Bitkisel Yağ Atıkları

Dr. Volkan Demir

Yaşamımız boyunca günlük hayatımızı devam ettirebilmemiz ve yaşam kalitemizi arttırmak için pek çok ürün kullanırız. İlk çağlardan bu yana beslenme ile ilgili alışkanlıklarımız konusunda da kullandığımız ürünler gelişim göstermiştir. Kimisi olumlu yönde gelişim gösterirken çoğunluğu, şu an olduğu gibi sağlığımızı ve çevreyi olumsuz etkileyecek şekilde değişim göstermiştir. Soframızdaki tercihlerimiz, yaşadığımız coğrafyaya ve kültürel alışkanlıklarımıza göre hayli değişiklik gösterse de bitkisel yağlar olmazsa olmazlarımızdandır. Bu ayki yazımızın konusu, son dönemlerde atıklarının çevreye olumsuz etkileri sıklıkla belirtilen bitkisel yağlar.

Bitkisel yağlar günlük yaşantımızda sıkça kullandığımız, ayçiçeği, zeytin, mısır, pamuk, soya, kanola, ve fındık gibi yağlı bitki tohumlarından elde edilen yağların genel tanımıdır. Yemek tüketimi başta olmak üzere yem, boya ve sabun sanayiinde kullanılan bitkisel yağlar için ülkemizin yıllık tüketimi 2 milyon tona yakındır. Bunun yaklaşık 1 milyon tonu likit, 700 bin tonu margarin, 300 bin tonu da yem, boya ve sabun sanayiinde kullanılmaktadır. Bitkisel yağ üretiminde en büyük payı yaklaşık %70’lik pay ile ayçiçeği yağı almaktadır. Bitkisel yağ üretimimizin yaklaşık 600 bin tonu yerli kaynaklardan temin edilmekte, yaklaşık 1,4 milyon ton olan bitkisel yağ açığımız yurtdışı ithalatları ile giderilmektedir. Bu anlamda doğaya zarar veren atıklara dönüşen sıvı yağların tasarruflu kullanımı ülkemiz ekonomisi için de önemlidir.

Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği kapsamında, bitkisel ham yağ rafine sanayinden çıkan soap-stock, tank dibi tortu ve yağlı topraklar, kullanılmış kızartmalık yağlar, çeşitli tesislerin yağ tutucularından çıkan yağlar ve kullanım süresi geçmiş olan bitkisel yağlar, bitkisel atık yağ olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde bitkisel yağ kullanımı sonrasında oluşan atık miktarı yıllık yaklaşık 500 bin tondur. Atık yağlar, çevreyi kirletip bulunduğu ortamda yaşayan canlılara zarar veren ekotoksik yapıya sahiptir. Yapılan araştırmalarda atık su kirliliğinin %25’ini kullanılmış bitkisel ve hayvansal yağların oluşturduğu görülmüştür. Arıtılmayan atık suların içindeki bitkisel ve hayvansal atık yağlar, denizlere, göllere ve akarsulara ulaştığında suyun kirlenmesi ve sudaki oksijenin azalması sonucu, başta balıklar olmak üzere ortamdaki diğer canlılar üzerinde büyük tahribata yol açmaktadır. Ayrıca atık bitkisel yağlar, özgül ağırlıkları nedeniyle su yüzeyini bir film tabakası gibi kaplamakta ve oksijen transferini önleyerek su altı canlı varlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Kullanılmış yağlar lavaboya döküldüğü zaman dren sistemine sıvanmakta, kanalizasyon borusu iç cidarında diğer atıkların yapışmasına ve zamanla borunun daralmasına neden olmaktadır. Bu şekilde tıkanıklıklara ve taşmalara neden olarak kanalizasyon sistemine ve arıtılması gereken atık yükünü arttırarak atık su arıtma tesislerine zarar vermekte, bakım ve işletme maliyetini arttırmaktadır. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre lavaboya dökülen atık yağlar, kanalizasyon sistemlerinin % 40 oranında tıkanmasına neden olmaktadır.

Dünyada 20 milyon ton civarında bitkisel ve hayvansal yağ kızartma amaçlı kullanılmaktadır. Bu miktarın büyük bir kısmı, endüstriyel işletmelerde tüketildiği halde, yağların kullanımdan çekilmesi ve geri dönüşümünün sağlanması çok kolay olmamaktadır. Çünkü hem ham halde hem de atık olarak yağ, ekonomik bir değere sahiptir ve piyasada yasal ve yasal olmayan yollardan değerlendirilme imkânı bulabilmektedir. Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğine göre bitkisel atık yağların geri kazanımı, bitkisel atık yağların Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan çevre lisansı almış geri kazanım tesisleri tarafından toplanarak endüstride kullanılacak yarı mamul (külçe sabun, stearin, kimya sanayinde kullanılacak hammadde ve benzeri) ve ürün (sabun, biyodizel ve benzeri) elde edilmesi işlemleri olarak tanımlanmaktadır.

Bitkisel yağlar doğru işlenmediği zaman sağlığımıza da olumsuz etkileri olabilecek yağlardır. Sağlığımız için mümkün olduğunca az işlem görmüş zeytinyağlarını kullanmalıyız. Bunların dışında özellikle kızartmada kullanılan bitkisel yağların kanserojen etkilerinin olduğu yapılan çalışmalar ile tespit edilmiştir. Bireysel olarak zeytinyağı hariç bitkisel yağ tüketimimizi olabildiğince azaltmak hem sağlığımız hem de ülke ekonomimiz için fayda sağlayacaktır. Kullandığımız yağları yeniden değerlendirilmesi için biriktirip muhtarlıklar veya gönüllü evlerinde bulunan toplama ünitelerine götürebilirsiniz. Bu konuda muhtarlıklarınız ile iletişime geçtiğiniz taktirde size yardımcı olacaklardır.

Doğa, hepimizin yaşam kaynağıdır. Tasarrufa önem vererek doğa üzerindeki olumsuz etkileri azaltmamız hem gelecek nesiller hem de bu güzel evrende beraber yaşadığımız diğer canlıların yaşamı için çok önemlidir. Dilerim atık yağlarınızı lavaboya boşaltmaktan vazgeçersiniz.

Kaynak:

T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü, Bitkisel Atık Yağların Yönetimi Kılavuzu

Ankara doğumlu, İlköğrenimini Ankara, ortaöğrenimini Balıkesir’de tamamlayarak İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladı. Deniz koruma, Denizel ekosistem, Deniz kirliliği, Özel Çevre Koruma Bölgeleri konularında çalışmalar ve araştırmalar yaptı. Türkiye’nin tüm denizlerinde ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalara katıldı. Halen aynı kurumda çalışmaya devam etmektedir. Bilimsel ve sportif çalışmalarının yanı sıra Çevre Koruma, Deniz Kazaları, Denizde Arama Kurtarma ve Deniz temalı sosyal çalışmalar gerçekleştiren kurumlara danışmanlık yapmakta, yine bu kurumlar için çeşitli seminer ve sunumlar gerçekleştirmektedir.

Yorum Yap