Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Başarısızlık ecel değil, öğretmendir.
Yenilgi değil, gecikmedir.
Çıkmaz sokak değil, virajdır.

William Word
Yorumlar
 
Dilek Yaraş
dilekyaras@kuraldisi.com
Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

An Gelir...
Derinlerdeki incileri  mercanları seyre dalmışken kıtalar kopar yerinden, yer savrulur oradan oraya, iklimler birbirine geçer de haberin olmaz. Devamı>




O Yolun Yolcusu
Ruhun Sevmesi
Gurur Aşka Dahil midir?
Albatros Olmak
Sevgi Arsızları
Soruların Efendisi!
Gerçek Aşk Nedir?
Editörden
Yazarlar
Konuk Yazarlar
Genç Kalemler
Haberler
Röportajlar
Basından
Duyurular
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Uyandırma Servisi Karakter Boyu:

 
Dilek Yaraş
02 Mayıs 2008

Sen kendi rızanla gözünü açmaz ve uyanık olmazsan hayatın uyandırma servisi emrine amadedir…

 

 


Bu nasıl iştir, ne ince iştir!?… Alacakaranlıkta uyanıvermek ve kendini tam da bir şeyleri aşmış, mesafe katetmiş zannederken yine yolun en başında, hatta belki de dışında bulmak…

Amansız bir sorgulamaya girmek ardından… Hiçbir mekanda ve hiçbir zamanda, hiçbir işkencecinin sana edemeyeceği eziyetleri kendi kendine etmek…

Lime lime etmek tüm benliklerini, parçalamak ve savurmak dört bir yana… Nasıl toplayacağını, nasıl tekrar bir bütün olabileceğini bilmeden, düşünmeden…

Sessiz feryatların yeri göğü inletir ama kimseler duymaz. Yalnız, yapayalnızsındır…

Paramparçasındır…

Ve aniden… kendini hayatının hiçbir döneminde hissetmediğin kadar küçük ve çaresiz duyumsarken, her şeyin sorumlusunun yine kendin olduğunu farkedersin…

Yaman bir çelişkidir bu….

Onca emek, onca didinme, bunun için miydi?.. Kendini bilmeye çalışırken varacağın yer sevgisizliğin, kibrin miydi?

Hem de ‘’Severim yaradılanı yaradandan ötürü,’’ diyerek ortalarda dolanırken, alçak gönüllülüğün zirvesine çıktığını sanırken…

Alçakgönüllülük zanettiğin o cehennem çukurunun kibrin zirvesi olduğunu nasıl göremedin, nasıl?!…

Ahhh… bilemedin ki alçakgönüllülük asla görünmez. Ya vardır ya yoktur o. Var ise görünmez. Yok ise görünür.

Onu gördüğün anda kibir boyutuna geçersin.

İşler yolundaydı son zamanlarda… Hayatındaki bütün pürüzler mucizevi dokunuşlarla düzeliyordu. Sanki, yukarılardan bir yerlerden, senin için, senin hayatını kolaylaştırmak için kapsamlı bir organizasyon yapılıyordu…

Bu yolundalığın, yaptığın çalışmaların, eriştiğin manevi boyutun bir ödülü olduğunu düşünüyordun. Şükrediyordun…

Sonra, birdenbire her şey değişmeye başladı…

Hayatın tepetaklak oldu aniden… Şaşırdın… Neden düştüm bu hale, dedin… Başladın sebep olanları suçlamaya, ‘’Öyle yapmasalardı, böyle olmasalardı bunlar olmazdı,’’ demeye…

Sen bunları diyedururken işler daha da kötü gitmeye başladı…

Sonra bir gece… uyanıverdin alacakaranlıkta ve ‘’Allahım ben ne yaptım,’’ dedin… Gözyaşlarına boğuldun.

Bir ses, yüreğinin taa derinlerinden bir ses, sana seslendi ve ‘’Şükretmekle yetinmedin, ötesine geçtin,’’ dedi….

