Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Başarısızlık ecel değil, öğretmendir.
Yenilgi değil, gecikmedir.
Çıkmaz sokak değil, virajdır.

William Word
Yorumlar
 
Aydan Sümercan
sumercan@superonline.com
Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Edith ve Theo….
Çok yakışıklı genç bir erkek ile ufak tefek, gösterişsiz bir kadın  hep yan yana, hep elele, göz göze ve sevgi dolu bir beraberlik...   Devamı>




CHANEL…
Üstü Gümüşlük Altı Myndos
Güzeller Güzeli Marmara
Sıcakların Cildimize Etkisi
Bronzlaşırken...
Güneşlenmenin geçmişi...
Koklayarak Yaşıyoruz…
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Tanrıçalar Tanrıçası Karakter Boyu:

 
Aydan Sümercan
20 Şubat 2008

Onun adı İnanna!... Adına şiirler yazılan göğün kraliçesi ve Uruk şehrinin koruyucu tanrıçasıdır o.

Dünyaca tanınmış Sümerolog M. İlmiye Çığ’ın mahkemeye çıkması bizi utandırdığı kadar meraklandırdı da... Mezopotamya’ya kadar uzanıp Sümerlere yakından baktığınızda merakınız daha da artıyor ve zaman içinde inanılmaz bir serüvene başlıyorsunuz.

Zaman içinde geriye doğru giderek tanrıçaların izini sürerseniz günümüzden 5000 yıl öncesinde Mezopotamya’da sizi çok karizmatik bir tanrıça karşılayacaktır. Onun adı, Inanna… O, adına şiirler yazılan göğün kraliçesi ve Uruk şehrinin koruyucu tanrıçasıdır.

Bütün me’lerin kraliçesi, görkemli ışık,
Parıldayan giysi içinde görkemli kadın,
Gök ve yerin sevgilisi,
An’ın (Gök tanrısı) fahişesi, mücevherlerle donan,
Yüksek rahibeliğe uygun olan,
Tiara giysisi inde çkici olan,
Bütün me’lerin koruyucusu kraliçem

Tarih anlatmayacağım ama adı anaerkil dönem olsa da olmasa da kadın ağırlığının binlerce yıl süre geldiği dönemlerden çok etkilendiğim bu tanrıçayı, hem insanca yanı ile hem de tanrıça olarak hatırlamak ve paylaşmak isterim. Erkeklerin bir kadında hoşlanacağı bütün özellikleri kendinde toplayarak cinselliğin tabu olmadığı bir toplumda var olan bu Tanrıça güçlü, akıllı, kurnaz bir kadın ve iyi bir savaşçı.

Zaman içinde onun güçlü kişiliğini yakın doğunun hemen her yerinde başka adlarla buluyoruz, Babil’de İştar olarak saltanatını sürdürüyor, Mısır’da ise Ra’nın gözü olarak tüm ülkede hüküm süren Hathor oluyor, Asur’da Astarte, büyük Hittit egemenliğinden sonra da Kybele olarak karşımıza çıkıyor.

Ancak M.Ö. 1500’lere gelirken eski Yunan’ın erkek egemen toplumunda İnanna’nın güçleri teker teker elinden alınarak diğer tanrıçalar arasında bölüştürülüyor, onun ardılı gibi görünün Venüs’e ise, sadece bir "güzellik ve aşk" tanrıçası rolü veriliyor! Yani onda İnanna’nın ve Hathor’un o karizmatik ve renkli kişiliğini bulamıyoruz.

M.Ö. 1000’lerde İnanna artık eski bir dünyanın tanrıçasıdır. Din olgusu oturdukça da tanrıçaların yerine anne figürü olarak Kutsal kadın Meryem geliyor, dinin iyice güçlendiği orta çağın tanrıça kültünü izleyen İnanna’ları ise cadı tanımıyla engizisyon tarafından yakılarak cezalandırılıyor.

Zaman içinde sular duruldukça ve insanoğlu da geçmişini aradıkça ve binlerce yıl öncesindeki kil tabletler bulunarak teker teker çözüldükçe sadece bir tanrıça değil, Sümer ve Babil’de anlayışlar ve cinsellikle ilgili adetler de insanı şaşırtıyor.

Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki topraklara gelip yerleşen Sümerler’in yaşamlarında bereketi simgeleyen seks ve sevgi öylesine önemli ki şiirlerinde, öykülerde, destanlarda ve ritüellerde hep sevgi ve seks temasını buluyoruz. Sümerlerin yaradılış öyküsü de hayli seksi:
Dipsiz bucaksız su halindeki evreni simgeleyen Tanrıça Nammu bir dağ çıkarıyor, hava tanrısı Enlil de bu dağı ikiye ayırıyor, üstü gök tanrısına, altı yer tanrıçasına ait oluyor.

Yer tanrıçası, gök tanrısına kendini beğendirmek için değerli madenlerle, taşlarla süsleniyor. Gök tanrısı, bakir toprağa dizini dayayarak tohumunu yerin döl yatağına döküyor.Yer de bitkilere, ağaçlara gebe kalıyor.

Toprağın yağmurla, güneşle beslenip yaşaması için Hava tanrısı da bir dağa erkeklik organını dürterek tohumunu boşaltıyor. Sonra da Dicle ve Fırata  erkeklik suyunu saçıyor, böylece nehirler de bitkileri tahılları gürül gürül sularıyla besliyorlar.

Gelecek Yazı: İnanna’nın Serüvenleri

 

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al
  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.