Rüzgâr Mira Okan
06 Eylül 2008
Delisin deseler de vazgeçmek gidilen kilometrelerden, kuş olup uçmak geriye…
Aşk…
Umuda yolculuktu Aşk…
Aslında yolculuk etme umudu…
Belki de umut olabilme, umuda dolabilme ihtimaliydi…
Aldı savurdu masal diyarlarına, rüyalara
Hiç ummadığın bir anda; hiç ummadığın bir zamanda,
Anda,
O anda
Bir anda…
Rüzgârla gelen deniz kokusunda
Aşk…
Büyülü bir şehirde, tüm kalabalığın içinde tutulan bir dilekte,
Aslında tutulan dileğin yanı başında olması o an bilmesen de, fark etmesen de
Tende duyulan dağ çileği kokusunda
Fark etmek, ürpermek, insanın yüzünde engel olamadığı bir gülümseme…
Engel olmak istememek, koyvermek, boşlukta asılı kalmak belki de
Bulutların üzerinde yürümek
Ya da gecenin ötesinde bir çatıdan uzaklara bakmak belki de deli bir cesaretle…
Aşk…
Avuçlarının terlemesi hepsinden ve her şeyden önce…
Yutkunamamak, nefes alırken başının dönmesi aşkın büyülü kokusu ile…
Elini sımsıkı tutması ve bırakmaması…
Söyleyememek “Elimi sımsıkı tutmanı çok sevdim” diye…
Başka türlü bir şey diyebilmek
Başka türlü bir şey…
Aşk…
Kaybolmak gözlerde, gecenin içinde, renklerde, derinlerde
Dinlenilen tüm şarkıların aşk için, aşka yazılmış olması belki de
İlle de aşk, ille de aşk, ille de aşk olması
Başka, başka, bambaşka olması…
Yüreğe dolan umut gibi
Mucizeye inanmak garip bir şekilde
Mucizeyi yaratmak hem de
Hayali ile uykuya dalıp
Hayali ile uyanmak yeni güne
Başka bir ülkede, uzaklarda, derinlerde onu aramak,
Delisin deseler de vazgeçmek gidilen kilometrelerden, kuş olup uçmak geriye…
Doğan günde, söken şafakta onu bulmak bıraktığın şehirde