Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Ateşi daima su ile korkuturlar fakat
suyu hiç ateşle korkutabilirler mi?

Mevlana
Yorumlar
 
Dilek Yaraş
dilekyaras@kuraldisi.com
Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Soruların Efendisi!
Siz düşünmemeye çalışsanız da o birbirinden illet soruları, onlar bir şekilde derinlerinizden bir yerden dürter dururlar. Devamı>




Gerçek Aşk Nedir?
Son Pişmanlık Fayda Etmez
Din Antidepresan Değildir!
Uyandırma Servisi
Özgürlük Tutsakları
Aşk ve Özgürlük
Acıların Ötesine Geçmek
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Ölümsever Medyamız! Karakter Boyu:

 
Dilek Yaraş
04 Aralık 2007

Aynı çıplak bedenleri teşhir ettikleri gibi çıplak acıları teşhir ediyorlar.

Acıyı, kanı, gözyaşını oluk oluk akıtıyorlar ekranlardan odalarımıza, bilincimize, bilinçaltımıza… Bizim medyamızın faciaları yansıtma biçimi, acının magazin hale getirilmesinden başka hiçbir şey değil… Samimi hiç değil… 

‘’Vatandaş, koooş, en taze kan, en yoğun acılar bizde,’’  diyerek çığır çığır çığıran pazar çığırtkanlarına benziyorlar … .

Aynı çıplak bedenleri teşhir ettikleri gibi çıplak acıları teşhir ediyorlar. Çoğu nekrofili hastalığından muzdarip, iflah olmaz ölümseverler…

Gazetecilik hırsları, müşteri kapma zorunlulukları insani duygularının körelmesine yol açıyor herhalde...

Hürriyet gazetesinin, Isparta’daki hepimizi ‘’yine’’ derin bir üzüntüye boğan uçak kazasının hemen ardından attığı resim spotuna bir bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız… Hazretler, uçakta bulunan ‘’rahmetli’’  profesörlerden yola çıkarak kazanın Dan Brown’un Melekler ve Şeytanlar kitabı ile bağlantısını keşfetmişler (!) ve ‘’Herkes bu HABERİ konuşacak’’ diye de yazı düşmüşler resmin üzerine.

Aferin onlara!.. Bu resmi, bu ülkenin ortalama gazetecilerinin ne kadar duygudan yoksun, gözünü hırs bürümüş mahluklar olduklarının resmi olarak saklayabilirsiniz…

O kadar içim fena oldu ki bu başlığı görünce tarifine kelimeler yetmez… Kimbilir belki de ben çok ‘’İsveçli’’ kalıyorum bu medyada…

Alışamadım, alışamıyorum bir türlü bu duyarsızlığa, en trajik olayları bile pazar ağzına düşüren zihniyete… Kanı, ölümü, faciayı nasıl daha çok kar getirecek, müşteri çekecek mala çeviririmden başka derdi olmayan tüccarlara…

Sorun, sadece benim kötü hissetmemle ilgili olsa inanın hiç sesimi çıkarmayacağım. ‘’Herhalde ben  fazla hassasım’’ deyip oturacağım bir kenarda ama…

Keşke o kadar basit olsa… keşke…

Asıl tehlikleli olan da bu durumun televizyon ekranlarından yansıyan kısmı…

Bizim medyamızın büyük bir kısmı, yaşadığımız faciaları, edepli, ölenlere ve onların yakınlarına saygılı bir şekilde aktarmak, toplumun ruhsal sağlığını zedelememek gibi bir sorumlulukları olduğunun farkında bile değil ne yazık ki….

Medyanın bu duyarsızlığının bize en basit getirisi ise toplum olarak duygu yalaması olmak.

