Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Başarısızlık ecel değil, öğretmendir.
Yenilgi değil, gecikmedir.
Çıkmaz sokak değil, virajdır.

William Word
Yorumlar
 
Dilek Yaraş
dilekyaras@kuraldisi.com
Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

An Gelir...
Derinlerdeki incileri  mercanları seyre dalmışken kıtalar kopar yerinden, yer savrulur oradan oraya, iklimler birbirine geçer de haberin olmaz. Devamı>




O Yolun Yolcusu
Ruhun Sevmesi
Gurur Aşka Dahil midir?
Albatros Olmak
Sevgi Arsızları
Soruların Efendisi!
Gerçek Aşk Nedir?
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Son Pişmanlık Fayda Etmez Karakter Boyu:

 
Dilek Yaraş
30 Mayıs 2008

Öfkenin egemenliğine giren zihin farkında değildir serseri kurşunlar gibi saçtığı sözlerin öldürücü etkisinin.

 

 



Biz insanlar hayata karşı nankör müyüz neyiz? Yataktan kalkmanın, güne sağ salim başlamanın müthiş bir lütuf olduğunu hiç düşünmeyiz de güneşi karşılayabildiğimiz için şükredecekken bizi bekleyen günün zorluklarına odaklanırız. Sevdiklerimizle yaşadığımız her güzel anın kıymetini bilmeyiz de en kötü hallerimizi onlara saklarız… En yakın olmamız gerekene en uzak dururuz.

O kadar nankörüzdür ki, bizi sevdikleri için cezalandırırız neredeyse sevdiklerimizi. Sadece hayata karşı değil sevgiye karşı da nankörüzdür yani.

Yüreğimizin sesini değil de korkularımızın sesini dillendiririz sık sık ve yıldırırız karşımızdakini.

Sırtımızı iyiliklere yaslamasını bilmeyiz de yolunda gitmeyen en ufak bir şeyde vurgun yemişe döneriz.

Siz, sevdiğiniz insanlarla yaptığınız tartışmalara dikkat ettiniz mi hiç?

O anda, o insanla beraber yaşadığınız bütün güzel anlar silinmiş gitmiştir. Sanki sadece yara aldığınız o an vardır; sanki ömür boyu bıçaklanıp durmuşsunuzdur o insan tarafından.

Sitemlerden yanaysa şikayetiniz; o kadar sevdiğiniz insan, bir anda iflah olmaz bir dırdırcı olarak görünür gözünüze. Onun yanında huzur bulduğunuz sevgi dolu anları unutursunuz da bir sitem okyanusunun içinde boğulmak üzereymişsiniz gibi hissedersiniz. Paniğe kapılırsınız. Kaçmak kurtulmak istersiniz.

Ya da ihtiyaç duyduğunuz kadar ilgi göstermemiştir o gün… Sizi o kadar seven insan bir anda taş kalpli, kendisinden başkasıyla ilgilenmeyen bir egoiste dönüşüverir algı dünyanızda. Geçmişinizin kimbilir hangi sayfasından hortlayan bütün yaralarınız heyula gibi dikilir karşınıza…

Unutursunuz, sizi can evinizden vuran güzel bakışları.

Unutursunuz, bütün güzel sözleri, bütün güzel anları.

Unutursunuz, o insanın üç gün önce dünyadaki en güvendiğiniz ve en sevdiğiniz insan olduğunu da söylediği her söz yalanmış, bahaneymiş gibi gelir o anda.

Sorgulamazsınız hiç, bir insanı, bir anlık davranışı ya da bir sözü için bir kalemde silip atmanın ne kadar sağlıklı olduğunu. Çünkü, korkularınız dizginleri ele almıştır bir kere.

Öfkeniz şahlanmıştır, dizginleyemezsiniz. Uçar gider kelimeler. Paramparça edersiniz o bakmaya doyamadığınız, dokunmaya kıyamadığınız insanı.

Ağzınızdan çıkan sözlerin karşınızdakini yaralayabileceğini düşünmezsiniz hiç.

Oysa ki her sözcük karşınızdakinin yüreğinde bir kurşun yarasıdır artık. Hiç bilir mi silah, namlusundan çıkan merminin öldüreceğini... Siz de bilmezsiniz. Öfkenin egemenliğine giren zihin farkında değildir ki serseri kurşunlar gibi saçtığı sözlerin öldürücü etkisinin.

Bir an durup da o laflar size söylendiğinde nasıl hissedeceğinizi düşünseniz ömür boyu susmaya razı gelirsiniz belki ama düşünemezsiniz ki o anda.

İçinizdeki fırtınalar dindiğinde, şahlanan öfkeniz yok olduğundaysa artık tsunami yemiş küçük bir sahil kasabası gibi yıkık dökük, bomboş oturursunuz ve hasar tespiti yapmaya çalışırsınız.

Pişmanlık bile duyamazsınız... Kendi öfkenizle kendinizi öyle bir vurmuşsunuzdur ki pişmanlığa dahi mecaliniz kalmaz. ’’İnceldiği yerde kopsun,’’ dersiniz ki bu söz dibe vurmuş ruh hâlinizin aldırmazlık maskesidir sadece.

Pişmanlık yasaları da işlemez vardığınız yerde. Hesabınız kendinizledir çünkü. Hiçbir yere kaçamazsınız. Kıvranırsınız, ateşler içinde yanarsınız. Ama kendinizden öteye de varamazsınız.

