Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Alimler ulemalar
medresede buldusa
Ben harabat içinde
buldum ise ne oldu

Yunus Emre
Yorumlar
 
Çiğdem Çubuk

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Diş Fırçası
Aynı geçmişte yaptıkları gibi yine yalnızlığa layık görüyorlardı kendilerini. Korkunç bir kehanet yine kendini göstermek üzereydi... Devamı>




Güngören’de Günbatımı
Doğum Günü
Üzgünüm Öğretmenim
Ben Kimim?
Katılan Var mı?
Yaşayan Bilir
Rüzgar Ol
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Sevgi İçeri BAP Dışarı Karakter Boyu:

 
Çiğdem Çubuk
14 Şubat 2008

BAP nedir diye soranlara ‘’Beyaz Atlı Prens'' cevabını vermek yerindedir.

Efendim şööyyle ben rahat rahat koltuğumda otururken kapı açılsında içeri girsin diye bekleneninden.

Ortaçağ’dan 19y.y. sonuna kadar atlı olan prens, günümüzde artık BOP(beyaz otomobilli prens), BUP(beyaz uçaklı prens), BEP(beyaz evli prens) şeklinde karşımıza çıkmaktadır. En çaresiz(!) prenses adaylarının bile ilgisini çekmeyen tür ise BÇP(beyaz çoraplı prens)dir.

Bu BAP bir ‘’kurtarıcı'' dır. Kendine göre haklı sebeplerden dolayı ikili ilişkilere konsantre olamamış, istediği gibi bir sevgili ve eş bulamamış, zor beğenen, katı prensipleri(!) olan, genellikle orta yaş dişi sınıfının ‘’kurtarıcı'' sıdır.

Haklı sebepleri olduğu için de mutlu olamamışlardır. Merak ettiğim konu, insanlık tarihinin yüzyıllardır neden BEP (beyaz gelinlikli prenses) veya BTP (beyaz tenli prenses) ya da beyaz herhangi bir şeyli prenses yaratmadığıdır?

Kurtarıcılık rolü erkeğe, kurban rolü kadına giydirilmiş bir kostümdür.

Prenseslik müessesesinin önemli değişimler içinde olduğu da unutulmamalıdır. Bu BAPlar artık hiçbir kadını sonsuza kadar kurtaramıyorlar. Üstelik bu kararı çoğunlukla bir zamanlar kurtarılmış kişi veriyor. Ortalık ‘’Ben artık kurtuldum,sen git başkalarını kurtar'' diyen kadınlarla dolu. Unutmadan bu kurtarıcılığı iş edinmiş prensler de var!Birkaç kadını bir arada kurtarıp sevaba girenler:)) Bu arada sevgi ve emekten söz etmiyoruz doğal olarak….

Bu BAPları yok etmek uğruna kadınlardan da bir sınıf ortaya çıktı tabii. Onlar da **SHE_BAP**lar efendim. Şehirli, havalı, ezilmeyen-bekar amazon prensesleri.

Yok aslında birbirlerinden farkları öyle değil mi?

Kimse oturup sorgulamaya değer bulmuyor kendini galiba? ''Duygularım nerede kaldı? Ben nerdeyim?'' diyemiyor.

İlişkilerin çoğunluğunda paylaşım yerine katlanma durumları konuşuluyor. Varsın yalnız olalım, duygusuz yaşamak ve yaşlanmaktan iyidir diyemiyoruz çoğunluğumuz.

Oysa;

Kendimize sarılmak, kendimizi tanımak,’ ’BİR’’ olma yolunda adım atmak ve aynaya baktığımızda BEN ÖZEL’im, BEN DEĞERLİyim, KENDİMİ SEVİYORUM ve kendim kadar sevebileceğim insanı hayatıma çekiyorum diyebilmekle başlıyor gerçek yaşam ve gerçek paylaşımların yaşandığı ideal ilişki.

O zaman kaç yaşında olduğumuz önemini yitiriyor ve o günü 1.gün sayıyoruz yaşamımızda.

Ne mutlu 14 Şubat Sevgi gününde 1. gününü kutlamaya karar veren kadınlara ve erkeklere.

Kutlu olsun doğum gününüz.

Sevgiyle mutlu kalın.

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Canım Çigdem,
seçtiğin konuya da, üslubuna da bayıldım. Hem zekanı, hem yaratıcılığını hem de tüm sevecenliğini katmışşsın yazına...Yürekten tebrik ediyor ve yazılarının devamını merakla bekliyorum...Bu arada senin de çok iyi bildiğin gibi 18 yaşına kadar BTP ! olarak ve BAP 'ını bekleyerek büyütülen ben, ancak 35 yaşında Kuraldışı ile tanışınca illizyondan kurtulmayı başarmıştım. Bu bakımdan yazının benim için ayrı bir anlamı oldu. Senin ve senin vesilenle tüm kendini seven ve BEN' den BİZ'e, Biz'den BİR'e giden ve BİRİCİK olmanın farkındalığını yaşayan dostların da sevgi gününü gönülden kutluyorum...
Arzu Parlakgöz 15 Şubat 2008 Saat:18:38:03

Canım ya! çok güldüm.. Hem güldüren hem düşündüren müthiş bir yazı olmuş. Kadının ezildiği, 'ben bilmem kocam bilir' zihniyetinin hakim olduğu bir ülkede insanlar kurban veya kurtarıcı kostümüyle doğuyor adeta. Ancak gerçek gücün dışarıda değil içimizde olduğunu anladığımızda özgürleşebiliyoruz. Gerçek kurtarıcının yüreğimizde olduğunu anlıyoruz. Yürek gözüyle gördüklerini yazan eline kalemine sağlık, harikasın
Necla Kadıyoran 15 Şubat 2008 Saat:12:09:01

Canımcım, Yazını yüzümde tebessümle okudum. Bak Orhan VELİ ne demiş.

Gözümüz saatte söyleştik hep,
koşuşur gibiseviştik, yarışır gibi çalıştık.
Hep yetişecek birşeyler vardı
aranacak adamlar, yapacak işler.
Bir sonraki günün telaşı bir öncekinin terine bulatı.
Başkalarının hayatı bizimkiniaştı.

Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine
kuşluk vakti,kızarmış ekmek kokusu veya
yavuklu busesiyle uyanma düşlerini hababam erteledik.

20 li yaşlardayken, 30 lara kurduk saatin alarmını.
30 larımızda 40 lara, belki sonra 50 ere.
Lakin öyle karmaşık kurgulanmışki hayat,
kuşlukta uyanma fırsatı sunduğunda size,
artık uyku girmez olyor gözlerinize.

Doyasıya söyleşmek,
telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştugunuzda,
söyleşecek, seviecek kimsecikler kalmıyor yanınızda.
Özenle sakladıgınız bir sarı lira gibi ömrünüz;
Vakit gelip sandıktan çıkardıgınızda,
birde bakıyorsunuzki...
TEDAVÜLDEN KALKMIŞ....


Tüm insanlıgın SEVGİ günü kutlu olsun.
B.E.P 14 Şubat 2008 Saat:15:43:14

 Toplam 9 yorum var. 1 2 3  


Kim O?
Cevabını bilmediği bir soruyla baş başa kalmış, tüm dikkatini kendine vermişti.
Gül Kokulu Sevgili
Hayattaki Hedefiniz Nedir?
Aşka İhanet
Hayat Yolculuğunda Rötar

  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.