Bebeğin İlk İlişkisi: Anne

Nil Gün

Nil Gün’ün Nisan 2017 Bebeğim ve Biz dergisinde yayınlanan “Bebeğin Hayatının İlk saati” yazısını okumak için tıklayınız.

 

 

Nil Gün’ün bu yazısı Mayıs 2017 Bebeğim ve Biz dergisinde yayınlanmıştır.

Güven duygumuzun temelleri bebeklik döneminde atılıyor. Kendimize güven duymak… İlişkilerimizde güven duymak… Hayata güven duymak…
İnsan yavrusunun kendini güvende hissetmesi, özsaygısının gelişmesi, sosyal ve bilişsel becerilerinin gelişmesi, doğduğu andan itibaren anneyle olan bağının doğaya uygun başlamasıyla doğrudan bağlantılıdır.
Bu bağ, annenin bebeğine sevgi ve şefkat göstermesini sağlar. Bebeğin gece gündüz bitmeyen ihtiyaçlarını karşılamakta duyarlı olmasını sağlar. Anne – çocuk bağının oluşması uzun vadeli bakıma ihtiyaç duyan tüm memeli hayvan yavruları için gereklidir.
Hayvanlar âleminde bu bağın oluşmasının engellendiği annelerin yavrularına bakmadıklarını biliyor musunuz?
Bu bağın eksikliğinin etkisi yavrular için maalesef geçici değildir. Olumsuz etkileri hayatın ileri dönemlerinde ortaya çıkmaya devam eder. Fare ve sıçanlarda yapılan araştırmalarda, annelerinden bağı koparılan yavruların hayatları boyunca hem daha endişeli ve stres yüklü olduğu hem de yetişkinliklerinde öğrenme ve hafıza becerilerinin daha düşük olduğu görülüyor.
Yeni doğan maymun yavruları üzerinde yapılan araştırmalar da anne bebek bağının önemini bize gösteriyor. Bebek maymunların bir kısmı yumuşak materyalden yapılmış oyuncak anneler tarafından biberonla besleniyor. Bu yavrular büyüdüklerinde daha umutsuz ve hırçın davranışlar sergiliyor ve depresyona giriyor. Gerçek anneyle fiziksel temas ve iletişim kurarak büyüyen yavrular ise daha sosyal davranışlar sergiliyor. Bilim insanları, anne- çocuk bağının oluşmamasının, insan yavrularında da benzer sonuçlara yol açabileceğini düşünüyor. Elbette! Sonuçta biz de primat familyasına mensup bir türüz.
Bebeğin hayatının ilk saatlerinde, hormon banyosunda yıkanan anne ve bebek arasındaki bağın oluşmasının ilk basamağı, kordon kesilmeden önce başlayan ten/koku teması ve göz kontağı kurmakla oluyor. Bebeğin doğar doğmaz, kordon kesilmeden önce, annenin çıplak göğsüne yatırılması ve ilk memesini bu ten teması içinde emmesi önemlidir.
Acil bir işlem varsa bebek annenin kucağında, göbek bağı kesilmeden yapılamaz mı? Doğaya saygılı geleneksel kültürlerde kordon asla bir şeyle kesilmeden doğal olarak kuruması ve kopması beklenir. Plasenta temizlenerek bitkilere sarılır ve birkaç gün içinde göbek bağı kuruyarak kendiliğinden düşer. Kordonun geç kesilmesinin yararları zaten başlı başına ele alınması gereken önemli bir konudur.

Anne Sütü ve Anne- Bebek Bağı İlişkisi
Anne sütü, anne – bebek bağının oluşmasında önemli faktörlerden biri. Yale Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, meme veren annelerin, hazır mama ile besleyen annelere göre bebeklerinin ağlamalarına daha güçlü beyinsel tepki verdiklerini gösteriyor. Bebekler bir aylıkken yapılan araştırmada annelere, bebeklerinin ve başka bir bebeğin ağlama sesi dinletiliyor. Bütün annelerin beyni kendi bebeklerinin ağlama sesine diğer bebeğin ağlama sesine göre daha güçlü tepki veriyor ama meme veren annelerin beyin bölgelerinde çok daha güçlü aktivite olduğu görülüyor. Bu, beyin aktivitesi ile annelik davranışı arasındaki bağı gösteren ilk araştırma olması açısından önemli. Meme emzirmesinde daha yüksek miktarda oksitosin salgılanıyor. Bu da anne- bebek arasındaki duygusal bağın gelişmesine olanak sağlıyor.
Bu araştırmada psikolojik faktörler de göz ardı edilmiyor elbette. Araştırmayı yapan gelişim psikologları, meme emzirmeye karar veren annelerin bebekleriyle daha empatik bağ kurmaya eğilimli olduğu gerçeğini de hesaba katıyor.
Anne ile ten/koku teması yaşayan bebekler daha mutlu oluyor. Bebeğin beden ısısı, kalp atışı ve nefes alış verişi daha dengeli ve normal oluyor. Ayrıca doğumdan hemen sonraki ten teması annenin bakterilerinin aynısının bebeğin bedeninde kolonileşmesini de sağlıyor. Bu da daha güçlü bağışıklık sistemi demek.
Anne çocuk arasında gelişen güven bağı, ikisi arasındaki sözel olmayan duygusal ilişkinin temelini oluşturuyor. Hangi yaşta olursak olalım hepimizin en temel ihtiyacı ve en çok eksikliğini çektiğimiz şey kendimize ve çevremizdeki insanlara güven duyabilmek değil mi?
Sevgiyle hoşça olun.
Nil Gün

nilgun

1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.
1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.
Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.
International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.
Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.
Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.
Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)
Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.
Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.
Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.
Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.

Trackbacks/Pingbacks

  1. GEBELİK DOĞUMDAN SONRA DOKUZ AY DAHA SÜRER | Kuraldışı Eğitim & Danışmanlık - […] Gün’ün Mayıs 2017 Bebeğim ve Biz dergisinde yayınlanan “Bebeğin İlk İlişkisi: Anne” yazısını okumak için […]

Yorum Yap