Bi Doğa Rutkay Varmış

Berin Yavuzlar

Berin Yavuzlar Kuraldışı Dergi için sordu

 

“Aşkın acısı daha güzel” diyor Doğa Rutkay yüzünden hiç eksilmeyen gülümsemesiyle, “Seni yaşlandırmaz ama büyütür. İyi tarafından bakmalı.” Kendisi de söz konusu “büyüten” aşklardan nasibini alan Rutkay, şu sıralar Bi Oyun Varmış adlı iki kişilik tiyatro oyununda Uğur Uludağ ile komik bir dille kadın erkek ilişkisini sorguluyor. “Aşk, bir çeşit tanrıdır; ruhundan bize üflediğini hayal ettiğimiz ve tüm benliğimizle inandığımız. Evlilik ise ateizmden başka bir şey değildir” diyor oyunda. Hadi bakalım çıkın işin içinden.

Aşk dediğin… Cümleyi tamamlar mısınız?

Kovaladıkça kaçan ateşböceği…

Bi Oyun Varmış’ta aşk nasıl bir bakış açısıyla yer alıyor? Yazarı Uğur Uludağ aşkı nasıl yorumlamış?

Kendisinin de halen tam olarak bildiğinden emin değilim.

Karşı olduğunuz veya kadın gözüyle farklı yorumladığınız, dolayısıyla anlaşamadığınız bir nokta oldu mu?

Zaman zaman oluyor. Hoş, erkek olmasına rağmen kadın gözü yazarıdır. Kadınların tarafındadır hep. Bense aksine erkekleri daha çok koruyup kollarım. Hal böyle olunca alışverişimiz daha verimli daha heyecanlı oluyor…

Oyunda en sevdiğiniz veya arkasında durduğunuz repliğiniz hangisi?

”Bir, ‘canım’ demenin, şefkatle sarılmanın, kalça avuçlatmaktan daha büyük aşk olduğunu anladım seninle.”

Aşk söz konusu olduğunda erkekle kadının duruşları ne gibi farklılıklar gösteriyor?

Erkek kendinden geçer, tüm planlarını kadına göre yapar, nefes alıp verişi bile değişir, sevgisini kolay dile getirir, kadınlarsa daha düşüncelidir. Geç kaptırır kendini, kafasında bir evvelki aşkıyla kıyaslamalar yapar, aşk ortamına geç katılır yani…

Siz aşkı nasıl yaşarsınız? Hayatınızın neresinde konumlandırırsınız?

Sadakat, özveri ve neşeyle âşık olurum ben. Güven ve şefkat olmazsa olmazlarım… Kimsenin peşinde koşmak bende aşkın karşılığı değil. İncitmek, kabalık halleri ve duyarsızlık tahammül edemediklerim… Hele özgürlük alanlarım kısıtlanırsa beni ara ki bulasın bir daha.

Aşka dair size ilk kim, ne öğretti?

Kimse yardımcı olmadı maalesef. Kendim düştüm kendim gördüm. Yara bere içinde kalmışlığım olmuştur. Ama hâlâ yaralarımı en iyi bir ben sarabiliyorum…

Yirmi yaşındayken aşktan ne beklerdiniz, şimdi ne bekliyorsunuz?

Offf off… Bu nasıl bir değişim, nasıl bir hız? Bir sabah bir uyandım otuz yaşındayım. Her şey mi böyle değişiverir? Ağzımın tadı, müzik zevkim, seçtiğim renkler, arkadaş seçimlerim… Yirmili yaşlarda kalbinin, tutkunun, öfkenin götürdüğü her kalbe gidiyorsun aşk sanıp. Otuzdan sonra anlayış, donanım, şefkat ve dostluk arıyorsun. Hal böyle olunca muhteşem bir gezegene geçtim diyebilirim. Kırk olunca ne hale geleceğim merakla bekliyorum.

İlişkide tıkanmanıza sebep olan ve fakat ne yaparsanız yapın değiştiremediğiniz bir özelliğin var mı?

