Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Badegül Kılınç

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Göz İçinde Gözdüm…
İyilik melekleri geldi kondu dalıma, kolayca, yavaşça, sessizce; sanki oldum olası hep oradalarmış gibi rahatça. Devamı>




Bir Kız Doğdu Diyeler...
Şefkatli Bir An
Pudralı Ayna
Ya Da…
Ve Uzattı Elini…
Anlat Çocuk…
Çingene Pembesi
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Nefs-i İstanbul Karakter Boyu:

 
Badegül Kılınç
10 Şubat 2008

Hırçınım, tutkuluyum. Düzeni dağıtır, dağınığı düzeltirim. Üşüttükçe yakarım.

Genç kadın, Haydarpaşa tren garının tarih kadar gerçek, tarih gibi görkemli, ağır, büyük, işlemeli ve eski zaman kokulu, ayırmak için birleştirip birleştirmek için ayrıştıran kapısında…

Adımını, denize bakan, baktıkça deniz olan tarafa bir nefeslik attı. Yüzüne hırçın, şiddetli, darmadağın eden bir rüzgar çarptı. İstanbul,onunla konuşuyordu:

’'Ben hırçınım, tutkuluyum. Düzeni–ezberi bozar dağıtır, dağınığı düzeltir-düzerim. Ben, üşütürüm, üşüttükçe yakarım, eteklerini savurur, yönünü şaşırtırım.’'

Genç kadın korktu, soru işaretleri ile kapıdan geldiği, trenden indiği yöne dönüp andaki ömürlük süresince baktı. İstanbul’un, tanınamayan sevgilinin verdiği tedirginlik, merak ve çekiciliğindeki sesinden kaçmak istedi bir an.

Bu sırada kemanına nasıl da sıkıca sarıldığını fark etti. Kemanı umudu, varlığı, sesi, bildiği, kendine bildirdiğiydi. (Hele ki susmayı-dilsizliği seçen, sustukça derini duyan, sustukça konuşmayı unutup yay çekişiyle iç çekişini özdeşleştiren kendi için…)

Ve hayatta olmakta olan olmaya devam ederken, olana olduğu gibi bakıp olan olurken kendi, olup olup biteni, bittikçe olanı gördü.

Bir rakkasenin, yasemin kokulu baygın dansını, izlemeden geçilemeyecek müziksiz beden dansını andıran deniz dalgalarının salınışlarını gördü.

Rakkase, hızdaki tüketiciliğe, farkındasızlığa varmasını engeleyen denizkıranlar önünde ve içindeki fırtınayı gizleyen bakir bakışlı deniz koynunda, kendinden geçip kendine varmanın, vardıkça kendine daha çok kendinden kendine geçmenin hazzı ve büyüsüyle harlanıp yanıyordu ve yandıkça su toplayıp coşuyordu.

Ve olana kendini bırakıp yavaş yavaş indi merdivenleri; onu daha yakından görmek , görüp görüp körleşmek, körleştikçe duyumsamak için.

Küçük bir büfe gördü; iki esmer adamın işlettiği... Çay rengi nasılda geldiği yere aitti, adamlar nasılda toprağına benziyordu… Adamların gözleriyle buluşuverince gözleri buruşuverdi yüzü. Bakışlarındaki anlamak, anlamlandırmak ve anlamlandırılmak çok farklıydı. Bakışları, özden kaçıp söz, sözle-sözde beslenip köz olandı.

Bir iskemleye oturdu ve bir çay söyledi ince beli cam bardakta. Çantasından tütün çıkarıp sardı (çok yapay bulurdu makinelerin sardığı sigarayı, nesfesle içine almayı). İlk nefesi derince içine çekti ve içini denizin içine derince üfledi. Ve yine İstanbul konuşmaya başladı onunla hem de muhabbetle, bilge dinginliğinde bir sesle:

‘'Ben büyülüyüm, büyüleyenim, sanatçıyım, duyguluyum. Anlarım halden, aşık olur, aşık ederim. Kendini kaybet bende, kendini bul yeniden bende. Kal benimle, bende kal.’'

Kadın,o an bildi, burada, İstanbul’da yaşayıp, nefes alacağını ve her aldığı nefesi hissedip hayatlaştırıp içine dolduracağını ve dışına verirken yayacağını.

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Kalbimin içi nadasa yatırılmış verimli topraklar sonrası gibi sürülmeye hazır bir tarla iken,
Benliğim sevmeye sevilmeye bu kadar hasret iken,
Bugünlerimi arayabilirim korkusuyla bir şeyleri istemekten korkan ben
Buna rağmen yine de yalnızlığıma isyan etmekte olan yine ben
Kendimi nerde kaybedeceğim ve yeniden nerde bulabileceğim ?
elfida 13 Şubat 2008 Saat:17:52:18

Merhaba Badegül Hanım,

Yazınızı heyecanla okudum. Haftada yalnızca bir ders yapılan edebiyatı ne kadar çok sevdiğiniz beni yakından ilgilendirdi. Çünkü bende edebiyat denince her şey bir kenara çekilir. Edebiyat gözlerimin içine bakarak gülümseyiverir. Tutar ellerimden sıkaca.

Kuraldışındaki içten yazılarımızda elbette ilk kaygı değil yazının dili. Ben yazınızdaki samimiyeti kendime yakın buldum. Belki sizin kasdetmediğiniz başka anlamlar yarattım kendimce. Diliniz hakkında yorum yapmak istememin de nedeni bu. Süslü bir anlatım yapmak istemişsiniz. Aynı ses özelliklerine sahip kelimeleri aynı cümle içinde kullanıp anlaşılmasını zorlaştırmışsınız. Daha sade olmalısınız. Her şeyi söylememelisiniz.

Anlatmak istediğiniz temanın daha derin olduğunu sezdim ben. Yazınız beni oku dedi. Ben de okudum.

Teşekkür ediyorum.
Yazılarınızı bizimle paylaşmaya devam edin lütfen.
Neyzen 10 Şubat 2008 Saat:12:59:06

Kim O?
Cevabını bilmediği bir soruyla baş başa kalmış, tüm dikkatini kendine vermişti.
Gül Kokulu Sevgili
Hayattaki Hedefiniz Nedir?
Hayat Yolculuğunda Rötar
Hayat Bir Oyun

  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.