Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Hazine,
tökezlediğin yerde saklıdır.

Joseph Campbell
Yorumlar
 
Berna Esin
www.iluga.com
Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Paylaşmak ya da Paylaşmamak
Salı toplantılarımızda dertlerini, sıkıntılarını, paylaşan arkadaşlarımız hepimize ışık oldu, yol gösterdi. Devamı>




Ayder’de İçimize Yolculuk
Hayaller ve Hedefler
Yolculuk Bir Serüvendir
Oyun Bahçemiz
Kaybettiklerimiz
O Tercih Edilmeyendi
Burun Çizemiyorum Ama....
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
İtiraf Ediyorum
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Sonra da Dayak Yiycam Karakter Boyu:

 
Berna Esin
01 Kasım 2007

Bedeli olmayan bir ödül mümkün değildir. Hiç bedel ödememek güzel bir özlemdir lakin bir ütopyadır.

Üç dört yaşlarımdayken gönlümce oyun oynamak için eve misafir gelmesini beklerdim. Annem misafir yanında toleranslı davrandığından, normal zamanda oynayamadığım bütün oyunları oynardım. Misafirlere gülümserken bana bakan gözlerinden ateşler saçan annem sabırla beklerdi. Ben de sabırla beklerdim ve derin bir mutlulukla bu kutsal zamanın keyfini çıkarırdım.

İkimiz de kaçınılmaz sonu beklerdik; bedelin ödetildiği ve bedelin ödendiği zamanı. Annem misafirleri kapıdan uğurlarken ben de gider divana otururdum. Sinirle kapıda görünen annem yanıma yaklaştığında vücudumun çeşitli yerlerinde tokatların acısını hissetmeye başlardım. Bedel bazen iki üç tokat olurdu, bazen tokatlar silsilesi. Acırdı ama önemi yoktu; ben olası sonucu kabul ederek oyunumu oynamayı seçmiştim.

Bu satırları yazarken amacım annemi acımasız bir kadın olarak göstermek ya da acılarla geçen çocukluğumun edebiyatı değil. Annem, yetiştirildiği ortam ve psikolojik durumu göz önünde bulundurulduğunda, harika annelik yaptı. Çocukluğum, amcalarla, dayılarla, halalarla eğlenceli ve hareketli geçti. Bu satırlar, seçimlerimizle, vazgeçişlerimizle ve ödediğimiz bedellerle alakalı. “Her seçim bir vazgeçiştir” ve “Her seçim bir bedel tercihidir”. Küçük Berna için “Oyun oynamayı seçmek koşullu anne sevgisinden vazgeçiştir” ve “Oyun oynamayı seçmenin bedeli dayaktır”.

Altı yaşıma kadar hep pencereden seyrettim dışarısını. Sokağımız yokuştu ve oyun oynamaya müsait değildi. Altı yaşımdan sonrası ise, Üsküdar’a taşınmamızla birlikte, eve zorla sokulduğum bir dönemdir. Altı yaşıma kadar geçen ev içi dönemimin bedeli hayatım boyunca yaptığım hiperaktif aktivitelerdir. Sonrasının bedeli ise; hala sürekli burkulan bir sol ayak bileği, inşaatlardan kum tepelerine atlamanın neden olduğu diz problemleri, geçmesi çok uzun zaman alan yaralar ve babayla karşı karşıya gelişlere neden olan özgürlük sınırı problemleridir.

Üniversite bitmeden sevdiğim adamın evlenme önerisini kabul ettiğimde, eleştirilere ve toplumumuza özgü bazı dedikodulara maruz kalmayı da kabul etmiş oluyordum.

Boşanmayı seçtiğimde, avukatımın da belirttiği gibi, Türk toplumunda boşanmış kadın olmanın zorluklarını yaşamayı da seçiyordum.
 
Yaşam bana çok küçük yaşta her seçimin bir bedeli olduğunu öğretti. Bu bedel bazen küçük düşmektir, alay edilmektir; bazen eleştirilmek, toplum dışına itilmektir; bazen, töre cinayetlerimizde olduğu gibi, canını vermektir. Bedel her ne olursa olsun, bir seçim yapmak ve bu seçimin sorumluluğunu almak her gün ölmekten iyidir. Ölüm sadece fiziksel bir olay değildir, yaşamının sorumluluğunu almayan bireyler soluk alıp veren vücutların oluşturduğu toplulukları yaratırlar. Vazgeçmemeyi ve bedel ödememeyi seçen bireylerden oluşan bu topluluklar çok rahat yönetilirler, çok kolay manipüle edilebilirler.

