesi karşısında bile bu denli duyarsızlaştırılmaya çalışıldığımız dünyamızda, tüm canlıların yaşam hakkını savunmak, bundan yana tavır koymak ve bunun genel bir duruşa dönüşmesi için çaba harcamak ne güzel. Kısa bir süre önce evlendim. Ne törene gönderilmesini istedik ne de kendi elime canlı bir çiçek buketi aldım. Kafamdakiler sizin yazınızdakilere paralel düşüncelerdi. Ancak bunu kağıda ( klavyeye) dökmemiştim hiç, asıl önemlisi bunu etrafımdakilere bir alışkanlık olarak anlatmamıştım. Üstelik ziraat mühendisi olmama rağmen. Yazınızı okuyunca 'hayat aksiyonu seviyor' diye düşündüm. Bugün sizden bir kez daha bunu öğrendim. Teşekkürler...
Özlem Mertler 28 Nisan 2008 Saat:18:08:08

Herseyi sorguladigim su donemde benim de anlamsiz buldugum seylerden biri idi bu cicek isleri..:) her tesadufun bi anlami var iste, bu aksam anneanneme gidecegim ve ona eskiden hep yaptigim gibi cicek almayacagim! (bu yaziyi okumadan az evvel bu karari almistim:) ) sadece ona kocaman sarilacagim ve onu cok sevdigimi soyleyecegim! en ozel sey bu... Tesekkurler Saim, Tesekkurler Nil, Tesekkurler Kuraldisi..
P. Taskin 28 Nisan 2008 Saat:16:41:34

 Toplam 5 yorum var. 1 2  


  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Videolar | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.