Onur Sargın
12 Mart 2008
Beden her durumun daima en doğrusunu bilir. Çünkü ruhumuz bedenimiz yoluyla konuşur.
Günlük kuraldışı ziyaretlerim sırasında gördüm Sezgisel İyileşme’yi. Beden-zihin-ruh bağlantısını anlatan kitaplar her daim en önce dikkatimi çeken kitaplar olmuşlardır. Bu kitap da aynen böyle oldu ve hemen alayım, okuyayım diye düşünüp durdum.
Kitabı bugün aldım. İlk dikkatimi çeken şey kitabın kapağındaki pembe çiçekti. Su, eller, çiçek ve yansımaları… Güzel bir dörtlü olmuşlardı. Yazarın adının da nasıl söylendiğini bilmiyordum ama kendimce lora alden kam, lora alden kam deyip duruyordum.Yabancı dilde konuşmak ne de havalıydı. Yazarın adının sanki kendi içinde bir melodisi vardı.
Önce, Nil Gün’ün yazmasını beklediğim bir önsözle karşılaşacağım umuduyla önsöze baktım. Hayal Mühendisliği ve Reiki, Ellerinizin Iyileştirici Gücü’nde Nil’in yazdığı önsözlerden en az kitaplar kadar etkilenmiştim. Beden-zihin-ruh bütünlüğü konusunda aklımdaki sorulara birkaç sayfa içinde doyurucu cevaplar almıştım. Bu kitapta Nil’in yazdığı bir önsöz yoktu. Laura’nın yazdığı önsözü okudum ve kitabın teşekür kısmına geçtim. Daha ilk iki sayfada kitap beni içine almıştı. Genelde kitaplar böyle oluyor, kendini baştan belli ediyor. Bu arada kitabı çevirenin Zerrin Koltukçuoğlu olduğunu da buraya yazayım. Çünkü bir yazıdan zevk almak konusunda yazar kadar, hatta belki de daha fazla çevirmenin rolü var. Özellikle psiko-ruhsal konulu kitaplar işin içinde olduğunda. Birkaç kuraldışı kitapta da karşılaştım Zerrin’in ismiyle ama hangi kitaplar olduklarını şu an hatırlamıyorum.
Teşekür kısmından sonra, yazarın hayatındaki dönüm noktasını ayrıntılarıyla anlattığı bir giriş kısmı var. Kitabı Kurtuluş Parkı’nın piknik masalarından birine oturmuş, saat öğleden sonra üç buçuk civarında, güneşli ve hafif serin bir günde, dingin bir halde okuduğumdan dolayı Laura’yla beraber ben de o deneyimi yaşadım sanki. Kısa bir süre için kendi gerçekliğimden çıkmış, yazarın anlattıklarını yaşamıştım onunla beraber.
Şimdilik otuz dokuzuncu sayfaya geldim. Yine bir sürü yerin altı çizik. Bu çizik yerlerden paylaşmak istediğim birkaç cümle var. Sayfa on birde, giriş kısmının ilk dört cümlesi. Kitabı çok güzel özetliyor. Işte o cümleler:
"Beden asla yalan söylemez. Her durumun daima doğrusunu bilir. Çünkü ruhumuz bizimle bedenimiz yoluyla konuşur. Beden ruhun tapınağıdır."
Pi-Ki temel eğitiminde kas testini kullanarak yapmaya çalıştığımız buydu...
Bedenin bilgeliğiyle bağlantıya geçiyorduk.
Yirmi gündür dinlediğim Sağlığınız İçin İçinizdeki İyileştirici Gücü Harekete Geçirin cd’sinde sahnedeki fiziksel bedenime “Bana vermek istediğin mesaj nedir?”, “Hangi yiyeceklerle beslenmek istiyorsun?”, “Hangi duygularımı sımsıkı tutuyor ve bırakmak istemiyorum?” gibi sorular yöneltmemin sebebi de buydu.
Beden biliyordu. Bize bir tek fark etmek kalmıştı.
Hayatın her alanının olduğu gibi beden de bilinçaltımızın birebir maddeleşmiş haliydi. Bedenimiz, bilinçaltımızdı.
Gördüğünüz gibi, iki yüz sayfalık bu kitap daha şimdiden beni içine aldı. Sıcak, anlaşılır ve deneyim kokuyor. Yaşanmış öykülerden de bahsedildiği için okuması çok zevkli.
Beden-zihin-ruh bağlantısını anlatan her şeyi şıp diye emdiğim için, bu kitabı bitirmek konusunda da sabırsızlanıyorum. Nil’den de hastalıklar ve şifa konusunda bol öykülü bir kitap yazmasını dört gözle bekliyorum. Belki de çoktan başlamıştır, kim bilir?