Sevgili Nil ve Saim “her ödülün bir bedeli vardır” derler. Bedeli olmayan bir ödül mümkün değildir; çünkü yaşamın tabiatı dualitedir; erkek, dişi; yin, yang; gece, gündüz; yaz, kış gibi.

Hiç bedel ödememek güzel bir özlemdir lakin bir ütopyadır. Bu özlem kalbimde yer almaya devam ederken ben de seçimlerimi yapmaya devam ediyorum; sonra da dayak yiycam...

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Sevgili Berna merhaba. Yazını okuduktan sonra üzerinde uzun süre çalıştığım bir yorum yazmıştım. Buraya koymak bugüne nasipmiş. Yorumum aşağıdadır. Selamlar.

Ödül bir lütuftur. Bir başarının, yeni, farklı ya da yoğun bir çalışmanın sonunda elde edilebilir. Bir lütuf olduğundan alın(a)mayabilir. Oysa hak, insanın doğuştan varolan bir edinimidir; öncesiz ve sonrasız (ezeli-ebedi) bir kabuldür. Bu nedenle insan, olsa olsa hakkı için bir bedel öder; ödemek zorunda kalır. Oysa ödül için bir bedel ödenemez. Ödül alınmasa da olur; ancak örneğin yaşama hakkı (temel yasal gerekler, cezai durumlar dışında) elinden alınmak istenen insan için bedel ödemek söz konusu olabilir.

İnsanlık yüzyıllardır hakları için bedel ödemektedir. Aslında insana bu bedel ödettirilir. Düşünceleri ve eylemleri uğruna Spartaküs ve eylemdaşları katledilmiş; Bruno yakılmış, İsa çarmıha gerilmiş, Hallac-ı Mansur’un derisi yüzülmüş, Pir Sultan Abdal asılmıştır; biz Türkler gibi topraklarını savunmak için kurtuluş savaşı verenler bu bedeli canlarıyla ödemişlerdir.

Her ödülün bir bedeli vardır yargısındaki bedel aslen olumsuz bir anlam çağrıştırır. Bir tür cezadır. Küçük Berna’nın yaşadıklarında olduğu gibi: Küçük Berna ödülüne (aslında hakkı olana) ulaşmak ister. Bunun sonunda cezalandırılır. Tıpkı Küçük Berna, Büyük Berna olup evlendiğinde verdiği kararın ve yine ayrılma kararı verip boşandığında seçtiği yaşam biçiminin toplum tarafından onaylanmadığı durumlarda olduğu gibi toplum ya da devlet/hukuk sistemi yargı mercilerince verilen kararlar/yargılar (cezai yaptırımlar) hakça ve doğru olmayabilir.

“Her ödülün bir bedeli vardır” bir kabulleniştir aynı zamanda... Adeta eli sopalı bir başöğretmen “ödülünü istiyorsan bedelini ödeyeceksin.” demektedir. Oysa bu kabulleniş reddedilmelidir. Bu kabulleniş kabullenilmemelidir. Küçük Berna’ların oyun haklarının teslim edildiği bir dünyanın insanca olduğu anlatılmalıdır.
Cem Timuroğlu 26 Nisan 2008 Saat:14:02:31

Hayatımızın tamamen seçimlerimizden ibaret olduğunu ne güzel örneklemişsin.Evet,ya o;ya bu...Önemli olan hangi yolu seçtiğin değil,hangi sonucu yaşamayı göze aldığındır.Sana sonuna kadar katılıyorum.
Şenay Yaprak 12 Kasım 2007 Saat:15:52:37

Yazı super, diyecek yok.Kalemin de yüreğin kadar kuvvetli :) keşke biz de yiyeceğimiz dayağı bilerek oyunu seçsek ve doya doya oynasak..hem tam oynamıyoruz hem dayağımızı yiyoruz..neden ? çünkü seçim yapma sorumluluğunu almayarak aslında hem oyunu tam oynayamamayı hemde dayak yemeyi seçmişiz :)
Hayri KOÇ 08 Kasım 2007 Saat:01:27:26

 Toplam 8 yorum var. 1 2 3  


Nil’deki Suret
Sayıklamalarımdan biriydi,
Yitirmişlik, yitirilmişlik hissi...
Olumlamaya Karşı İçsesim
Aşk Nehri
Kabul
Artık Biliyoruz…

  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | İtiraf Ediyorum | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.