On Soruda Aslı Gökyokuş

Berin Yavuzlar

Berin Yavuzlar Kuraldışı Dergi için sordu

Aslı Gökyokuş en çok kimi kıskanır? Bu hayatta en son ne öğrendi? Korkularıyla nasıl baş ediyor? En büyük zaafı ne? Zaafıyla mücadele ediyor mu? Peki kadere inanıyor mu? Rock müziğin özel seslerinden Aslı Gökyokuş’la hayata, insan olmaya ve aşka dair…

1

Hayata dair en son ne öğrendiniz?

Aslında öğrenmek demeyelim de daha önce defalarca öğrendiğimiz bir şeyi yeniden hatırlamak diyebiliriz. Türkiye’de birçok kişi yaşadı bu duyguyu geçtiğimiz ay; o da Defne Joy Foster gibi genç, enerjik, tatlı bir kızın hayatının aniden sona ermesi ve bunun her insanın kendi özelinde aklına getirdiği gerçekler. Hepimiz hayatta birçok şeyi erteliyoruz. Bizi mutlu edecek birçok şeyi öteleyip bambaşka şeylere enerjimizi harcıyoruz. Ölümün herkese sıralı geleceği yanılgısına inanmak istiyoruz. Aslında hep böyle travmatik durumlarda kafamıza bir şeyler dank ediyor ama sonra hayatın karışıklığında bir süre sonra her şeye eski biz olarak devam ediyoruz. Benim için de aynı şey geçerli. Biliyorum ki bu olayın etkisiyle düşündüğüm ve daha hassas baktığım bazı şeyleri bir süre sonra unutacağım, unutacağız. ”Neresindeyim” şarkımda hayatın, kadınlığın, aşkın neresindeyim diye soruyordum. Aslımın neresindeyim? Ben var oldukça da çelişkilerim, sorgulayışım devam edecek.

2

Öfke, mutluluk, üzüntü… Hangi duyguyu, hangi koşullarda en yoğun yaşıyorsunuz?

Bunlardan birini daha çok yaşıyorsam, bu umarım mutluluktur. Bu duyguların hepsi dönemsel olarak, yaşananlara göre daha baskın hissettiğim duygular. ”Zamanın azaltamadığı, yumuşatamadığı şey yoktur” der Cicero. Acı zamanla katlanır mı yoksa azalır mı bilmiyorum ama hiçbir öfkenin aynı şiddette esmeyeceğine, muhakkak dineceğine, her mutluluktan sonra da bir üzüntünün geleceğine inanırım.

3

Kimi, neyi kıskanırsınız? Kıskanmak bir zayıflık göstergesi midir?

Her ne olursa olsun bir şeye standart üstü kabiliyeti olan insanları kıskanırım. Bir enstrümanı yaşayarak, çok çok iyi çalan bir müzisyeni ya da bir uçak, otomobil tasarımında çalışan, asla benim kafamın basmamış olduğu matematiksel hesapları yapıp mucizeler yaratan bir mühendisi ya da her şeyi bırakıp, zaman ve sorumluluk sorunu olmadan dünyayı bir yelkenliyle dolaşanları kıskanabilirim. Ama benim kıskançlık dediklerim için daha ziyade özenme ya da imrenme diyebiliriz. Kimsede gözüm olmaz benim. Onun dışında eşimi, yani sevdiğim insanı kıskanırım. Kıskançlığımı da saklamam, dile getiririm. Sevdiğin, değer verdiğin insanı kıskanmanın çok doğal, içgüdüsel bir duygu olduğunu düşünüyorum. Bunu bir zayıflık olarak da görmüyorum. Ama elbette bu sağlıksız, abartılı bir kıskançlıksa ve hayatınızı olumsuz etkiliyorsa; hem size, hem karşınızdakine; hem de ilişkinize büyük zarar verir. O zaman onun altında zayıflığınız ve kompleksleriniz de dâhil birçok sebep var demektir.

4

Hırs iyi midir? Ne verir, ne alır?

Hırs yerine azmi tercih ederim. Hırslı insanları sevmem, azimli olanlara saygı duyarım. Hırslı insan etrafına ve kendine zarar verir. Genelde de önünde hiçbir şeyi, hiç kimseyi tanımaz. Hırs belki hayatına bir şeyler verir ama insanlığından da muhakkak alır.

5

Korkularımız nasıl gelişiyor sizce? Siz korkularınızla nasıl baş ediyorsunuz?

