Bireysel Gelişim/Kişisel Gelişim

Pinyata Meditasyonu

“Tamam, Saim; kapattım gözlerimi işte. Arkama yaslanmadım bu sefer, uykuya dalamayayım diye. Bu sefer, sen ne söylersen söyle ben bir pinyata hayal edeceğim.” Tavanda asılı, ışıl ışıl. Gazinolardaki yuvarlak, kendi kendine dönen, aynalı tepe lambalarına benziyor. Yaş günü çocuklarının heyecanı ve içinden neler çıkacak merakıyla elimdeki kristal çekiçle var gücümle vuruyorum ona. Tek seferde tuz-buz […]

Sevgili Annem

Bu aralar fiziksel olarak pek karşılaşamasak da duygusal âlemde beraberlikler yaşıyoruz seninle; sen farkında olsan da, olmasan da. Bu aralar seni sürekli PiKi’liyorum ne hikmetse. Duygusal İnanç Kalıplarımız, başka bir değişle Şema’larımızın çakışması ve meydan muharebeleri var gündemde. Senin maddi manevi istismarların, benim sana kendimi feda edişlerim hoplatıyor sinirlerimi gergin bir trambolin misali. Derinlere, her […]

Sonbaharın Eşiğinde

Gökyüzünün yoğunluğu, kolektif olarak enerjilerin yükselmesi ve bir şekilde sizin de sürece dâhil olmanız, yazdan çıkıp, bulutların arasından sonbahara giriş… Biliyorum fazlasıyla hızlı, bir o kadar da yoğun… 2014’ün sonuna iyice yaklaşmışken, aslında bulutların dağılmaya başladığını, yağan yağmurlarla size ağır gelen her şeyin akıp gittiğinin farkındasınız. Ekim ayı, dönüp dolaştırdığımız konuların artık kestirmeden bir sonuca […]

Aşk

Kendimin en karanlık köşesindeydim. Hep böyle sürüp gideceğini sanmıştım. Gidebilirdi de… Hep sert, sivri, hırslı, aksi, inatçı, bencil, huysuz ve somurtkan olabilirdim. Sonra bir ışık gördüğümü sandım dışarda. Oysa fark ettim ki ışık içerden parlıyordu. Tam sol tarafımdan parlayan bir ışık. Kalbimin karanlığında parlayan incecik, ürkek, beyaz bir ışık. Belki de “Ben buradayım!” bile diyemeyecek […]

Düğmelerim Hükümsüzdür

Rengarenk, büyüklü-küçüklü yüzlerce düğmeden oluşan şıngır mıngır bir gömlek var üzerimde. Düğmelerim, karşımdakilere gel bana bas albenisiyle bezeli. En parlak, en ışıltılı düğmelerime ödül veriyorum bugün. Birincilik ödülü “saflık” düğmemsine gidiyor. O kadar da kötü bir şey değildi saf olmak. Ben temizlik olarak algılamıştım onun anlamını yıllarca. Ne vardı ki pür-i pak, tertemiz olmakta? Herkesi […]

Mavi Çiçek

Mavi Çiçek

Kimimiz bir rüya gördü, peşine takıldı, kimimiz bir kahkahanın ardından adımını attı. Her ne olduysa iyi oldu, güzel oldu. Tazelik dolu, renkli çiçeklerin içinden güle oynaya giderken, bir baktık yol karışmaya başladı, dalların arasından aydınlık görünmez oldu. Kimimiz daha fazla uzaklaşmak istemedi geri döndü, kimimiz karanlıkta yolunu bulamayacağını düşündü, ilerlemedi, kimimiz ise ne olursa olsun […]

Serbest Kürsü

Bu ay, ailece çıktığımız Bodrum tatilinde, zihnime serbest kürsü yaptırdım. Her duyguya ve düşünceye söz hakkı tanıdım. Hiçbirine tutunmamaya ve takılmamaya çalıştım, tatilin keyfinden mahrum kalmamak adına. Ve keşfettim ki birçok konu gibi “bireysel gelişim” de bıçak sırtına yerleşebiliyor. Farkındalıktan uzak yaşamak sarkacımın bir ucuysa “gelişiyorum” adı altında “kendimi didikleyişlerim” de sarkacımın diğer ucu. Ancak […]