İnsan psikolojisinin en temel savunma mekanizmalarından biridir bu.  İnsan, acılarla fazla içiçe olursa ruhsal dengesini korumak için yabancılaşır… Bu acıların televizyon ekranlarından olması ise hiç farketmez, çünkü bilinçaltı, yaşananların kişinin kendi başına gelip gelmediğinin ayırdında değildir. Duyular ve zihin aracılığıyla ne girerse içeri kabul eder maalesef…

Facialar haber boyutunda, eleştiri, sorgulama boyutunda elbette aktarılmalı topluma… Ama haber ve akılcıl sorgulama sınırının aşıldığı her sunum bizi görülmeyen bir hızla toplumsal felaketlere sürükler…

Örneğin, dün akşam (2 Aralık Pazar) haberlerin ana konularından biri kazada ölenlerin cenaze merasimleriydi. Tabii ki haber ölüme ve cenazeye saygılı bir şekilde aktarılmıyordu… İnsanların en çıplak acıları sonuna kadar teşhir ediliyor ve hayatını kaybeden insanların yaşamış oldukları zaman dilimi medyatik bir pazar malzemesi haline getiriliyordu…

Ekranda izlediği acıların, duygusal ifadelerin etkisi ile uyuşmuş bilinçler, haber bülteninin sonlarına doğru gördükleri, Kars’taki okul açma töreninde valiyi bekleyen ‘’çıplak’’ çocukların eksi otuz derecede tirtir titremekte ve hatta donmak üzere olan bedenlerine boş gözlerle bakıyorlardı… Spikerin, o çocukların durumunu eleştiren, sorgulayan cümleleri de havada kalıyordu ne yazık ki… Ee, ne de olsa onlar henüz ölmemişlerdi… Onlardan da biri ya da birkaçı ölsündü o zaman kurulurdu en acı cümleler… O zaman yapılırdı en keskin eleştiriler en medyatik fotoğrafların eşliğinde… Ancak o zaman farkederdi magazinsel sunumlara alışmış bilinçler, durumun vahametini ve trajedinin boyutunu.

Ne anlamı vardı ülkeyi en ilkel kabilelerin de gerisinde gösteren, insan ve çocuk haklarına, canına kasteden bu tür prosedürleri büyütüp de yanlış gidişata bir son vermenin… Adı üstünde prosedür işte…

O prosedürler olmasa medyamız nereden bulacak pazarda iyi fiyat eden malzemeleri… Diri çocuk bedenleri ne işe yarardı pazarda satılamadıktan sonra…

Neden duyarsız ve tepkisiz bir toplum olduğumuzu merak edenler ve bu konuda ahkam kesen medya, biraz da işin bu yanını sorgulamalı ve vakit çok geç olmadan bir çeki düzen vermeli kendine….


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Yazdıklarınız o kadar doğru ki.
Ben de, yıllardır haber izleyemediğim için, anormal olduğumu düşünmeye başlamıştım. Herkes haber saatini bekler ben çocuğumu alıp haberlerden kaçarım, herkes ne var bunda der ben ağlarım. Oh be ben de aşırı duygusallık değil başkalarında aşırı bir yozlaşma varmış. Sağolun...
gülistan arslan 18 Ocak 2008 Saat:09:36:40

biz evde artık ana haber saatinde haberleri izleyemez olduk, özellikle son 4 yıldır, gece haber özetleri ve internet ile karşılıyoruz bu ihtiyacımızı. Çünkü, iş çıkış saati eve geldiniz yemeğinizi hazrılayıp masaya oturduğunuz saatlerde, ana haber programları başlıyo, biraz vatanın milletin halini öğrenelim, dünyada neler olmuş diye açıyoruz, yanımızda 4,5 yaşındaki oğlumuzla mümkün değil. sadece seviyeli haber yapan kuruluşların ki onlardan pek yok biliyorsunuz, haberlerini alakasız saatlerde takip edebiliyoruz. Amaç, böyle gerçeklerin bu dünyada olmadığını, vurdumduymazlık veya hayatın ne kadar toz pembe olduğunu göstermek değil tabii ki ama insanların acılarına tuz basar gibi " neler hissettiniz" sorusunu sorabilecek kadar vicdansız insanları da nasıl her akşam karşımıza alıp bir de onlara "reyting" kazandıralım ki, demi?
sema 07 Aralık 2007 Saat:17:33:32

Yetişen zekaları kitaplarla süslemeyen toplumlar.Geri kalmaya mahkumdur.M.kemal ATATÜRK.
rukiye çay 04 Aralık 2007 Saat:23:26:05

 Toplam 5 yorum var. 1 2  


  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.