Bence kesinlikle çocukluğumuzla bağlantılı. Kimsenin bu dünyaya özellikle korkusuz ya da korkak geldiğine inanmıyorum. Bunu yaşadıklarımız ve tecrübelerimiz sonucu biz oluşturuyoruz. Korku bizi ya da etrafımızı korumak içinse yararlı da olabilirken genellikle bizim kendi önümüze koyduğumuz en büyük engeldir. Ben korkularımla yüzleşmekten yana oldum hep, korkarak yaşayan insanlara da hep üzüldüm. Çünkü bence korkulardan kaçmak değil ki yaşamak.SAYFA-BOLUMU

6
En büyük zaafınız? İnsan zaafıyla mücadele edebilir mi ya da etmeli mi?

İnsan zaafıyla mücadele etmeli tabii. Ama edebilir mi? Bak işte o muallak. Ben genel olarak fazla dürüst bir insanım. Böyleleri en yakınlarını olduğu gibi kendilerini de oldukça fazla hırpalarlar dürüstlükleriyle. Dolayısıyla zaaflarım konusunda da oldukça gerçekçiyim. En büyük zaafım ne? Bu “enli” sorular beni hep yormuştur, cevap veremem hiç. Hayatta emek, zaman ve odak gerektiren bazı şeylere yeteri kadar zaman ve emek harcamazken bazı şeylere de haddinden fazla harcıyor olmam diyebiliriz.

7

Kadere inanır mısınız?

Hem duygusal hem de mesleki anlamda yolumuzu ne belirler bu hayatta? Kader dediğimiz şey seçtiğimiz yolların sonucu. Bu yolları seçeceğimiz önceden belli mi? Hiçbir fikrim yok. Ama ben kaderci bir insan olmadım hiç. İnsanın bazı sonuçları değiştirebileceğine inanırım. Ama iş ölüme gelince çoğu zaman değiştirebileceğimiz bir şey olmuyor. Şans önemlidir insan hayatında, bazen neredeyse herşeyi yaparız ama şansımız yoksa olmaz bir şekilde. Bu mesleki anlamda da duygusal anlamda da böyle.

8

Ruhunuza, kalbinize değen; sizi değiştiren insanlar var mı? Giderlerse boşluklarını nasıl dolduruyorsunuz?

Olmaz mı, var tabii. Kalbime değmiş olan ilişki yaşamış olduğum biri değilse, gitmesine asla izin vermem ki…

9

Peki sizin, ruhuna değdiğiniz insanlar var mı? Siz olmasanız hayatı çok farklı olacak insanlar?

Onun benim ruhuma değdiği gibi ben de eşimin ruhuna değmişimdir diye düşünüyorum. Bugün ikimizin de hayatı birlikte olmasak oldukça farklı olabilirdi. Birbirimize kattığımız çok şey var, biliyorum ki iyi yönde değiştik. Onun dışında bir isim vermek zor olur. Çünkü şunun hayatını değiştirdim, bunun ruhuna, kalbine değdim gibi kelimeler benim için çok iddialı. Sen zaten daha sorarken sen şimdi mütevazısın cevap vermezsin dedin, ben de seni yanıltmayacağım. Eğer müziğimle, sözlerimle dinleyicilerimin kalbine biraz olsun dokunabilmişsem ne mutlu bana. Yaptığım iş bana içimdekileri kâğıda döküp, onlara ses vererek; insanların ruhlarına, kalplerine dokunabilme şansı veriyor. Müziğin sihri de burada zaten!

10 “Kayıp…” Kayıp deyince Aslı’nın aklına, yüreğine ilk ne düşüyor?

İlk düşen şeyi paylaşmayacağım, bana özel kalmasını tercih ederim. Ama annemin ve babamın ailesinde verilmiş olan kayıplar beni hep çok etkilemiştir. En son da birkaç ay önce senelerdir göremediğimiz teyzemi tekrar görme ve hasret giderme şansımız olmadan kaybetmiş olmamız.

Kendi planlarına göre astronot, babasına göre bilgisayar mühendisi olacaktı.
İkisinin de yakınından bile geçmedi.

Önce azıcık İspanyol Dili ve Edebiyatı okudu, sonra soluğu Mimar Sinan’da aldı, seramik okudu. O aralar yazmaktan ve okumaktan anladığı çıktı ortaya. Üniversiteyle birlikte çeşitli dergilere çeviri, derleme, editörlük derken önce Discovery Channel, ardından National Geographic dergisinde çalıştı. Sonra soluğu Marie Claire’de aldı. Orada da yazdı, çizdi, bol bol röportaj yaptı, sanat yönetmenliği ve moda editörlüğüne girişti.

Bugünlerde serbest gazetecilik yapıyor, bir internet portalını idare ediyor ve ucundan kıyısından sanat yönetmenliğine devam ediyor.

 

berin.yavuzlar@gmail.com

1 Yorum

  1. Aslı Gökyokuş gerçekten bambaşka bir insan. O beni hiç görmese de varlığı gerçekten hayatımı değiştirdi. Ve benim içimde bile ulaşamadığım yerlere dokunan ikinci insan…

Yorum Yap