Tarihte Bugün      Alternatif Tarih
   Günün Bilgisi      Günün Komiği
Kuru pantolon ile balık tutulmaz.
Cervantes
Yorumlar
 
Çiğdem Çubuk

Yazara ait tüm yazılar için tıklayın>

Hayat Kahvesi
Çırağıyız henüz HAYATın.Keyifli yorgunluğunu yaşıyoruz. Bedel ödüyoruz, ödülün ne olduğuna bakmadan ve vesile olanlara şükran duyuyoruz. Devamı>




Şikayet
Denge
Can Cana Olsun
Vefa
Kayıp-Kazanç
Zaman
İnsan Olmak
Editörden
Yazarlar
Seçme Yazılar
Genç Kalemler
ŞİİRLERİNİZ
Haberler
Basından
Çekim Yasası
Paylaşımlar
Farkındalıklar
Röportajlar
Duyurular
Başarı Öyküleri
Yardım Hattı
Arşiv
Eğitimlerimiz
Eğitmenlerimiz
Katılımcı Görüşü
Eğitim Takvimi
Yayınlarımız
 

Giriş İçin Tıklayın


Favorilerime Ekle
Anasayfam Yap
Anasayfa
Vefa Karakter Boyu:

 
Çiğdem Çubuk
14 Ekim 2008

Vefa duygusu yüksek olan insanların birbirleriyle kurdukları ilişkilerde eşitlik vardır. Onlar birbirlerine yardım etmez, destek verirler.

 

 

 

 

Vefa, küçüklerin büyüklerine karşı duyduğu zorunlu bir saygı ifadesi midir?

“Bu da nereden çıktı?” diyenleri duyar gibiyim.
Vefa deyince, sizdeki karşılığının ne olduğunu bilmiyorum ama benim aklıma hep yaşlı insanlar geliyor.
Anneannem her bayram sabahında tüm çocuklarının, özellikle de oğlunun onu ziyaret etmesini beklerdi. Kendisinin istediği saatlerde ya da günde gelemiyorsa, dayımı vefasızlıkla itham ederdi.
“Bu çocuk çok vefasız!” derdi hep.
Sorgulardım o zamanlar “Vefa ne demek?” diye.

Dayımı o kadar çok severdim ki, annesinin ona bu kelimeyi söylemesi bana küfür gibi gelirdi. Hemen savunmaya başlardım dayımı anneanneme karşı. O da bana, vefanın ne demek olduğunu kendindeki karşılığıyla anlatırdı. Sonradan anladım ki, ondaki karşılığı minnete denk geliyormuş.

“Yemedim yedirdim. İçmedim içirdim. Onlar için çalışma hayatımı feda ettim. O kadar kilolu doğdu ki, onun yüzünden şeker hastası oldum. O şimdi kendi keyfinde geziyor, beni aramıyor, beni sormuyor.” diyerek ağlardı. Çok etkilenirdim onun ağlamasından.

Çocukken yaşadığım bu durum, benim özellikle yaşlılara olan duyarlılığımı büyük ölçüde arttırdı. Sonra sonra idrak ettim ki , bu bana öğretilmiş zorunlu bir saygı ifadesiymiş. “Vefa bir borçtur!” kalıbının kafama kazınmasıymış.

Vefa  gerçekten de bir borç mudur ?

Bence kesinlikle değildir.
Vefa, her şeyden önce bir duygudur.
“Geçmişte yaşananları, paylaşılanları, verilen desteği, katkıyı, sağlanan sevgiyi ve dostluğu, güveni hep hatırlıyorum ve bütün bunları sana da hissettiriyorum” demektir.

Vefa, şükran duymaktır.

Vefa, minnet değildir.
Minnet yüktür. Ezme ve ezilmenin içinde barındırıldığı, zorunlu bir teşekkürdür.
Ego, minnetle beslenir.

Ben’imiz, vefa duygusuyla değerlenir.

