Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Başarısızlık ecel değil, öğretmendir.
Yenilgi değil, gecikmedir.
Çıkmaz sokak değil, virajdır.

William Word
Yorumlar
 
Berna Esin

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Ben olmasaydım?...
Varlığım evrenin bana armağanıdır ve varoluşum, ilk anımdan bu ana, kendime ve tüm evrene armağanımdır. Devamı>




Neden Ben?...
Reddedilenler Vadisi
Kartal Gençken Yeniden Doğsa
Sistemden Beslenenler
Biraz Dedikodu Yapalım!
Kahramanlığın Şartı
Evren Şaka Yapar
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Paylaşmak ya da Paylaşmamak Karakter Boyu:

 
Berna Esin
01 Eylül 2008

Salı toplantılarımızda dertlerini, sıkıntılarını, paylaşan arkadaşlarımız hepimize ışık oldu, yol gösterdi.

 

 

 

 

“Zayıf bir anımda paylaşımda bulundum. Gaza geldim galiba. Çok pişmanım, çok utanıyorum, ne yapacağım şimdi ben, rezil oldum!”

“Ben bir süre ortamı tanıyayım. Biraz dinleyeyim. Güven duyarsam belki paylaşırım problemlerimi.”

“Oooo, burası ne kadar kalabalıkmış böyle. Hiç kimseyi de tanımıyorum. Şimdi çıkıp gitsem? Yok, ayıp olur. İki saatin bitmesini bekleyeyim. Bir daha da gelmem.”

“Burada paylaştıklarım başka yerde kullanılır mı acaba? Şurada oturan adamı hiç gözüm tutmadı mesela. Ben iyisi mi susayım. Diğerleri anlatsın bakalım.”

“Moderatör istediğinizi anlatın diyor ama anlatacağım da ne olacak ki şimdi? Bu insanlar mı derdime çare olacak? Yok canım, daha neler, ayol onlar benden felaket durumda gözüküyorlar.”

“Benim problemim burada bulunan insanlar arasındaki en felaket, en utanç verici problem eminim ki. Şimdi paylaşırsam beni ayıplayacaklar. Dur biraz bekleyeyim, bir kaç kişi paylaşsın. Benimkinden daha felaket bir şey anlatırlarsa o zaman ben de paylaşırım.”

“Ben toplumda saygın bir kişiyim. Burada problemimi paylaşırsam .... kimliğim yara alacak, prestijim sarsılacak. Aslında neden burada olduğumu da anlamış değilim ya, neyse...”

Salı toplantılarımızda, bu ve bunun gibi düşünce baloncuklarının havada uçuştuğunu hissediyorum. Onları yakalayıp patlatmak istiyorum.

Patlattığım her düşünce baloncuğuyla beraber sahibinin de patlamasını, açılmasını, içini dökmesini hayal ediyorum.

Kapıdan girer girmez sihirli bir değneğin değmesiyle maskelerin, egoların ve paylaşımı engelleyen her bir şeyin soldaki elbise askımıza bırakılmasını çok istiyorum. İki saati hafif, ferah, rahat rahat yaşadıktan sonra isteyen çıkarken geri alsın; egosunu, maskesini, ünvanını, sosyal kimliğini...

Salı toplantılarımızda dertlerini, sıkıntılarını, problemlerini paylaşan arkadaşlarımız hepimize ışık oldu, yol gösterdi, yol açtı. Kendilerine de ışık oldular, yol gösterdiler, yol açtılar.

Cesaretlerine özenildi, açık gönüllülükleriyle alkışlandılar. Paylaşımlarından güçlenerek çıktılar. Yaşam amaçlarını bulanlar oldu, ruh eşleriyle rastlaşanlar oldu. Yaşam yollarında ilerlerken her hafta soluklanmaya gelip, enerji takviyesi yapıp, yolculuğuna devam edenler oldu. Olmak deneyimlendi, yapmak deneyimlendi Salı toplantılarımızda.

Salı toplantılarımıza başlarken hayal bile edemediğimiz güzellikler yaşandı iki sezon boyunca. Adım adım yaşadık bütün gelişmeleri; hayır diyemeyenlerin hayır dediği ilk günleri, tepki veremeyenlerin tepki verebildiği anları, karar veremeyenlerin kararlarını, yola çıkamayanların yolculuklarını,...  alkışlarla ve gözyaşlarıyla kutladık.

Bunların hepsinin temelinde “paylaşım” vardı. İstikrarla Salı toplantılarımıza katılan ve azimle paylaşımlarına devam eden arkadaşlarımız yaşamlarına güzellikleri taşıdılar.

İşte bu nedenle, gönlümden kopup gelen bu dayanılmaz istekle coşup taşıyorum. Herkes gelsin ve paylaşsın istiyorum, çok istiyorum.

Düğünlerimizde çok hoşuma giden bir giriş, gelişme, sonuç akışı vardır. Başlangıçta masalarda ciddi ciddi, bütün maskeleri, bütün egoları, ünvanları, kimlikleriyle oturan “ağır abi”lerimiz ortama ağırlığını koyar. Zaman ilerledikçe ve alkol servisini müteakip kana karışan alkol miktarı arttıkça bu “abi”lerimizde dans pistine doğru bir hareketlenme görülmeye başlanır. Dans pistinde Zeybek Havası gibi ağırlığı olan milli oyunlarımızla devam eden gece, ceketler kemerlere sıkıştırılmış, gömlekler terden sırılsıklam, çiftetelli müziğinin kıvrak nağmelerine uyumlu beden hareketleri ile son bulur.

İşte benim en keyif aldığım nokta bu son sahnedir. Herkes en doğal haliyle pisttedir. Maske yok, ego yok; sadece paylaşım var, “an”ın paylaşımı.

Salı toplantıları ve bu ortama benzer her yerde düğünlerimizin son sahnesinin duru ruhunun yaşanmasını istiyorum, çok istiyorum...

 

 

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

bugün şöyle bir yazı çıktı karşıma; bence toplantıları çok iyi anlatıyor:

"Practice availing yourself of opportunities. Do everything gratefully. Do something simply to celebrate gratefulness.

Share your experience with others. Share joys and double them. Share pain and cut it in half.\

sevgilerimle,
buket sönmez 18 Eylül 2008 Saat:17:42:18

Merhaba Bernacım..
Çok guzel bir yazı..İki senedir salı toplantılarına devam eden, ve en cok faydalarını gören biri olarak, sana çok tesekkur ederim..İyi ki varsın
Gülin Sarıyiğit 05 Eylül 2008 Saat:13:42:51

Salı toplantılarını harika anlatmışsın. O son sahne varya naralar atılan:) İşte bu! Dedirtti bana da. Bu akşam saat 20.00de görüşüyoruz. Yüreğine sağlık Berna'cım
Çiğdem Çubuk 02 Eylül 2008 Saat:11:25:40

 Toplam 10 yorum var. 1 2 3 4  


  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.