Arzu Cengiz İle Astroloji, Numeroloji Ve Tarot Üzerine

Berin Yavuzlar

Berin Yavuzlar Kuraldışı Dergi için sordu

 

Arzu Cengiz; astroloji, numeroloji ve tarotun bir bütün olduğuna inanan, prensiplerinden de taviz vermeyen bir astrolog. Aziz Yıldırım tahliye olacak mı, Erdoğan’ın hastalığı ciddi mi, gibi sorular karşısında suskun kalmayı tercih ediyor. Ona göre tanınmış kişilerin kaderini yorumlamak, onların geleceği hakkında uluorta konuşmak sadece rant elde etme amaçlı olabilir. Bana özel olarak cevapladı, o ayrı. Bu söyleşide burç denilen şeyin aslında ne olduğunu, gökyüzünün bize etkisini ve Temmuz ayında bizi bekleyen önemli göksel hareketleri bulacaksınız.

 

 

Astrolojiyle ilişkiniz nasıl başladı? Sizi astrolojiye yönlendiren neydi?

Biz hep bir şeyleri bilmek isteriz. Bizi nelerin beklediğini bilmek isteriz. Kendimizi, diğer insanları tanımak isteriz. Aramak ve bilmek istemek astroloji ile tanışmamın sebeplerinden biri. Belki de annemin hastalığı ya da yaşadığım çocukluk travmaları ve bunların nedenleri astrolojinin yaşamımdaki gerçek sebebi. Elinize aldığınız ilk astroloji kitabı çok değerlidir. Çünkü onun sayesinde bu yol size açılır; ya da tanıştığınız biri veya yaşadığınız bir olay sayesinde… Bir de bulunduğumuz bu yaşam serüveninde geçmişten bugüne aktarılan, zihninizde gömülü duran kodlamaların, zamanı geldiğinde çözülmesi var ki bence bu en önemlisi. İşte hepsi benim astroloji yolculuğumun temelini oluşturuyor.

Yaklaşım açısından astrologlar kendi aralarında bölünüyorlar mı? Siz nasıl bir ekolden ya da anlayıştan geliyorsunuz?

Ben Batı astrolojisi ile ilgiliyim. Buna göre bugün yaşadıklarımız geçmişteki eylemlerimizin neticesi; gelecek ise şimdiki eylemlerin belirlediği bir zaman dilimi. İşte bu nedenle “karma” benim için çok önemli. Klasik astroloji eğitimi aldığım Öner Döşer’in sevgi, birlik ve paylaşım ekolünden geldiğimi düşünüyor; onun o sevgi dolu, insancıl ışığını takip etmekten mutluluk duyuyorum. Ayrıca yıllar önce okuduğum ve hâlâ okumaya devam ettiğim Ra Bilgileri kitabı, astroloji, numeroloji ve tarotun bir bütün olduğunu açıklayan en önemli belgelerden biridir benim için. Ezoterik bir anlayış olan Kabala’da da hayata ve yaradılışa dair çok önemli boyutlarla bilgiler vardır. Kabala felsefesinde harflerin özel bir önemi vardır örneğin. Harflerle sayılar birer sembol olarak kullanılır ve bu yolla varlık birliği anlatılmaya çalışılır. Her sayının karşılığında da o sayının değerini taşıyan bir tarot kartı vardır. İşte bu bilgilerden yola çıkarak bugünkü astroloji yolumu belirledim.

Gezegenlerin konumunu tarot kartlarına göre yorumluyorsunuz. Tarotun felsefesi nedir?

Sayılar ve tarot kartları yol gösterici bir nitelik taşır. Tarotun arkasındaki felsefe, tüm gelecek olayların kendi inisiyatifimizle değişebileceğidir. Tarot kartları yaşamdaki yolumuzu değiştirmeyecek olursak önümüzde var olan olasılıklarla ilgili bizi teşvik eder ya da uyarır. Tarot bizi düşündürmek, ona göre tavır almamızı ve gerekiyorsa gelecek olayları değiştirmemizi sağlamak için vardır. Tarot hiçbir zaman neyin olacağını söylemez, o olması muhtemel olanı söyler.

Kabala Madonna’yla birlikte popüler oldu. Nedir aslı Kabala’nın?