Yol Defteri

Yaza yazılmış bir yazı elbette ki bir yolculuk barındırır içinde yerleşik hayattan; keşfedilesi yeni sokaklara, yeni kültürlere doğrudur bu yolculuk. Ruh da gezgin hali sever ve her adımda, baktığı her yerde Kaynağı görürse, bu yolculuk bir cennet bahçesine döner. Temmuz ayı bol adımlı bir ay oldu; durmadan arşınladığım sokaklardan, her adımda ruhumun katmanlarından bahsetmek var […]

Çikolatamı İsteme Benden

Geldi yaz ayları, yeniden başladı zayıflama çılgınlığı! Hoş artık yaz, kış, kadın, erkek demeden devam eden bir beden takıntısı var!  “Benim yağ oranım ideal seviyede; spor salonunun fatihiyim; kas oranım şahane; hadi sen de bizimle girsene rejime” muhabbetlerinden gına geldiğini söylesem yeridir. Bu durumda benim kilom tepkisel mi?! Hiçbirimizin, birbirimizden farkı yok! Ne zaman bir […]

Küçücük Omuzlarda Koskocaman Bir Dağ

Bir dağa çıkıyorum; hedefimde zirve. Nefes nefese… Bembeyaz bir martı var süzülüyor masmavi gökyüzünde; görmüyorum. Yemyeşil ağaçların üstünde bülbüller bir şarkı tutturmuş; duymuyorum. Baharın kendisini yaza bıraktığı bir sabahta sımsıcak bir güneş var; hissetmiyorum. Mış gibi yapmalarım var… Görüyormuş, duyuyormuş, hissediyormuş, keyifleniyormuş gibi yapıyorum. Bedenim, kıpkırmızı güneşe inat buz gibi. Yoksa kalbim mi buz tutmuş? […]

Güle Güle Öfke

Hayatımda hoşuma gitmeyen yaşam deneyimimi sordunuz yanlış anlamadıysam. Cevap veriyorum. Hayatımda hoşuma gitmeyen yaşam deneyimlerinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci… sırasında eşime karşı olan öfke kontrol sorunumun yarattığı kalp kırgınlıkları var. Bu durumun ortaya çıkması için ne mi yaptım? Cevap veriyorum. Onu ilahlaştırdım, mükemmellik kraliçesi yaptım onu. Çünkü ben ancak mükemmeli seçer, ancak mükemmelle birlikte […]

Mükemmeliyetçilik Mi? Benden Uzak Dursun!

Hani en iyi özelliğim mükemmeliyetçi olmam diye böbürlenen insanlar vardır ya, işte ben de yıllarca mükemmeliyetçiliğin iyi bir şey olduğu yanılgısıyla yaşayanlardandım. Bir işi yapıyorsan tam yapacaksın! Yoksa hiç yapma daha iyi tavrı takınanlardandım. Meğer hem kendime hem başkalarına ne kadar yorucu davranmışım. Fark etmem, idrak etmem, kabul etmem, değişim yönünde adım atmam maalesef uzun […]

Oldum Havası

Beni en zorlayan insanlar ‘‘Oldum Havası’’ çalanlar… Bu insanlar adeta insanlığa hizmet için yaratılmışlardır! Nasıl olunmaması gerektiğine dair eşsiz birer örnektirler! İşin trajik yanı da çoğunlukla ‘‘Oldum Havası’’ çaldıklarının farkında bile değildirler. Nasıl mı? Mesela Oldum Havası çalan insan size ‘‘Akıl verme’’ diyerek akıl verir. Ardından ‘‘Şunu şöyle, bunu böyle yap’’ tadında cümleler gelir. Büyük […]

Soru İşaretleri

Sorularım var sorulmamış. Cevaplarımsa yok. Soru yoksa cevap nasıl olsun ki? Sorun yoksa çözüm nasıl olsun ki? Kabul yoksa zihin sorunun varlığını nasıl idrak eder ki? Zihinde bir kavram yoksa zihin onu diğer kavramlarla eşleştirerek çözüm yoluna gidemez ki. O yüzden bu karanlığa gömülü günlerde bir mum yakmak benim elimdeydi. Ben de bir soru seçtim […]

Öfkeliyim

Fark ettim ki tüm düğmelerim öfke ile etkinleşiyor. Her şeye, herkese karşı beni yanardağ gibi her an patlatmaya hazır hassas öfke düğmeleri… Üç boyutlu animasyon filmlerinin çekim aşamasında, perde arkasında şahit olduğumuz, oyuncuların üzerindeki algılayıcı dolu kıyafetler gibi her milimetrekaremde milyonlarca öfke düğmesi… Boşluk yok, öfke yumağıyla sımsıkı örülmüş bir öfke elbisesi. Ama neden? Neden […]