Esas Kız Olmak Ya Da Olmamak… Hande Kazanova

Berin Yavuzlar

Berin Yavuzlar Kuraldışı Dergi için konuştu

Aynı anda iki tiyatro oyunu ve dizide oynuyor, televizyonda program sunuyor, bir gazete içinse astroloji köşesi hazırlıyor. Hande Kazanova’nın sıfatları saymakla bitmiyor ama o mütevazılığından ve nezaketinden hiçbir şey kaybetmiyor.

“Ben istemediğim müddetçe kimse bana zarar veremez” düşüncesiyle, ruhunu, içinde bulunduğu camianın keşmekeşinden koruduğunu söyleyen Kazanova’yla oyunculuğu, esas kız olmayı ve güzelliğin önemini konuştuk.

Oyunculuk sizin için bir ne yolu?

Kesinlikle kendini bulma ve ifade etme yolu…

Başka hayatları canlandırmak insana neler katıyor?

İnsan doğası hakkında daha çok bilgi sahibi olmana yarıyor. Dünyada bin bir çeşit insan var ve hiçbiri diğerine benzemez. Senin gözlemlediğin dünyadan ürettiğin çeşitlilikle bambaşka bir dünyanın içinde buluveriyorsun kendini. Artık kendin gibi değil, oynadığın karakterin gözünden algılıyorsun hayatı ve ona göre tepkiler veriyorsun.

Aşkına Eşkıya dizisinde başkasının hırsı ve aşkı yüzünden çocuğunu çok erken yaşta kaybeden bir anneyi canlandırdığımda durumun ne kadar acı ve dayanılamaz olduğunu hayretle fark etmiştim. Zaten dizide kadın daha fazla bu yükü kaldıramayıp deliriyor ve kendine başka bir kimlik yaratıyordu. İnsanların nasıl delirdiğine veya akıllarını kaybettiklerine şaşırmamak gerek. Her an her şey olabilir. Bu oynadığım dizideki karakterin sonucunda geldiğim nokta. Yine Kurtlar Vadisi’nden örnek verecek olursak, orada canlandırdığım Canan karakteri evli olan sevgilisinin tecavüzüne uğruyordu. Düşünsenize en güvendiğiniz, her şeyinizi paylaştığınız insanın psikopat çıktığını! Çok büyük bir travma… O son noktada aynayı kırma sahnesini düşündüğümde hâlâ tüylerim diken diken olur.

Oyunculukta son nokta nedir?

Oyunculukta son nokta ancak ölümdür. Ölmeden kimsenin bu aşkı bırakabileceğini sanmıyorum.

Bir oyuncunun ilerlemesi neye bağlı?

Ne işle uğraşırsanız uğraşın her şey sizin kendinizi nerede gördüğünüzden ve nerede göreceğinizi planlamadan geçer. Bir oyuncunun ilerlemesi kesinlikle kendi içsel gelişimine, dünyaya bakış açısının ilerlemesine ve bildiği cevapların artık onu tatmin etmemesine bağlıdır.

Bu anlamda kendinizi nerede görüyorsunuz?

Daha kendimi her şeyin en başında görüyorum. Yaklaşık on beş yıldır oyunculuk yapıyorum ama henüz her şey çok yeni ve daha yapılacak birçok şey var. Dizi sektöründe çok iyi ve kaliteli dizilerde oynadım ama gönlüm çok iyi bir sinema projesinden yana.

Bir kadın oyuncunun ilerlemek adına daha fazla mücadele vermesi gerekiyor mu?

Bence bu kadın oyuncudan kadın oyuncuya değişir.

“Esas kız” olmakta güzellik ne derece önemli?

Bence televizyonda güzellik kesinlikle çok önemli. Ekran önünde olan insanların görsel olarak çok güzel olmasa bile bir farklılığı, çekiciliği ve cazibesi olmalı. Esas kız ve oğlan olayına gelince genelde bir aşk hikâyesiyle karşı karşıya olduğumuzdan ülkemizde maalesef oyunculuk ikinci planda kalıyor. Sinemada ise böyle olduğunu sanmıyorum, olsa bile daha az olduğunu düşünüyorum.

Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit’lerin dönemiyle bugün arasında esas kızlar arasında fark var mı?

Muhakkak vardır. Her dönem birbirinden daha farklı. Bir kere o yıllarla bu yılların arasında prodüksiyon olarak çok büyük bir fark var. Eskiden cep telefonu olmadığından sahneleri çekmek için haftalar öncesinden planlar yapılır ve ne olursa olsun vazgeçmezlermiş. Düşünsenize hastasınız ve gitmek zorundasınız çünkü bütün ekip haftalar öncesinden bugünü bekliyor. Bir de eskiden senaryo hep aynı hikâyeler üzerinden dönerken artık günümüzde daha fazla çeşitlilik söz konusu. Çok olmasa bile daha Avrupa ve Amerika standartlarına yakın çalışıyor. Genç kızlarımız da artık kendilerine daha fazla önem vermeye başladılar. Bir de Türkan Şoray ve Hülya Koçyiğit dönemlerinde hep aynı yaş diliminde esas kadınlar vardı. Oysa artık her yaştan esas kız olabiliyor.