Kabala, İbranice almak, kabul etmek anlamındadır. Evreni, gelişimini ve içindeki enerjileri hem sistematik hem de mantıklı açıdan görmemizi sağlar. Kabala sayesinde o enerjilere kendi yararımıza olacak şekilde odaklanabilir ve içimizdeki yaratıcı gücün farkına varabiliriz. Astroloji Güneş sisteminin enerjilerine odaklanırken, Kabala evrenin enerjilerine odaklanır. Bu ikisi birleşince bence her şey daha net ve tamam oluyor. Gahl Sasson, Kozmik Gezgin kitabında aynen şöyle belirtmiştir: “Kabala’yı Madonna gibi ünlülerin tanıtması ile Kabala’nın saklı gizemleri yaygın kullanıma girdi. Zaten artık hiçbir şeyin gizli saklı kalmadığı zamanlardayız. Önemli olan bu gizemleri doğru biçimde kullanabilmek.

Burçlara göre bir şeyleri algılamaya çalışmanın sakıncası var mı? Veya bu şekilde bakmak yeterli mi?

Astroloji, çevremizdeki enerjilerle nasıl işbirliği yapabileceğimizi anlama olanağı veren kudretli bir sanattır; ama bunun yanında kolaylıkla yanlış yönlere çekilebilen tehlikeli bir sanattır da. Astrologların veya astroloji ile ilgilenenlerin bir başkasına yaklaşıp sadece Güneş burcuna bakarak “Ben senin kim olduğunu biliyorum” demesi ne fena, ne saçmadır. Yüz tane İkizler yan yana gelse görürsünüz ki hepsi birbirinden farklı yapıda ve karakterde olur. Burçlar gezegenlerin etkilerini renklendirip değiştiren durağan güçleri temsil eder. Burçlardaki gezegenler ise karakteri ve içsel yetenekleri belirler. Evlerdeki gezegenler, asteroitler yaşama ilişkin durumsal detaylar hakkında bilgilendirir. Açılar ise gezegensel etkiler arasındaki uyumu ya da uyumsuzluğu belirler. İşte hepsi bir araya geldiğinde bütünü görebiliriz. Bizim yaptığımız, bütün bu yıldız, gezegen ve semboller aynasını bir konuma getirmek, aynada okumak ve bunu şimdiki zamana uyarlayarak aktarmak.

Temmuz ayında gökyüzünün bize etkisi nasıl olacak?

Temmuz ayına girdik ve 3 Temmuz’da Oğlak burcunun 12. derecesinde dolunay var. Ayrıca Mars uzun zamandır ileri ve geri hareket ettiği Başak’tan çıkıp Terazi burcuna girecek. Kalp kırıklıklarının, aşk acılarının yaşanacağı bir döneme giriyoruz. İlk görüşte âşık olma halleri ve aynı hızla biten aşklar gündeme gelebilir. Bunun yanında algılarımızla sezgilerimiz şaşırtıcı boyutlarda güçlenecek. Aynı gün Ceres ile Neptün arasındaki kare açı duygusal acılardan ve yalnızlık hissinden dolayı kişileri kaçış yolu aramaya itebilir. Sevdiğimiz kişilere yönelik gerçeklerden uzak algılarla beklentilerin boşa çıkması hayal kırıklıkları ile aldanmalara neden olabilir.

Günleri inceleyip bize bazı ipuçları verebilir misiniz?

4 Temmuz’da Uranüs, Merkür ve Venüs’le olumlu göksel bağlar kuracak. Beklenmedik bir gezi programı bizi mutlu edebilir. Şayet konuşarak ya da yazarak kazanıyorsanız bu göksel enerjilerin ışığında son derece başarılı çalışmalar yapabilirsiniz.

14 Temmuz’da Yengeç Terazi aksının 23 derecesinde Güneş ile Satürn kare açı oluşturacaklar ve Merkür 8 Ağustos’a kadar gerilemeye başlayacak. Bu da yaşamımızda engellerle kısıtlamalara işaret eder. Bu bir ilişki olabilir ya da bir proje.SAYFA-BOLUMU

16 Temmuz’da mart ayından beri gerileyen Juno, Akrep burcunun 22 derecesinde önce durağanlaşacak, sonra yavaş yavaş ilerlemeye başlayacak. Birinci dereceden ortaklıklarda, bu iş ortağı da olabilir yaşam ortağı da, ani kararlar almamak gerekiyor çünkü aynı anda Güneş, Uranüs’e 135 dereceyle bağlı olacak.