Kendine pay çıkaran kahrolası vehimlerinle ‘’inkar’’a düşmüştün…

Ödülün, cezan olmuştu …

Söz konusu kendi çıkarların olduğunda ne çabuk da unutmuştun insanları hiçbir şekilde yargılamaman gerektiğini… Nasıl da cıyaklamıştın kendi kuyruğuna basılınca…

Üstüne üstlük, yargılamakla da yetinmemiştin. Bir de kendini üstün görmüştün. Sen ‘’iyi’’ idin, sen ‘’doğru yoldaydın’’ ya…

Gün olmuş devran dönmüştü işte…

Bu öyle ince bir iş idi ki zamanında seni yargılayanlar senin o en çok yargıladıkları hallerine bürünmüş, seni yargıladıkları için onları yargılayan sen ise onların yerine geçmiş ve onları -senin ‘’eski’’ hallerini yaşadıkları için- yargılar olmuştun…

En sonunda da ihale sana kalmış ve cehenneminin yollarını yargı taşları ile döşemiştin…

İşte böyle bir devrandır bu… Sen kendi rızanla gözünü açmaz ve uyanık olmazsan hayatın uyandırma servisi her daim emrine amadedir…


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Ne yaparsak yapalım,ne kadar uğraşırsak uğraşalım yolumuzu bulamadığımız,tökezleyip düştüğümüz durumlarla hep karşılaşıyoruz.Hatalar bizler için,işki birdaha aynı hatayı tekrarlamamak yoksa yaşadığımız sürece karşılaştığımız her yeni durum bizim için bir sınav.Evren'in bize ne anlatmaya çalıştığını anlayabilirsek ve uyandırma servisimizi her daim açık tutarsak kendimizle barışık olmayı hep sürdürebileceğiz diye düşünüyorum.Bir kere daha gözümüzü açtığın için çok teşekkürler Dilek'çiğim.
Nihal 13 Mayıs 2008 Saat:12:06:59

Tanrıyla sohbet 1 de de anlatıldığı gibi: olan, olan olduğunu deneyimlemek ister ve bunun için de olmayan olur ki ne olmadığını dolayısıyla ne olduğunu anlasın.
Öğrenmede olduğu gibi birinci aşama dağ dağdır, 2.aşama dağ dağ değildir, 3.aşama dağ dağdır.
Yazını okudum ve bu iki öğretim yazdıklarınla birleşti. Arada köprüyü kuransa yaşadığım deneyim oldu. Örendim, okudum, oldum derken öyle bir şey yaşadım ki hiç bir şey bilmediğimi anladım. Olmamıştı gene olmamıştı, tüm öğretilerle kuyuya sürüklenmiştim. Haklı olmak huzurlu olmanın mutlu olmanın önüne geçmişti yine ve yeniden. İçimden volkanlar yukarı yukarı yakarak harekete geçti, ne zaman ki egomu tırnağımla kazıdım, haklı olma derdimden özgürleştim işte o an anladım. Yol uzundu ve sürekli emek gerekiyordu olmayıp olmayıp bıkmadan bilineni uygulayıp deneyimleyerek olmak için.
Evet dağ dağdır dedim bir kere daha yazdıklarınla sevgili Dilek.
bade 07 Mayıs 2008 Saat:15:46:13

Uyandırma servisi bazen çok ama çok geç kalabiliyor. Ama insanın kendisini senin yapmış olduğun gibi yargılaması CESARET ister.
mehmet 04 Mayıs 2008 Saat:11:45:20

 Toplam 5 yorum var. 1 2  


Özgürlük Tutsakları
Özgürlük tutsağı ile sonsuzluk yolcusunu asla uzun süreli olarak bir arada göremezsiniz.
Aşk ve Özgürlük
Acıların Ötesine Geçmek
Aşk Bir Ütopya mıdır?
Ego'dan Kurtulmak

  Editörden | Yazarlar | Konuk Yazarlar | Genç Kalemler | Haberler | Röportajlar | Basından | Duyurular | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.