Vefa duygusu, verme ve verilmenin olduğu ortamlarda çiçek gibi açar.

Vefa duygusu yüksek olan insanların birbirleriyle kurdukları ilişkilerde eşitlik vardır. Onlar birbirlerine yardım etmez, destek verirler.
Zorunluluk ya da beklenti yoktur. Sadece duyguların aktarımı vardır. Paylaşma vardır. Paylaştıkça çoğalan zenginlikler vardır.

Çevremde bazı insanlar için, Sezen Aksu’nun dediği gibi, Vefa’nın bir semt adından öteye gitmediğini fark ediyorsam hemen oradan uzaklaşıyorum. Bunca eğitimden sonra öğrendim ki, vefa duygusu oluşmamış insanların kalbinde, sevgiye de yer yokmuş.

Sevgisizce, sadece menfaatler üzerine yaşanan birlikteliklerde ve hatta ortaklıklarda bulunmak, yavaş yavaş ölmek değil de nedir?

Ben yaşamayı seçiyorum!

O sebeple, benden zorunlu olarak “saygı” bekleyen büyüklerime yaşattığım geçici rahatsızlıklardan ötürü özür diliyorum.

 


Yorum Yaz Arkadaşına Gönder Çıktı Al

Çiğdemcim çok güzel bir konuya değinmişsin ben de minnet duygusunun genellikle anne ve babalar ya da diğer aile büyüklerinin kendi tatmin edilmemiş ihtiyaçlarının, yaşanmamış hayatlarının bedelinin ödettirilmesi çabası olarak değerlendiriyorum. Ancak biliyoruz ki kimsenin kimseye hayatını geri verme gücü ve de yetisi yok. Herkes kendi hayatından ve de duygularından sorumludur. Boşa harcanmış anlamsız yaşamların yükünü başkalarına yüklemek, suçluluk duygusu yaratarak kontrol etmeye ve de bedel ödettirmeye çalışmak çok bencilce ve saygısızca bir tavır. Ayrıca bağımlılıklardan beslenen bir durum. İyi ki böyle bir içsel yolculuğa çıkmışız, hem kendimizi gerçekten yaşamayı hem de çocuklarımızı özgür bırakmayı öğreniyoruz. Bundan daha büyük bir mutluluk olabilirmi hiç. Dilek, Badegül ve de Onur arkadaşım da çok güzel yorumlar yapmışlar, söyleyecek daha fazla bişey kalmamış. Hatırlatman için teşekkürler, eline sağlık.Sevgiyle kal...
Nejla Başbağ 16 Ekim 2008 Saat:17:54:38

:) çok hoş bir yazı olmuş, toplumca sıkça karşılaştığımız durumları ifade eden...
çok teşekkür ederim paylaşımın için
Hande Candan 15 Ekim 2008 Saat:13:53:15

Vefa ve Minnet arasındaki farkı ben de ilk defa workshoplardan birinde anlatıldığında anlamıştım. Çok ilgimi çekmişti, o gün bugündür buna hayatımda dikkat ediyorum.
Deneye yanıla bu yolda ilerliyorum :-)
Ve kim ne derse desin, hayatımızda minnet duygusunun yerini vefa duygusu alacaksa, oraya giden yol gene 'gerçek sevgi'den geçiyor.
Sevgide beklentiler varsa, yolun sonu minnet'e çıkıyor.
Karşılıksız sevgide ise, vefa kendiliğinden karşımıza çıkıveriyor.
Ey sevgi, sen nelere kadirsin ! :-)
dilek taşçılar 15 Ekim 2008 Saat:11:30:37

 Toplam 11 yorum var. 1 2 3 4  


  Editörden | Yazarlar | Seçme Yazılar | Genç Kalemler | ŞİİRLERİNİZ | Haberler | Basından | Çekim Yasası | Paylaşımlar | Farkındalıklar | Röportajlar | Duyurular | Başarı Öyküleri | Yardım Hattı | Arşiv
Bu site obichim tarafından hazırlanmıştır.