Hava Kirliliği

Dr. Volkan Demir

hava-kirliligi-i

Troposfer, gezegenimizi saran ve değişken yoğunluktaki gaz katmanlarından oluşan atmosferin yer seviyesine en yakın ve en ince katmanıdır. Tüm canlılar için gereken havanın bulunduğu 7-17 km yüksekliğindeki troposfer, yaşamamız için hayati öneme sahip havayı barındırarak canlılığın sürekliliğini sağlıyor. Doğduğu andan ölümüne kadar sürekli nefes alması gereken insanın bu hayati öneme sahip katmana etkileri ne yazık ki onun bize verdiği güzelliklerin çok ötesinde.

Hava kirliliği, atmosferdeki belirli kirleticilerin insan sağlığını, çevreyi ve kültürel mirasımızı (binalar, anıtlar ve malzemeler) olumsuz etkileyecek seviyede olması diye tanımlanmaktadır. Mevzuat bağlamında, yalnızca insan kaynaklı kirlilik dikkate alınmakla birlikte, kirlilik, başka bağlamlarda daha kapsamlı bir şekilde de tanımlanabilir. Troposfer hava kirliliğinin en fazla görüldüğü katmandır. Atmosferin diğer katmanları gibi dinamik olduğundan, yoğunluk ve kimyasal bileşimleri farklılık gösterir. Sürekli hareket halindeki hava, rüzgarlar ile tohum, bakteri, virüs ve diğer küçük partikülleri farklı yerlere taşımaktadır. Kirliliğin yayılımı da genelde bu şekilde gerçekleşmektedir.

Hava kirliliğine karşı son yıllarda alınan önlemlere rağmen özellikle partikül madde ve ozondan kaynaklanan kirlilik halen ciddi sağlık riskleri oluşturmaktadır. İnsanların yaşam kalitesini etkileyen ve ortalama yaşam süresini azaltan hava kirliliği her geçen gün etkisini arttırmakta, yaşam alanımızı kısıtlamaktadır.

Partikül madde insan sağlığına en zararlı kirleticilerden biridir. Havadaki partikülleri çoğu zaman o kadar küçüktürler ki akciğerlerimizin en ücra köşelerine inmekle kalmaz, oksijen gibi kana da karışırlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) raporuna göre ince partikül kirliliğinin önümüzdeki yıllarda daha da artacağı ve bununla birlikte sağlık sorunlarında ciddi oranda artış olabileceği belirtilmektedir. İnce partiküllere uzun süre maruz kalmak ateroskleroz, istenmeyen doğum sonuçları ve çocuk solunum hastalıklarını tetikleyebilmektedir. Kimyasal bileşenlerine bağlı olarak partiküller gezegeni ısıtarak veya soğutarak küresel iklimi de etkileyebilmektedir.

Hava kirliliği herkesi etkilemesi ile birlikte daha yoğun nüfus dağılımı nedeni ile şehirleşmenin olduğu bölgelerde daha fazla insan hava kirliliğine maruz kalmaktadır. Hava kirliliğinin doğrudan veya dolaylı etkilerinin tam boyutunu ölçmek kolay değildir ancak genel rakamlar ve sonuçlar, çeşitli kurumların yapmış olduğu araştırmalar ile açığa çıkmaktadır. Avrupa Komisyonu tarafından da desteklenen Aphekom projesine göre, Avrupa’daki hava kirliliği, bir kişinin tahmini yaşam süresinde yaklaşık 8,6 aylık bir azalmaya neden olmaktadır.

İster kapalı mekanlarda ister açık havada olalım, sürekli nefes alıyor ve hava kirliliğine maruz kalıyoruz. Ne yazık ki tam anlamı ile temiz hava alabileceğimiz hiçbir yer yok. Eğer sorumsuzca kaynaklarımızı kullanıp, doğanın kendini onarmasına izin vermeden olumsuz etkilerin oluşmasına izin verirsek yaşam kaynağı havamızın kalitesi ölümcül boyutlara ulaşacaktır. Tüm insanların tasarruf ve bilinçli bireyler olmak konusunda acele etmesi ve etrafımızdaki bu muhteşem doğaya az çok demeden fayda sağlaması gerekmektedir.

Dr. Volkan Demir

Ankara doğumlu, İlköğrenimini Ankara, ortaöğrenimini Balıkesir’de tamamlayarak İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladı. Deniz koruma, Denizel ekosistem, Deniz kirliliği, Özel Çevre Koruma Bölgeleri konularında çalışmalar ve araştırmalar yaptı. Türkiye’nin tüm denizlerinde ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalara katıldı. Halen aynı kurumda çalışmaya devam etmektedir. Bilimsel ve sportif çalışmalarının yanı sıra Çevre Koruma, Deniz Kazaları, Denizde Arama Kurtarma ve Deniz temalı sosyal çalışmalar gerçekleştiren kurumlara danışmanlık yapmakta, yine bu kurumlar için çeşitli seminer ve sunumlar gerçekleştirmektedir.

Yorum Yap