Bebeğin Hayatının İlk Saati

Nil Gün

 

 

 

baby-1531059_640

Nil Gün’ün bu yazısı Nisan 2017 Bebeğim ve Biz dergisinde yayınlanmıştır.

 

HAYATIN İLK SAATİ

Nil Gün

Anne- bebek arasında içgüdüsel sevgi bağı kurmak ile “çocuğunu sevmelisin” mesajıyla öğretilmiş/ görevsel bağ kurmak temelden farklıdır.

Bebek ve anne arasındaki içgüdüsel bağın oluşması için fiziksel ve duygusal ihtiyaçların doğumdan hemen sonra ilk bir saat içinde karşılanması çok çok çok önemlidir. Bunun için bebekle annenin ilk bir saat içinde hiç ayrılmaması, ten teması yaşaması, göz kontağı kurması ve bebeğin ilk memesini emmesi gerekir.  Yeni doğan bebek, doğumu izleyen bir saat içinde meme ucunu bulma ve emme yeteneğine de sahiptir.

 

Oysa bebek doğar doğmaz genellikle ne yapılır?  Hemen göbek kordonu kesilir, yıkanır, kurulanır, tartılır, giydirilir, topuğundan kan alınır, K vitamini iğnesi yapılır, gözüne damla damlatılır… Bazen başka işlemler de yapılır. Bebek anne kucağına verilmeden önce, tüm hayatını etkileyecek önemli dakikalar bu faaliyetlerde harcanır.

Peki, bu faaliyetler gerçekten acil midir?  Göbek kordonunun kesimi atış durana kadar, ya da plasenta ayrılana kadar,  tüm diğer işlemler ise bir saat bekleyemez mi?

Bağ Oluşumu İçin Kritik Zaman

Etoloji canlıların davranışlarını inceleyen bilim dalıdır. Özellikle canlıların doğal ortamındaki davranışlarını inceler. Etoloji, davranışcılık ve içgüdü psikolojisi için kullanılan bir terimdir. Etologlar hayvanların ve insanların davranışlarını gözlemler. İnsan bir memeli “hayvandır”. Her türlü memeli hayvanda anne ile bebek arasındaki sevgi bağının nasıl oluştuğu etologların ilgi alanıdır. Etologlar inceledikleri memeli türü ne olursa olsun, doğumun hemen sonrasındaki kısa ama bir daha asla yinelenmeyecek hayati önem taşıyan bir dönem olduğunu hep vurgulamışlardır. Bu dönem doğumdan hemen sonraki bir saattir.

 Bu ilk saat çocukta sevme yeteneğinin gelişiminin başlangıcıdır. Hem kendini sevebilme hem başkalarını sevebilme yetisinin başlangıcı olan bu çok önemli ilk saatin birçok dakikası, bazen de tümü ne yazık ki hiç de acil olmayan aktivitelerde harcanıyor. Çoğu kez anne ağrı kesicilerden dolayı uyuşmuş ve yorgun oluyor.

Sevgi Kokteyli ve Sevme Yetisi

Doğum sancıları ve doğum süreci esnasında hem anne hem bebek tarafından salgılanan hormon kokteyli doğumdan sonra bir saat boyunca etkisini sürdürür. Bu etkileşim anne ile bebek arasında ilk sevgi bağını oluşturur. Oksitosin ve prolaktin ağırlıklı bu hormon kokteyline sevgi kokteyli de diyebiliriz.

Bu dönemde anne ile bebek arasında ten temasının hiçbir şekilde bölünmemesi sevme yetisinin gelişim başlangıcı açısından çok önemlidir. Bebek- anne arasındaki yakın mesafe bakışma,  anlamlı iletişimin ilk adımıdır.

Etologlar insana çok yakın bir tür olan anne ve bebek maymunları yetişkinlik dönemine kadar izlemiş, doğum sonrasındaki ilk saatte anne ile bebek arasındaki teması bozmanın yavruların yetişkinlik hayatlarına yansıyan olumsuz etkilerini görebilmişlerdir.  Bu olumsuz etkilerden bazıları: cinsel davranışlarda sağlıksızlık, annelerde kendi yavrularına yönelik şefkat eksikliği, şiddet gösterileri,  sevgi gösterememek, empati yoksunluğu gibi ilişkilerde önemli olan şeylerden sadece birkaçıdır.

 

Bilim insanları bu bağla ilgili araştırmalarına devam ediyor. Anne- çocuk arasındaki bağın güçlü olması, çocuk için ileride yakın ilişkiler kurabilme yetisini geliştirmesi açısından model oluşturur, güven duygusunu besler ve özsaygısını geliştirir. Bebeğin fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması için verdiği sinyallerin anne tarafından algılanması çocuğun sosyal ve iletişim becerilerini geliştirmesine olanak tanır.

İnsan psikoloji alanının “şiddeti nasıl önleyebiliriz”den önce “sevme yeteneğini nasıl geliştirebiliriz”e yoğunlaşması önceliği olmalıdır.  Doğum ritüellerimizin gözden geçirilmesi ve doğaya uygun şekilde yapılmaya özen gösterilmesinin aciliyeti büyük.

Sevme yetisini kazanmak, anne bebek bağını geliştirmek elbette ilk saatle sınırlı değil, bu bir süreç. Özellikle hayatın ilk üç yılında çocuğun duygusal zeka gelişimine damgasını vuran derin bir süreç. Ama ilk saatin önemi sanıldığından çok daha büyük.

Sevgiyle hoşça olun.

nilgun

1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.
1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.
Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.
International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.
Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.
Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.
Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)
Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.
Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.
Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.
Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.

Yorum Yap