17 Temmuz’da Mars, Jüpiter’e üçgen açı yaparken Mars, Plüton’a kare açı oluşturacak. Yeni yasalar ve yaptırımlar can sıkıcı olabilir.

18 Temmuz’da Mars Uranüs’le karşı karşıya geldiğinde bundan birkaç gün öncesinde ve sonrasında öfke patlamalarına şahit olabiliriz. İçsel kızgınlığımızı bastırabilmek için durup sakin olmayı becerebilmeliyiz.

19 Temmuz’da Yengeç burcunun 27 derecesinde yeniay doğacak. Ev ve aileyle ilgili temalar gündeme oturacak.

21 Temmuz’dan sonra maceraya atılma isteğimiz artabilir çünkü Jüpiter ile Uranüs 60 derecelik bir açı oluşturacaklar.

25 Temmuz’dan sonra Merkür’ün de geri gittiği bu zamanlarda eski problemlere yeni çözümler üretebiliriz. Çünkü Merkür Uranüs’le 120 derecelik bir bağ kuracak.

30 Temmuz’da Venüs ile Satürn arasındaki üçgen açı gelecek için planlar yapacak ilişkilere doğru çekilebileceğimizi ya da halen süren ilişkimizle alakalı geleceğe dair planlar yapacağımızı gösteriyor. Satürn işin içine girdiğinde sabır ve dayanıklılık söz konusudur. Duygularımızın kontrolü bizim elimizde olurken daha kararlı ve dürüst davranarak tutuğumuzu koparabiliriz.

Venüs’ün gerileyişi ya da örneğin, Jüpiter’in ilerleyişi ne gibi etkiler bırakıyor?

Geri gidişler aslında evrenin bize, dönüp arkamıza bakma fırsatı verdiği zamanlardır. Hep kötü dediğimiz bu gerilemelerde koşarken aniden taşa takılıp tökezliyor gibi hissedebiliriz. Mesela bir Venüs gerilemesinde aklımızın kaldığı eski bir aşkla yeniden karşılaşabilir ilişkinin bitmiş olduğuna şükredecek deneyimler yaşayabiliriz ya da tam tersi yeniden bir araya gelerek yarım kalmış bir aşkı devam ettirecek fırsatı yakalayabiliriz. Bir Mars gerilemesinde ise içimizde hapsettiğimiz enerjiyi aniden dışarı çıkarıp kendimizi gösterebiliriz.

Siz nasıl yaşıyorsunuz özel ilişkilerinizi? Arkadaş olsun, eş olsun horoskopuna göre değerlendiriyor musunuz insanları?

Ben uzun zamandır kendi horoskopuma bakmıyorum ki bir başkasının kim olduğuna karar vermek için bunu yapayım. İnsan ruhu gelişiyor ve zamanla değişiyor. Astrolojide en kötü şey bence horoskoplarda kişinin en zayıf yönlerini bulup ortaya çıkarmak ve onu kullanmaktır. Astrolojiye yeni başlayanların yaptığı en büyük hatadır bence. Oysa her harita, içinde hem iyiyi hem de kötüyü barındırır. Bu düalite insanı tamamlar. Kötü olan ise her zaman caziptir ve kullanılmaya açıktır.

Görüşmelerinizi ya da özel etkinlikleri de mi haritanıza bakmadan belirliyorsunuz?

Zaman zaman önemli olaylar öncesi transitlerime Güneş dönüşü haritama bakıyor kendimce önlemler almaya çalışıyorum. Geçen kış ellerimden ve kolumdan iki ameliyat oldum örneğin. Ancak hesapladığım ve istediğim tarihlerde ya doktorun zamanı bana uymadı ya da benim zamanım doktora. Bazen siz ne kadar isterseniz isteyin kadersel zamanın önüne geçemiyorsunuz. Ama bir gerçek var ki Ay’ın boşlukta olduğu zamanlarda aldığım yeni bir eşya mutlaka ya bozuldu ya da kayboldu. Başladığım işten de hayır gelmedi. Önemli görüşmelerim ertelendi. Yani işler Ay’ın boşlukta olduğu zamanlarda, sizin istediğiniz gibi gitmeyebilir. Eskiden dikkat etmezdim ama şimdi çok dikkat ediyor ve paylaşımlarımı okuyan dostlarımı da bu konuda bilgilendiriyorum.