Yine de ben derim ki; ne mutludur er veya geç kendisiyle hesaplaşabilenlere, -mış gibi yapmaktansa kor ateşlerden geçmeyi göze alanlara…

Ben, öfkeli bir babanın öfkeli ve inatçı kızıydım eskiden... Aramızdaki sağlıklı iletişimin koptuğu bir noktada öyle bir kırdık ki birbirimizi o en sevdiğim insanla…

 Tam on koca yıl hiç görüşmedik…

Sayfalar dolusu mektup yazdım ona... Bilirsiniz işte, onu ne kadar sevdiğimi, yanımda olmasını ne kadar çok istediğimi, birbirimizi asla görmesek bile hep seveceğimi anlatan duygu yüklü mektuplar...

Ama… ama, ya beni yanlış anlarsa, ya karısının (yani üvey annemin) eline geçer de çarpıtılırsa sözcüklerim diye çok korktum ve hiçbirini yollayamadım o mektupların.

En sonunda…

Bir gün bir telefon geldi…

Babamın kalbi duruvermiş de haber vermeye cesaret edememişler…

Üzülürüm diye…

Gurbetteyim diye…

Gömüleli bir hafta olmuş.

Yıllar önce, bugünlerden birinde gelmişti o uğursuz telefon… İşte o günden beri kalbini kırdığım her insanın gönlünü almak isterim mümkünse…

Varsa sizin de bir yerlerde kalbini kırdığınız birileri ve değdiyse bu yazı yüreğinizin bir yerine, benden daha cesur olmanızı dilerim.

Bu ölümlü dünyada kırgınlıklara, küslüklere, ’’keşke’’lere hiç yer yok zira.

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

BU GERÇEK ÇOK TEŞEKKÜREDERİM BU YORUMU YAZARKEN AYNI DUYGULARI BUGÜN YAŞIYORUM BUNDAN 1 HAFTA ÖNCE KALBİNİ KIRDIĞIM AYRI ZAMNDADA ÇOK SEVDİĞİM İNSANIN BUGÜN GÖNLÜNÜ ALMAYA GİTTİM VE O BENİ GERİ ÇEVİRMEDİ HALA KALBİNDE BANA KARŞI BİR YERİ KIRGIN BURUK OLSADA BUNUDA ZAMANA BIRAKIYORUM SİZİNDE VERDİĞİNİZ BU ANLAMLI SÖZLER İÇİN ÇOK TEŞEKKÜREDERİM GERÇEKTEN BÜTÜN İÇTENLİĞİMLE
BURCU YİĞİT 20 Haziran 2008 Saat:14:04:47

Sende bir tılsım olduğuna inanmaya başladım Dilek'çiğim,korkuyorum vallahi:))
Ne zaman bir konu hakkında uzun uzadıya düşünmeye başlasam bununla ilgili bir yazın çıkıyor,belki o an evren bana mesajını senin vasıtanla gönderiyor ama iyiki de senin gibi harika bir insan vasıtasıyla gönderiyor.Senin yaşanmışlıkların,hayata tutunuşun,ince zekan ve espri anlayışın bana hep umut ve mutluluk veriyor.İyi ki varsın,iyiki seni tanıdım ve iyiki editörümüzsün.
Hesaplaşma kısmına gelince (babamla)bunu nasıl başarabileceğimi bilmiyorum çünkü karşımda kendi doğrularından,kendi duygularından başka hiç bir şeyi dikkate almayan biri var ama ben sadece konuşmak istemiyorum birazcık azıcıkta olsa beni anlayabilmesini istiyorum,bundan korktuğum için de sanırım hala bu gecikmiş konuşmayı bir türlü yapamadım ama senin yazından sonra daha emin adımlarla ilerleyeceğim ve daha fazla geciktirmeyeceğim(en azından böyle olmasını istiyorum).
Yüreğine sağlık.
Nihal 05 Haziran 2008 Saat:12:52:56

Ah Dilek ahhh... Güneş yüzlüm, çok üzüldüm yazını okuyunca.
Kayıplar, derin yaraları tekrar kanatır. Öfke, pişmanlık ve suçluluk üçüzleri böyle bir şey…

Öfkemiz, öyle bir fırtına ki bazen sadece karşımızdakini değil kendimizi de savurur çırpınmamıza rağmen... Oysa tek istediğimiz, en yakınlarımız tarafından hep “sevilebilir biri” olduğumuzun kanıtlarına ihtiyaç duymamız… Ve o zamanlar başka bir yol bilememek… Çünkü sen evlatsın onlarda büyük!.. Onlardan ne öğrendiysen onu vermekten başka seçeneğin var mıydı? Başka bir yol bilseydin kullanmaz mıydın? Eminim kullanırdın.

Onun yokluğu acı verse de sen onun bir evladıydın! Kırılan, kalbin olmasaydı eminim kimseyi kırmak istemezdin! Bu kırgınlığın "tek nedeni" sen olabilir misin evlat olarak?! Hayır, kendine haksızlık etme derim haddim olmayarak. Senin şartların farklı olsaydı, sana şans verilseydi, eminim senin içindeki cevher de çıkardı o süre içinde…

Ve baban yukarıdan seni izlerken, dünyaya gurur duyacağı bir evlat bıraktığını büyük bir hayranlıkla izliyordur!

Sevgimle Güneş yüzlüm…
güneş 31 Mayıs 2008 Saat:01:20:33

 Toplam 8 yorum var. 1 2 3  


  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.