Kimler oyuncu olamaz?

Yetenek ve öz disipline sahip olamayanlar oyuncu olamaz.

Seneler önce bu işe ilk başladığınız zaman oyunculuğa bakışınız ile bugünkü farklılık gösteriyor mu? O zamanki hayallerle bugünküler uyuşuyor mu?

Kesinlikle… Ben her zaman oyunculukta kendimi yetersiz görürüm ve hep daha iyisi için uğraşmaya çalışırım. Daha o zamanlarda oyunculuk “mış” gibi mi yapmak, yoksa “olmak” mı tartışmaları vardı. Günümüzde hâlâ var. Oyunculuk tartışmaları hiç bitmez. Oyunculuk çok yüksek dozda bir tutkudur bence. Bugünkü hayallerimle o zamanki hayallerim arasında çok büyük fark var.

Tiyatro mu televizyon mu?

Tabii ki tiyatro! Vücudunuzun her santimetrekaresi oynuyor, sesinizle, nefesinizle, duruşunuzla, canlı performansınızla tekrarı olmadan bir bütünlük içinde yapılan harika bir şey tiyatro.

“Dizi oyunculuğu” diye bir ayrım var mı sizce?

Ben ister dizi, ister film, ister tiyatro olsun oyunculuğun oyunculuk olduğunu düşünüyorum. Dizi oyunculuğu terimi belki de bu işe yıllarını vermiş sanatçıları, bu işi şöhret basamağı olarak gören zihniyetten ayıklamak için çıkmış olabilir diye düşünüyorum. Yoksa orada da harcanan emek ve zaman, televizyonda da harcanan emek ve zaman. Sadece televizyonda hızlı tüketim var ama sırf hızlı tüketim var diye de oyuncu olarak oyunculuğumuzdan kaytarmamamız gerekiyor bence.

Bir süre televizyon dizilerinde rol almayınca izleyiciler ve belki de yapımcılar otomatikman unutuyor o oyuncuyu. Bu size de adaletsiz gelmiyor mu? Dünyada bu işler nasıl yürüyor?

Bence tüm dünyada bu böyle. Adaletsiz tabii ki ama hayat adaletsiz zaten. Dünyada çok önemli bir piyasa var aradaki tek fark; orada daha fazla film çekiliyor ve buna daha fazla para, zaman ve emek harcanıyor olması. O yüzden orada bir oyuncu bir film çektiğinde, diğer proje gelene kadar hayatını çok rahat geçindirebiliyor ama Türkiye’de sürünmek işin tam karşılığı.

Star kelimesi size ne ifade ediyor?

Star bana göre yetenekli olduğu alanda enerjisini yüzde yüze yakın kullanabilen insandır. Kullandığı enerjiyi kitlelere geçirebilen, yeteneğini icra ederken, doğru stratejiyle doğru planlama yapabilen, pazarlama yöntemiyle istediği noktalara ulaşabilen kişi star tanımına uyar.

Star olarak gördüğünüz isimler var mı?

Türkiye’de bu tanıma uyan isim Sezen Aksu’dur bence.

Ünlü olmak önemli bir şey mi? Ya da ünlü olmak bir şeylerin kriteri mi?

Ünlü olmak bu işin önemli bir parçası. Göz önünde ve herkesi etkileyecek bir iş yapıyorsunuz ve sonucunda siz isteyin ya da istemeyin ünlü oluveriyorsunuz.

Bir oyuncunun -kendi adına- yapacağı en büyük hata ne olabilir?

Kendi işine saygı göstermemesi, kendini sevmemesi ve kibir bu işte yapılacak en büyük hatadır.

Siz bu sürekli mücadele gerektiren ve pek herkese güvenilmeyen camiada ruhunuzu nasıl koruyorsunuz?

İnsanın kendinden başka dostu ve düşmanı olmaz diye düşünüyorum. Ben istemediğim müddetçe kimse bana zarar veremez. Bunu bildiğim için bu camiadan korkum yok. Ruhumu ise sadece sevgiyle, saygıyla ve iyi niyetle besliyorum.

Kendi planlarına göre astronot, babasına göre bilgisayar mühendisi olacaktı.
İkisinin de yakınından bile geçmedi.

Önce azıcık İspanyol Dili ve Edebiyatı okudu, sonra soluğu Mimar Sinan’da aldı, seramik okudu. O aralar yazmaktan ve okumaktan anladığı çıktı ortaya. Üniversiteyle birlikte çeşitli dergilere çeviri, derleme, editörlük derken önce Discovery Channel, ardından National Geographic dergisinde çalıştı. Sonra soluğu Marie Claire’de aldı. Orada da yazdı, çizdi, bol bol röportaj yaptı, sanat yönetmenliği ve moda editörlüğüne girişti.

Bugünlerde serbest gazetecilik yapıyor, bir internet portalını idare ediyor ve ucundan kıyısından sanat yönetmenliğine devam ediyor.

 

berin.yavuzlar@gmail.com

1 Yorum

Yorum Yap