Elbette. Özgürlük alanıma kimse dokunamaz, işime gücüme kimse karışamaz, ailemle ilgili daima öncelik ve saygı gerekli.

Babanız Rutkay Aziz’le çok yakın olduğunuzu biliyorum. Onunla paylaşır mısınız aşkınızı ya da aşk acınızı? Yaklaşımı nasıl olur?

Paylaşmaz olur muyum? Hep en aklıma gelmeyen yorumları o yapar. Tahmin edemediğim seçenekler çıkarır karşıma.

Dinlersiniz o zaman babanızı…

Dinlememek zaman kaybı olur.

Peki oyunda evlilik için ateizm benzetmesi yapılmış. Evlenince ne oluyor?

Bu soruyu Uğur’a sormak lazım. On yıllık evlidir kendisi. Bir bildiği vardır herhalde. Henüz tecrübe etmediğim bir mevzu malum.

Aşk ve evlilik gerçekten de iki farklı olgu olarak görülmeli mi?

Ben zırıl zırıl âşık kalmak isterim. Evli ya da bekâr fark etmez. Geçip gitmesin uzun vadeli kalsın yeter…

Sizin evlilik algınız nasıl? Boşanmış bir anne babanın çocuğu olmak bu konuya farklı açılardan bakmanıza sebep oluyor mu?

Medeni bir ayrılık yaşamış bir çocuk olarak anne babama sonsuz teşekkür ederim. Beni hiç incitmediler; kötü hatıralarım, çıkmayan izlerim yok. Ama dürüst olmak gerekirse de hiçbir zaman evliliğe sıcak bakmadım, hayalini kurmadım.

Oyunda gelinlik giydiniz ilk kez ve sizin evlenmeniz üzerine konuşmalar geçiyor. Evlenmek isteyeceğiniz biri çıktı mı hiç karşına?

Hayır. Çıkmış olsaydı mutlaka anlardım, hissederdim. Kadınlar bunu hissedermiş, annem hep öyle söyler.

İnsan bazen sırf evlenmiş olmak için evlenir. Bu konu hakkında bir fikriniz var mı?

O kadınlardan değilim ben. Hiçbir günümü hissetmediğim bir an için kaybetmedim. “Yapmış olmak için yapmak” fiilini spor salonunda geçirdiğim zamanlar için kullanabilirim ancak.

Geçenlerde; “Hata yapmaktansa yalnız olmayı tercih ediyorum” demişsiniz. Çok acı çekmiş bir kadın mı konuşuyor burada yoksa mantığı hep ağır basan bir kadın mı?

Hata yapmayı sevmeyen bir kadın olarak… Hayatınıza kabul ettiğiniz insanlar sizin kaliteli yaşamanıza ya yardımcı olur ya da hayatınızı ıskalatır size. Hayatımın her saniyesi kıymetli ve olağanüstü kişilerle dolu. Dolayısıyla sonradan pişmanlık duymamak için adımlarıma dikkatli bakıyorum. Birinin ellerinden tutacaksam buna değmeli, değil mi?

Kendi planlarına göre astronot, babasına göre bilgisayar mühendisi olacaktı.
İkisinin de yakınından bile geçmedi.

Önce azıcık İspanyol Dili ve Edebiyatı okudu, sonra soluğu Mimar Sinan’da aldı, seramik okudu. O aralar yazmaktan ve okumaktan anladığı çıktı ortaya. Üniversiteyle birlikte çeşitli dergilere çeviri, derleme, editörlük derken önce Discovery Channel, ardından National Geographic dergisinde çalıştı. Sonra soluğu Marie Claire’de aldı. Orada da yazdı, çizdi, bol bol röportaj yaptı, sanat yönetmenliği ve moda editörlüğüne girişti.

Bugünlerde serbest gazetecilik yapıyor, bir internet portalını idare ediyor ve ucundan kıyısından sanat yönetmenliğine devam ediyor.

 

berin.yavuzlar@gmail.com

Yorum Yap