İnsan Tohumu

Nil Gün

insan-tohumu-i

Sorgulamak yerine biat eden bir zihin, “Oh, iyi ki ölmüşler. Ne işleri vardı orada yılbaşı kutlamasında” diyebilecek kadar gaddar, taş bir yürek, “öl ve öldür” düsturunu benimsemiş, yaşamı değil ölümü yüceleştiren ve kutsallaştıran ölümsever bir kişi, “insan” değildir.

Birisini İNSAN olarak tanımlamak için o kişinin Homo sapiens türüne mensup iki ayaklı bir canlı olması yetmiyor.

Homo sapiens türü 200 bin yıldır var. Bu, evrensel saat açısından saniyelerle tanımlanan çok kısa bir zaman. Bu kadarcık kısa bir zaman dilimi içinde hem kendisini hem diğer türleri hızla yok ediyor bu tür. Homo sapiens türü, bilinen yazılı tarihi boyunca sadece yetmiş yıl hiç savaşmamış. Yani dünyanın herhangi bir yerinde bu türün üyeleri arasındaki savaşın olmadığı günlerin toplamı topu topu yetmiş yıl. Görüldüğü gibi hem barışçı değil hem de açgözlü bir tür Homo sapiens. Zaten sorun açların doymamasında değil, tokların bir türlü doymak bilmemesindedir. Tüm bu şiddetin kaynağı tokların sınır tanımayan  açgözlülüğü.  Ama her Homo sapiens, içinde aynı zamanda İNSAN denilen gelişmiş bir versiyonun tohumunu da içinde taşıyor.

Her Homo sapiens yavrusu duygusal zihinsel ve ruhsal boyutta sağlıklı beslenir, teşvik edilir ve büyütülürse İNSAN olabilmek potansiyeline sahiptir.

Homo sapiens olarak doğan çocuğun “insan” olmayı öğrenme süreci önce ailede başlıyor. Hayatının ilk 6 yılında temeli atılıyor. Sonra okulda ve toplumda uygulama pratiği devam ediyor; ömür boyu… Eğitim şart! İnsan olmayı öğrenmenin önkoşulu demokratik bir anlayıştır. Demokrasinin beşiği ailedir.

İnsanın özelliği sorgulayan ve sürekli öğrenmeyi seven bir zihne, merhamet ve empati hissedebilen bir yüreğe, “yaşa ve yaşat” düsturuna sahip bir yaşam tarzına sahip olmasıdır. İnsan-laşan Homo sapiens doğal olarak yaşamseverdir.

Homo sapiens’i yöneten duygu mayası korkudur.

İnsanı yöneten duygu mayası sevgidir.

Ailede ve okulda çocuklarımızın içindeki hangi tohumun gelişmesini destekliyoruz? Yaşamseverliği mi, ölümseverliği mi?  Çocuklarımızın yaşamseverliğini yani insan-lığını geliştirmek için öncelikle bizim bu düsturu edinmemiz gerekiyor. Biz ne kadar İNSAN-ız?

İnsanlık ölmüş deniyor. İnsanlığın ölmesi için önce doğmuş olması gerekiyor. Bir Homo sapiens’in içinde insanlık bir kez doğmuşsa ASLA  ölmez… Yaşar ve yaşatır… İNSAN’A GÜVEN.  İnsanlık nehrinin yavaş aksa da daima ileriye doğru akacağına da!

Sevgiyle ve geleceğe güvenle hoşça olun.

Nil Gün

nilgun

1952 yılında doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda okudu.
1972 yılında gittiği Amerika’nın Kaliforniya eyaletinde on dört yıl sürekli, on iki yıl da aralıklarla yaşadı. Kaliforniya’da alternatif sağlık, alternatif eğitim, insan potansiyeli ve hümanistik psikoloji alanlarında eğitim gördü.
Zihin Bilimi, Hipnoterapi, Reiki, Rebirthing, NLP ve kinesiyoloji eğitimleri aldı. California Jaycee’s organizasyonunda uzun yıllar bireysel gelişim alanında hizmet verdi. Sorunlu çocukların gittiği okullarda gönüllü çalıştı.
International Council for Self-Esteem Türkiye temsilcisidir.
Türkiye’de ilk kez 1993 yılında hipnoterapi yöntemiyle ağrısız ve ilaçsız, suda doğum yaptırdı.
Basın dünyasında birçok dergide ve Güneş gazetesinde araştırmacı gazeteci ve köşe yazarı olarak çalıştı. Dört yıl Bilar ve Bilsak’ta haftalık konferanslar verdi. Değişik radyolarda (Enerji FM, Show Radyo, Best FM ve Radyo TRT1) Kuraldışı ve Ötesi adlı psikoloji ve bireysel gelişim eksenli programlar hazırlayıp sundu. TGRT’de hafta içi her gün, Nil Gün ile Yeni Bir Gün adıyla bir sohbet programı yaptı. Radikal gazetesinde psikoloji ağırlıklı dizi yazıları yayımlandı.
Cine-5 kanalında Çekim Yasası programını hazırlayıp sundu. (2007)
Amerika’da 1981, Türkiye’de 1989 yılından beri, bireysel ve kurumsal workshop çalışmaları yapıyor.
Bireysel gelişim kavramının Türkiye’ye girmesinde ve birçok yayınevine yaptığı danışmanlıkla bu alandaki yayınların tanınmasında öncü oldu. Ayrıca uzun yıllardır ideali olan, okullara Özsaygı (Self-Esteem) derslerinin girmesi için ilk adımı attı ve özel bir okulda Özsaygı dersleri vermeye başladı.
Çok sayıda kitabı, çevirisi; hipnomeditasyon, zihin programlaması, motivasyon ve çocuk eğitimi CD’si vardır. Ayrıca Bütünsel Kinesiyoloji alanında yaptığı çalışmaları içeren, Bedenin Bilgeliği adında kapsamlı bir DVD çıkarttı.
Öncelikli hedefi, Bütünsel Kinesiyoloji (PiKi) eğitmenleri ve danışmanlar yetiştirerek eğitim, sağlık ve iş hayatı alanlarında topluma yararlı olmaktır.

1 Yorum

  1. 10 yılönce çekim yasası kitabıyla sizi tanımamdan bu yana kitaplarınız ve makaleleriniz,videolarınız eş zamanlı olarak ilaç gibi dönem dönem yetişiyor,aynı frekansta titreşmek bu olsa gerek…insan tohumu dememiştim de,insan olma yolunda insansıyız insan potansiyeline sahip olan,ne çetin bir yolderken,facebook duvarımda tek bir savaş var korku oda korku ile sevginin savaşı derken insan tohumu önüme çıktı… Sizi sevgiyle kucaklıyorum diyeyim,gerisini sözsüzce gönül gönüle anlatsın… <3

Yorum Yap