Su Ayak İzi

Dr. Volkan Demir

Su, yeryüzündeki canlılar için yaşam kaynağı ve yaşadığımız dünyadaki birçok faaliyetin gerçekleşmesinde oynadığı önemli rol ile doğanın bize sunmuş olduğu eşsiz bir hediyedir. Dünyamızın yaklaşık %70’ini kaplayan su, yetişkin bir insan bedeninin de yaklaşık %65’ini oluşturmaktadır. Su o kadar önemlidir ki, en küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutar.

Dünyamızın büyük bir kısmı su ile kaplı olması bizim su sıkıntısı ile karşı karşıya olduğumuz gerçeği ile yüzleşmemizi engelleyememektedir. Dünya üzerinde 141 milyar m3 olan su hacminin % 98’i okyanuslarda ve iç denizlerde bulunmakta fakat içeriğindeki tuz ve diğer maddeler yüzünden kullanılamamaktadır. Dünyadaki suların ancak % 2,5’i tatlı sudur; bunun da yaklaşık % 80’i atmosfer, buzul, toprak ve yeraltı sularında bulunur ve kullanılamaz durumdadır. İnsanoğlunun yüzeysel sular ve yeraltı su kaynaklarından temin ettiği suyun miktarı ancak % 0,3’tür. Bu rakam aslında su kaynaklarımızın ne kadar değerli olduğunu ve tasarruf konusunda çok dikkatli olmamız gerektiğini bize göstermektedir.

Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmakta ve su sıkıntısı birçok ülkede görülmektedir. Dünya nüfusunun % 40’ını oluşturan 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekmektedir. Dünya nüfusunun yaklaşık % 20’sine karşılık gelen 1,4 milyar insan yeterli içme suyundan mahrum olup, 2,3 milyar kişi sağlıklı suya ulaşamamaktadır. Su sıkıntısına çözüm bulabilmek için uluslararası örgütler çalışmalarda bulunmakta, plan ve stratejiler üretmektedir. Su kaynaklarının kullanımına yönelik alternatif bir gösterge olan “Su Ayak İzi” bu çalışmaların son örneklerindendir. Su Ayak İzi, birim zamanda harcanan (buharlaşma dâhil) ve/veya kirletilen su miktarı ile ölçülmektedir. Bir bireyin, toplumun veya iş kolunun su ayak izi, bireyin veya toplumun tükettiği malların ve hizmetlerin üretimi için kullanılan veya üreticinin mal ve hizmet üretimi için kullandığı toplam temiz su kaynaklarının miktarıdır (Water Footprint Network, 2012). Tasarruf ile ilgili eski yazılarımda bireysel olarak direk su kullanımı ile ilgili dikkat etmemiz gereken noktaları sizinle paylaşmıştım. Ne kadar su tasarrufu yaparsak yapalım, günlük hayatımızda kullandığımız maddelerin üretiminde de suyun kullanıldığı ve bu konuda da dikkatli olmazsak su israfına yol açabileceğimizi bilmeliyiz. Örnek olarak giydiğimiz bir penye tişörtün pamuğunu yetiştirmek için 7.000 litre su gerektiği, 1 kg buğdayın yetişmesi için 1.000 litre suya ihtiyaç duyduğu ve 1 bardak kahve için 140 litre su gerektiği ortaya çıkarılmıştır. Son dönemlerde her yerde açılan kahvecilerde içtiğiniz kahvelerin 1 kilosunun üretimini için harcanan suyu düşünün. Fazla aldığımız için bayatlayıp attığımız ekmeğin üretimi için gereken tonlarca suyu düşünün. Tasarruf işine girdikçe aslında ne kadar israf ettiğimizin biraz daha farkına varıyoruz. Bireysel tasarrufumuzla bir yılda tasarruf ettiğimiz suyu başka yerde pek çoğunu da bilmeden yaptığımız israf ile kaybediyoruz. Artık daha dikkatli ve daha bilinçli olmamız gerekiyor.

İsraftan kaçınmak için tasarruf yapan bireyler olmamız gerekliliği ile birlikte bilinçli tüketiciler olmamız gerekiyor. Su Ayak İzi için yöneticilerin yapacağı stratejilere destek olmak amacı ile etrafımızdaki tanıdıklarımıza bu konuda bilgi vererek işe başlayabiliriz. Bahçeniz varsa serin olan saatlerde sulama yapmamız avantajdır. Bina olarak yağmur suyunu değerlendirebilecek depolar yaptırabilirsiniz. Alışverişlerinizde israfa yol açmayacak şekilde tam ihtiyacınız ne ise ona göre alışveriş yaparak Su Ayak İzinizi azaltabilirsiniz. Unutmayın doğa yeniden su üretemez, bize verdiği su aşağı yukarı her sene aynı miktardadır. O yüzden daha bilinçli daha sıkı tasarruf yapmalı etrafımızdakileri de bu konuda teşvik etmeliyiz.

Ankara doğumlu, İlköğrenimini Ankara, ortaöğrenimini Balıkesir’de tamamlayarak İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı üniversitenin Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü’nde yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladı. Deniz koruma, Denizel ekosistem, Deniz kirliliği, Özel Çevre Koruma Bölgeleri konularında çalışmalar ve araştırmalar yaptı. Türkiye’nin tüm denizlerinde ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalara katıldı. Halen aynı kurumda çalışmaya devam etmektedir. Bilimsel ve sportif çalışmalarının yanı sıra Çevre Koruma, Deniz Kazaları, Denizde Arama Kurtarma ve Deniz temalı sosyal çalışmalar gerçekleştiren kurumlara danışmanlık yapmakta, yine bu kurumlar için çeşitli seminer ve sunumlar gerçekleştirmektedir.

Yorum Yap