Bütün Yazıları
Hükümetimiz (yoksa devletimiz mi desem) bizim “sağlığımızı düşünüyor” tıpkı ABD hükümetlerinin kendi ulusunun sağlığını “düşündüğü” gibi. Sağlığımız için sigara yasaklı günler başlıyor.
Bir yanda yıllardır bana güzelliklerini sunan, odamı güzelleştiren ve benimle yaşayacak olanlar, bir yanda birkaç günlüğüne gelip, solup sararan, gözümün önünde eriyip gidenler…
Güven duygusu emin olduğumuz ortamlardan doyum bulur.
Değişiklik ihtiyacı ise emin olmadığımız diyarlara sürükler bizi.
Toplumun gündeminde bir süredir esas olarak erkeklerin tartıştığı, gerçekte ise kadınların tartışması gereken bir konu var.
Olanı Görmeden Olması Gerekeni Bilmeyiz
“Nil Hanım” diyordu yorumu yazan arkadaş, “siz çekim yasası ile sözlerin ne kadar önemli olduğunu anlattınız bugüne kadar.”
En azından hayatınızın bir bölümünü kurtarabilir.
İlgimizi çeken şeyler, içinde bizim için bir şeyler olduğunu düşündüğümüz şeylerdir!
Usta bir sürücü; istese çok hızlı araba kullanabilir ama o, son derece yavaş kullanıyor.
Sık sık enerjiniz düşüyor, zihinsel netliğiniz zayıflıyor, başkalarıyla olan ilişkilerinizde sorunlar yaşıyor musunuz?
Özsaygı, hem kendimizi özgün bir birey olarak değerli, hem de karşılaştığımız sorunlarla başa çıkabilecek kadar yeterli hissedebilmektir.
İletişimde ustalaşmak, bilinçsiz yeterlilik düzeyine sıçramak istiyorsak düşünce, duygu ve davranış arasındaki ilişkiyi de kavramak zorundayız.
Kendimizi korumak adına iletişimi kapadıkça, söylediklerimizle söylemek istediklerimizin anlamı arasında büyük farklar oluşmaya başlar.
Yanılmıyorsam Özgüven Eğitimi sırasındaydı; bir katılımcı başından geçen ve beni de oldukça etkileyen bir olayı anlatmıştı.
Özgüven ile kendine güven duymak aynı şey değildir. Özgüven özümüze duyduğumuz güvendir.
Empatik olmayan insan sempatik de değildir.
İki Farklı Tepki, İki Farklı İnsan
Biliyorum, üzerinden epey zaman geçti ve konu gündemden düştü ancak bu yazı o günlerde yazıldı ve bazı nedenlerle ancak şimdi çıkabildi.
Sempati ve empati iletişimde çok önemli iki kavram olmasına karşın konunun uzmanları dışında bu kavramları doğru algılayan çok az kişi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Kendi ihtiyaçlarınızı, duygularınızı, beklentilerinizi dürüstçe tanımlayabildiğiniz ölçüde; kendi iç dünyanızla gerçekten ilişkide olduğunuz ölçüde sağlıklı iletişim kurarsınız.
Kendimi inanılmaz şekilde yorulmuş hissediyorum.
Şöyle bir bakın hayatınıza, en çok odaklandığınız, enerjinizin büyük bir kısmını harcadığınız şey ne, diye.
Neyi öğrenirsek öğrenelim öğrendiklerimizi belirli evrelerden geçerek kalıcı hale getirebiliriz.
Günümüz dünyasında yalnızlık duygusu ve yalnızlık duygusunun sonucu yaşanan depresyon yüzyıl öncesine kıyasla çok daha yaygın.
Sağlıklı ilişkiler, büyük ölçüde karşımızdaki kişinin söylediği şeylerin “anlamını” anlamakla kurulur.
…Bir süredir ayrı yattığımızdan bahsetmiş miydim?
Bundan önceki yazılarımı okuyanlarınız bilir; ilişkilerde yaşadığımız sorunları, daha doğrusu erkeğin ilişkiye bakışını, iç dünyasında olup bitenleri ele alıyordum.
Henüz Çocuk Yapmaya Hazır Değilmiş
İlişkiler uzmanına (sanırım unvanı böyleydi, yoksa ilişkiler koçu muydu?) gittiğinden beri bizimkinde bir değişiklik var ama bu değişikliğin iyi mi, yoksa kötü mü olduğuna henüz karar veremedim.
Sen Artık Genç Kız Değilsin ki!
Beni tutucu sanmayın sakın, tersine açık fikirli biriyim.
Onu ilk tanıdığımdan bu yana çok ama çok değişti.
Onunla aramızda ne yaşanırsa yaşansın, kimseyle sorunlarımızı paylaşmamaya özen gösteriyordum.
Hayatı yüz metre koşusu gibi yaşıyoruz.
Olacağı buydu; sorunumuz kamuya açılınca akıl veren çok olur tabii.
Kızmakta haksız mıyım, söyleyin lütfen!
Bu kadar çok sevdiğim insana nasıl bu kadar çok kızabiliyorum?
