Küçük Bir Devrim

kucuk-bir-devrim-i

 

Dün Varşova’da gezinirken rastgele seramik ürünler, değerli taşlı takılar, tablolar gibi farklı el yapımı ürünlerin olduğu bir dükkana girdim. Dükkanda çalışan, ürünlerin bir kısmının yaratıcısı Patrycja ile her şey ne kadar da güzel cümlesiyle başlayan ve politikayla, ülke halleri ile sonuçlanan sohbetimizin 1 saatten fazla sürdüğünü dükkandan çıktığımda fark ettim.

Polonya’nın başındaki kişi de halkı ayrıştıran bir politika izliyormuş; ekonomik durum iyiye gitmiyormuş;halkın alım gücü düşükmüş; işsizlik varmış; gibi gibi… Bir çok benzerlik. Genel olarak dünyanın iyiye gitmediğini, birilerinin sanki arka planda gizli bir plan uyguladığını konuştuk. Sonra peki biz ne yapabiliriz bu durumda diye konuşurken Patrycja beni çok etkileyen bir şey söyledi: “Yıllar öncesinde kurulmuş olan ve çoğumuzun sorgulamadan yaşamayı kabul ettiği bu düzende küçük bir artist olarak yapabileceğim şey, yaptığım sanatı devam ettirmek; insanları içinde bulundukları andan, hayattan bir an da olsa çıkarabilecek, belki de sorgulamaya itecek bir şeyler üretmek. Bizim devrimimiz de bu. Para kazanmamayı göze alarak yalnızca sevdiği işle sevdiği için, yaşadığını hissettiği için uğraşan insanların hepsi birer devrimci değil mi?”

Ben hiç böyle düşünmemiştim ki.

Attığımız her adımda ne yazık ki bir geçim kaygısı, bir başarısızlık korkusu var. Bugüne kadar korkuyla yapılan neyden hayır gelmiş ki? Zor olan korkulardan, endişelerden sıyrılıp bir şeyleri sadece sevgiyle yapabilmek. Yapabileceğimiz şey, içinde bulunduğumuz ama her gün şikayet ettiğimiz bu düzende, şikayet ettiğimiz şeyleri yendiğimizi hissettirecek ufak da olsa bir şey yapmak. En azından bir şey denemek. Neyi seviyorsun? Ne yapmak istiyorsun? Her gün izlediğimiz haberlere sinirlenmek eyleme geçmek sayılmıyorsa çoğumuz hiçbir şey yapmıyoruz diyebiliriz sanırım.

Mahatma Gandhi, burada sıfırdan keşfetmeye çalıştığımız ve yeni anlayabildiğimiz şeylerin tümünü özetleyecek şekilde “Be the change you want to see in the world.” yani “Dünyada görmek istediğin değişikliğin ta kendisi ol” demiş.

Bugünü diğer günlerden farklı yaşamak için ne yapabiliriz? Bugünümüzü hem kendimiz için hem başkaları için yararlı bir güne nasıl dönüştürebiliriz. Belki de güne başlama sorumuz bu olmalı. Bu birisine işini iyi yaptığı için içten gelen bir iltifat da olabilir, bir çocuğa bir şey öğretmek, zor durumda olduğunu bildiğimiz birine yardım etmek ya da kendimizi mutlu edecek herhangi bir şey yapmak.

Amacımız şikayet ettiğimiz şeyin bir parçası olmaktansa iyilik ve değişim adına bir kıvılcım başlatabilmek. Belki bir günde olmayacak ama neyi değiştirecek ki dediğimiz bu küçük adımları atmazsak hiç olmayacak.

Yüksel Ülgen

 

Yorum Yap