Selen Servi
27 Mayıs 2008
Cesur insanların ülkesine göç ettim ben. Bu ülkede herkes insan olma onuruna uygun yaşıyor.
Sığ suların küçük insanı değil, okyanusların deli köpüğüyüm.
Evlerinin ve zihinlerinin duvarları içinde küçük hayatlar yaşayanlar benden değil.
Ben onlardan değilim artık…
“Duygusal”lık zırhının içinde çatal dillerinin zehrini damıtanlar!
Ben sizin enerjinizi yükseltemeyeceğim besbelli.
Ama sizin beni aşağı çekmenize de izin vermiyorum.
Bitti!
Artık yaşınızdan, yaptıklarınızdan, sahip olduklarınızdan dolayı saygıyı hak etmediğinizi biliyorum.
Beni, olduğunuz ilgilendiriyor.
Olduğumuz, olduğum…
Sizin yapmadıklarınız, yapmaya cesaret edemedikleriniz ilgilendiriyor beni.
Yaşamadıkça yargılamanız, yapmadıkça aşağılamanız korkaklığınızdan pekâlâ…
Sizin olamadığınızı yüzünüze vuruyorum ben.
Bana ve benim gibilere baktıkça hırslanıyorsunuz.
Öfkeniz çaresizliğinizden.
Saygısızlığınız acizliğinizden.
Cesur insanların ülkesine göç ettim ben. Oldu 2 yıl kadar.
Bu ülkede herkes insan olma onuruna uygun yaşıyor.
Bu uğurda emek veriyor.
Kırıyor, kırılıyor, ağlıyor, direniyor ama bir gün esniyor.
Ve biliyor ki bu yol onu insan yapıyor.
Ağlarken de gülerken de kızarken de coşarken de dolu dolu yaşıyor.
Yaşamın hakkını veriyor.
Buradaki herkes “tek başına” da çok…
Bir başına da kalabalık...
Evrenin sonsuzluğu içinde bir “an”lık ışık olduğumu fark ettiren bu ülkenin insanlarına müteşekkirim.
Ben bu ülkeye,
Bu insanlara,
Ben bu hayata sevdalıyım…