Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Dilek Taşçılar

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Rezalet!
Bugün sizlerle tıp dünyasına ait bir ayıbı paylaşmak istiyorum. Bayram günü Central Hospital'de yaşadığımız rezaleti... Devamı>




Babama Mektup
Ah Bu Ayrı’lık Duygusu!..
Hayal Kırıklığındaki Mucize
Yüzleş, Kucaklaş ve Özgürleş!
Her Gün 40 Bin Düşünce
Basit Farkındalıkların Gücü
Kader Mirası
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Öfke Karakter Boyu:

 
Dilek Taşçılar
09 Ağustos 2008

Öfke, başkalarının bizi incitebileceği yanılgısını taşır, oysa aksine, kendimizi incitmeye hazır olduğumuzun işaretidir.

 




 

En başta KENDİME, sonra herkese sesleniyorum: Öfke, arınmamız gereken en güçlü duygulardan biridir!

Öfke öyle güçlü bir duygudur ki, yıllar içinde büyük emeklerle inşa ettiğimiz bir şeyi bir anda yok etmemize neden olabilir.

Bu uğurda yok edilen nice ilişki, nice kariyer vardır hayatlarımızda, ‘pire yorgandan daha değerlidir’ yanılsamasına düştüğümüz anlardır bunlar.

Öfke aynı zamanda çok ıstırap verici bir duygudur da… ve biz bu duyguyu yarattığımız zaman acı çekeriz.

Evet!

Yaratıcı gücümüzü negatife yönlendirdiğimizde, öfkeyi gerçekten de bizzat biz yaratırız!

En büyük öfke birikimlerimizle en yakınlarımızın canını yaktığımız içindir, öfkeden arınma seminerlerine koşa koşa gidişimiz.

Dünyadaki öfke artışını gün be gün haberlerde izlerken, gösterdiğimiz tepkileri mercek altına alacak olursak, içine düştüğümüz öfke tuzağını daha da iyi anlamış oluruz. Çünkü öfkeye öfkeyle karşılık verirken buluruz kendimizi.

İşte bu derece derinlere yerleşmiş durumdadır öfke duygumuz.

Öfke bizim yarattığımız bir duygudur, görmemiz gereken şey ise, duyduğumuz öfkenin yalnızca kendimizi incittiğidir.

Öfke, başkalarının bizi incitebileceği yanılgısını taşır, oysa aksine, kendimizi incitmeye hazır olduğumuzun işaretidir.
 
İçinde büyük ölçüde beklenti ve hayal kırıklığı potansiyeli  barındırır.


Bizim anne-babalarımızdan beklentilerimiz ile başlayan serüvenimiz, daha sonra eşimizden, çocuğumuzdan, işverenimizden ve nihayetinde de hayattan beklentilerimiz ile devam eder.

Tabi bu beklentilerin bir de tam tersi vardır… tüm bu kişilerin bizden beklentileri! ..Ve netice… tabiî ki engel olunamayan karşılıklı hayal kırıklıkları, öfke, şiddet!...

Oysa başta kendimize olmak üzere, yakın-uzak ilişkide olduğumuz herkese karşı daha esnek olabilirsek, öfke duymak yerine anlayış sergilemeye başlarsak, öfke barındırmamız mümkün olamaz zaten.
Atılması gereken ilk adımı biz atarsak, tepkisellikten etkiselliğe geçiş yapmış oluruz.

Ama öfkeye öfkeyle karşılık verdiğimizde, taze öfke filizlerini daha da güçlendirmiş oluruz ve sonu irili ufaklı her tür faciaya varabilir… Aynen artık kulak misafiri olmak istemediğimiz televizyon haberlerinde ve okumaktan imtina ettiğimiz gazete haberlerinde şahit olduğumuz facialar gibi….

Küçücük bir mum ışığı, kocaman bir karanlığı aydınlatmaya yetiyorsa, 1 tek kişinin öfke konusunda yaşayacağı değişim/dönüşüm kaç kişinin hayatında öfke seviyesini düşürür acaba diye düşünmeden edemiyorum.

Yaşanan kavgaların en az 2 öfkeli kişinin katılımına ihtiyacı olduğuna göre, sadece bir kişinin öfkeli olması o kavgayı sürdürmeye yetmeyeceğinden, ilişkide olduğumuz her bir insanda öfke seviyesini düşürmek hiçten bile değil...

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Zehir dışarı atmadan, yürek yıkanmıyor öyle değil mi? Yaratıcılık onun altında saklı kalıyor. Oysa sevgi herşeyden güçlüdür. Sevgimizle öfkemizi aşabilir, yıkayabiliriz yüreğimizi ve bambaşka yürekleri. Çok güzel bir hatırlatmaydı teşekkürler Dilekcim
Çiğdem Çubuk 14 Ağustos 2008 Saat:10:29:44

Şimdi yazını okudum Dilek ve bitirir bitirmez telefonum çaldı, telefondaki ses sitemkar ve öfkeliydi. Önce kalbim hızlanmaya başladı ve 'yaşanan kavgalarda en az 2 öfkeli kişinin katılımına ihtiyaç olduğundan...' cümlesi belirdi tekrardan. Ve gülümseyerek konuştum. Sonuç ben sabahımın kararmasına izin vermedim, o ses hala kızgındı ama kavga yoktu :-)
bade 11 Ağustos 2008 Saat:08:48:53

Sevgili Dilek,
Yazın çok güzel, ne yapmamamız hakkında bir çok şeye ışık tutmuş ama bir şey söylemem gerekirse, öfke kendi içinde büyük bir potansiyel taşıyor, neden mi? Öfke"SESSİZLİĞİN" kamufle edilmiş halidir. Ancak gerçekten konuşabilmeyi ve iletişim kurmayı öğrenebilirsek işte o zaman bu duygu törpülenir. Ve üstelik "SESSSİZLİĞİN" içinde ne yattığını gerçekten biliyor muyuz? Sessizlik bir süre sonra insana "PATLAMA" yaşatır, İşte o anda öfke dışarı fırlar.
Öfkeyi haklı çıkarmıyorum sadece içinde büyük bir "GÜÇ" barındırdığını ifade etmek istedim.
Kalemine sağlık...
güneş 09 Ağustos 2008 Saat:20:49:50

 Toplam 6 yorum var. 1 2  


Yaşam Seni Seviyorum!
Mutluyum, sadece mutlu. Nedeni yok, olduğu gibi, içimden geldiği kadar...  
Heey Ne Duruyorsun?!
Kırlangıç Fısıltısı
Hayaller ve Hedefler
Günün Yorumu

  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.