Ay’ın boşlukta olması ne demek?

Ay bir burçtan diğerine bazen birkaç dakikada, bazen birkaç günde geçer. Ay’ın bir burçtan diğer bir burca geçerken, diğer gezegenlerle ilişki kuramaması “boşlukta kalma hali” olarak nitelendirilir. Bu zaman diliminde hiçbir şey yapmamak, hiçbir şeye başlamamak en iyisidir.

[Temmuz 2012’de Ay’ın boşlukta kaldığı zaman dilimlerini buradan öğrenebilirsiniz]

Çevrenizdekilere, yakınlarınıza hangi konularda yardımcı oluyorsunuz?

Doğum haritalarımız bize bu yaşamsal düzenimizde buraya ne yapmaya geldiğimiz hakkında ipuçları verir. Kendi kontrolümüz altındaki hünerlerimiz, yeteneklerimiz ve bu yaşamımız süresince bizi etkileyecek kozmik ve ruhsal güçler hakkında bilgi verir. İnsanlar artık o kadar bilinçlendiler ki evliliklerini göksel verile göre planlıyorlar. Evleneceği kişi ile uyumunu; iş ortağı ile geleceğini; gelecekte neler olabileceğini; bunların potansiyelini merak edenler oldukça çoğaldı. Ama bence en önemlisi kendinin gerçekte kim olduğunu merak edenler çoğaldı. İnsanlar astrolojiyi kehanet kitabı olarak görmeye eğilimli. Eşin seni aldatıyor, diyen bir astrolog yüzünden bir evliliğin bittiğine şahit oldum. Ne üzücü!

Bu anlamda insanlara ne öneriyorsunuz?

Unutulmamalıdır ki astroloji bir “potansiyeller ve yorum” sanatıdır. Her söylenen olacak gibi yaşanmamalı, yani bir kaza olacağı öngörüldüyse kişi kendini bir odaya kapatacak aşırılıklara kaçmamalıdır. Olabileceklere hazırlıklı olmak galiba en güzeli. Her insanın kendine ait özgür iradesi vardır. Yaşadığı her an ve yaptığı seçimler bulunduğu sosyal ortama ya da kutsal iradeye karşı olabilir ve istediği bir yolu seçebilir. Aslında işin aslı ve geleceğin güzelliğinin asıl anahtarı çevremizle, evrenle ve toplumla uyum içinde yaşamayı becerebilmekte.

Bugüne kadar sizden istenen en imkânsız şey neydi? Ya da size sorulan en zor soru?

Ağabeyine yapıldığını düşündüğü büyüyü bozmam için yalvaran biri benden en imkânsızı istemişti. En enteresan soru ise saatler süren bir seansın sonunda, “Aman be Arzu Hanım, boş ver sen geçmişi geleceği, ben bu adamla yatacak mıyım?” diyerek beni dumura uğratan biriydi.

Kendi planlarına göre astronot, babasına göre bilgisayar mühendisi olacaktı.
İkisinin de yakınından bile geçmedi.

Önce azıcık İspanyol Dili ve Edebiyatı okudu, sonra soluğu Mimar Sinan’da aldı, seramik okudu. O aralar yazmaktan ve okumaktan anladığı çıktı ortaya. Üniversiteyle birlikte çeşitli dergilere çeviri, derleme, editörlük derken önce Discovery Channel, ardından National Geographic dergisinde çalıştı. Sonra soluğu Marie Claire’de aldı. Orada da yazdı, çizdi, bol bol röportaj yaptı, sanat yönetmenliği ve moda editörlüğüne girişti.

Bugünlerde serbest gazetecilik yapıyor, bir internet portalını idare ediyor ve ucundan kıyısından sanat yönetmenliğine devam ediyor.

 

berin.yavuzlar@gmail.com

Yorum Yap